AİHM’den Ankara’ya tarihi OHAL soruları: KHK ihraçları ve ByLock delilleri hukuki mi?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’deki olağanüstü hâl (OHAL) döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ve idari kararlarla meslekten ihraç edilen binlerce kamu görevlisini yakından ilgilendiren tarihi bir adıma imza attı. Mahkeme, Mehmet Candar v. Türkiye (Başvuru No: 31947/25) başvurusu kapsamında, yargı mensubu, polis, asker ve memurlardan oluşan 23 kişinin dosyasını 23 Haziran 2026 tarihinde Türk Hükümeti’ne tebliğ etti.
AİHM’in hükümete yönelttiği sorular, Türkiye’deki OHAL yargılamalarının ve Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ByLock konusundaki pilot kararlarının Avrupa standartlarında ciddi bir sınav vereceğini gösteriyor.
Yüksek Yargıdan Kolluğa Toplu İhraçlar Mercek Altında
Davanın arka planında, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen OHAL kapsamında ulusal güvenliğe tehdit oluşturduğu iddia edilen yapılara "aidiyet, iltisak veya irtibat" gerekçesiyle ihraç edilen kamu görevlileri yer alıyor. Başvurucular arasında;
Hâkim ve Savcılar: 667 sayılı KHK uyarınca HSK Genel Kurulu kararlı listelerle topluca ihraç edilen yargı mensupları,
Askeri Hâkimler: Milli Savunma Bakanı başkanlığındaki özel komisyon tarafından görevine son verilenler,
Memur, Polis ve Askerler: İsimleri doğrudan KHK ek listelerinde yayımlanarak haklarında ceza soruşturması açılan kamu çalışanları bulunuyor.
İç hukuk yollarını (OHAL Komisyonu, İdare Mahkemeleri ve Danıştay) tüketen başvurucular, son olarak Anayasa Mahkemesi’ne gitmişti. Ancak AYM, 2025 yılının Mayıs ve Temmuz aylarında verdiği pilot kararlarla (N.E., A.S. ve Erkan Sezgin kararları), kamu görevlisinin ByLock kullanıcısı olmasını "irtibat ve iltisak" için tek başına yeterli gerekçe saymış ve diğer delillerin incelenmesine gerek görmemişti.
AİHM'den Hükümete 4 Kritik Alanda "Hukukilik" Sorgusu
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma (Md. 6), özel hayata saygı (Md. 8) ve örgütlenme özgürlüğü (Md. 11) maddelerini masaya yatıran AİHM, Türk Hükümeti’nden şu sorulara yanıt istedi:
1. "İltisak" Kavramı Öngörülebilir mi, Ömür Boyu Yasak Ölçülü mü?
AİHM, "sadakat yükümlülüğü" kavramının OHAL öncesi uygulamasına dikkat çekerek, KHK’lar ile getirilen "irtibat ve iltisak" gibi kavramların ne derece öngörülebilir olduğunu sordu. Ayrıca, kişilerin unvan ve sorumluluk düzeylerinin bu süreçte gözetilip gözetilmediğini sorgulayan mahkeme, ömür boyu kamudan men edilmenin isnat edilen eylemlerle ne kadar ölçülü olduğunu ve bunun Sözleşme’nin 15. maddesindeki (olağanüstü hallerde hakların askıya alınması) "durumun kesinlikle gerektirdiği ölçü" sınırını aşıp aşmadığını sordu.
2. İsimlerin Listelerle İlan Edilmesi "Masumiyet Karinesini" Lekeledi mi?
İhraç edilen kişilerin isimlerinin, kimlik bilgilerinin Resmi Gazete’de veya HSK internet sitesinde kamuya açık şekilde yayımlanmasının, bireylerin itibarın korunması hakkını ve masumiyet karinesini ihlal edip etmediği hükümete sorulan bir diğer çarpıcı başlık oldu.
3. MİT ve BTK Verileri Hukuka Uygun mu Toplandı?
Mahkeme, ByLock verilerinin ve HTS (iletişim trafik) kayıtlarının toplanma sürecine yönelik çok sert sorular yöneltti.
MİT bu verileri hangi yasal dayanakla elde etti ve işledi? Mevcut kanunlar keyfi müdahalelere karşı yeterli güvence içeriyor mu?
BTK ve internet sağlayıcıları verileri yasal saklama sürelerini aşacak şekilde geçmişe dönük mü topladı? Keyfiliğe karşı etkin koruma var mı?
4. "Sonradan Toplanan Delillerle" Adil Yargılanma Olur mu?
Başvurucuların ihraç edildikleri sırada kendilerine hiçbir delil sunulmadığı, idare mahkemelerinin ise daha sonra ceza davalarında ortaya çıkan delillere dayandığı iddiaları üzerine AİHM; bu modelin "silahların eşitliği" ve "çelişmeli yargılama" ilkelerine uygunluğunu sorguladı. Mahkemelerin ByLock'a "belirleyici ağırlık" verirken savunmaya bu delilleri çürütme fırsatı tanıyıp tanımadığı, ceza davalarındaki tanıkların idari yargıda sorgulanıp sorgulanamadığı ve davaların duruşmasız (sadece dosya üzerinden) karara bağlanmasının adil olup olmadığı sorular arasında yer aldı.
5. Yasal Sendika ve Dernek Üyelikleri Suç Sayılabilir mi?
Son olarak AİHM, tamamen veya kısmen yasal derneklere (örneğin kapatılan YARSAV), vakıflara veya sendikalara (Aktif-Sen) üye/yönetici olan ya da yasal yardım kuruluşlarına (Kimse Yok Mu Derneği) bağış yapan kişilerin ihraç edilmesinin, örgütlenme ve sendikal özgürlüğe demokratik bir toplumda meşru bir müdahale olup olmadığını sordu.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ERTUĞRUL İNCEKUL

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

CUMA KARAMAN

ABDULLAH AYMAZ

NUMAN YILMAZ YİĞİT

NATO gözaltılarında tutuklanan sayısı 103 oldu

Söyledikleri doğru mu? 500 kilo altın açıklamasınd...

Avrupa’ya çağrı: Türkiye’nin uluslararası mekanizm...

Piknikten dönen teyzeler terör örgütü iddiası ile ...

Haluk Levent'in kardeşi, Şile Belediyesi operasyon...






