AİHM kararları ve Türk yargısı üzerine dikkat çeken tartışma: Bundan sonra ne olur?

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Çarşamba, Ocak 28 2026
Paylaş
X Post
Hukukçu Levent Mazılıgüney ve Doç. Dr. Kerem Altıparmak, katıldıkları programda AİHM’in Yalçınkaya kararı sonrası Türk yargısının tutumunu ve KHK ihraçlarına ilişkin beklenen yeni süreci değerlendirdi. Programda, yargının “Bylock eşittir suç” yaklaşımını sürdürmesi ve tazminat ödenmemesi sert dille eleştirildi.
AİHM kararları ve Türk yargısı üzerine dikkat çeken tartışma: Bundan sonra ne olur?

Doç. Dr. Kerem Altıparmak, AİHM’in Yalçınkaya kararının bir “yol haritası” olduğunu vurgulayarak, Türk mahkemelerinin sadece Bylock varlığını suç için yeterli saymasının AİHM’in 7. maddesi (suç ve cezaların kanuniliği) ile çeliştiğini belirtti. Altıparmak, yargılamalarda kişinin örgütsel hiyerarşiye dahil olduğunun “yoğunluk, çeşitlilik ve süreklilik” kriterleriyle ispatlanması gerektiğini, ancak yerel mahkemelerin bu tartışmaya girmekten kaçındığını ifade etti.


KHK İhraçlarında “Tsunami” Beklentisi


Programda, KHK ihraçlarıyla ilgili AİHM’e on binlerce başvurunun ulaştığı ve Mahkeme Başkanı’nın bu durumu bir “tsunami” olarak nitelendirdiği hatırlatıldı.


İrtibat ve İltisak: 15 Temmuz sonrası mevzuata giren bu kavramların “öngörülemez” olduğu ve geçmişe dönük uygulanmasının hukuk güvenliğini zedelediği belirtildi.

Pilot Karar İhtiyacı: AİHM’in ihraçlar konusunda bir “pilot karar” vermekte geç kaldığı, bu durumun Türkiye’deki idari yargı süreçlerini belirsizliğe ittiği vurgulandı.


Tazminatsız Kararlar ve Sembolik Mesajlar


AİHM’in son dönemde ihlal kararı vermesine rağmen tazminata hükmetmemesi programın en çok tartışılan konularından biri oldu. Kerem Altıparmak, tazminat ödenmemesinin başvurucular üzerinde “İhlal buldum ama çok da masum değilsiniz” gibi yanlış ve sembolik bir algı oluşturduğunu savundu. Ayrıca, avukatların emeklerinin karşılığı olan vekalet ücretlerinin dahi verilmemesinin hiçbir meşru gerekçesi olamayacağı ifade edildi.



“Binalara Değil, Hukuk Etiketi Olan Hakimlere İhtiyaç Var”


Levent Mazılıgüney, yapılan devasa adliye saraylarını eleştirerek, “Dünyanın en büyük adliyesini yapmak bir övünç değil, hukuk sisteminin çöktüğünün kanıtıdır” dedi. Altıparmak ise çözümün binalarda değil, hakimlerin uluslararası hukuka uymayı bir “ödev” olarak görmesinde (Opinio Juris) yattığını belirterek, yargıdaki zihniyet dönüşümünün şart olduğunu vurguladı.

AİHM kararları ve Türk yargısı üzerine dikkat çeken tartışma: Bundan sonra ne olur?