Alaşehir- Filedelfiya

Okuma Süresi 5 dkYayınlanma Pazartesi, Mayıs 18 2026
Paylaş
X Post


İncil’de Anadolu’da bulunan yedi önemli kiliseden bahsedilir. Bunlardan birisi Manisa’nın Alaşehir kazasındadır. Esas ismi Alaşehir’in Filedelfiya’dır.  Bu isim, Alaşehir  Yıldırım Bayezit  tarafından fethedilince, şehrin düzgün sokakları için  “Ne âlâ şehir!..” demesiyle Yıldırım’ın  Alaşehri olmuştur. “Âlâ balık”  Alabalık olduğu gibi…  Siz Salihli tarafından Alaşehir’e veya Denizli tarafından Alaşehir’e doğru  giderken hep tarihi yerleri işaret eden levhalarda “Filedelfiya” ismini görürsünüz. Şimdi de Alaşehirimiz Filedelfiya ile kardeş şehirdir.

Gelelim daha önce yazdığım  “Amerika Burada  Başlar!”  başlıklı yazımda anlattığım yazıya… Seneler önce Pensilvanya Eyaletine New York tarafından girişte böyle bir levha vardı. Sebebine gelince: William Pen, hukuk tahsilini Almanya’da yapmış bir hukukçu. Vicdanlı bir insan olduğu için yaşadığı dönemdeki bir haksızlığa isyan ediyordu. Yani ülkesi İngiltere, resmen Anglikan Mezhebine girince iktidar tarafından bu resmi Mezhep dışındaki bütün Hristiyan Mezheplerin mensuplarının hepsinin de başşehir Londra’ya girmeleri yasaklandı.  Ancak 7/15 kilometreye kadar Londra’ya yaklaşabilirlerdi. İşte o William Pen bu zulme itiraz ediyordu. Bu yüzden de ikide bir hapse giriyordu. Babası zengin bir general ve Lord idi. Hemen itibarını ve imkânlarını kullanarak hapisten kurtarıyordu. O günlerde ismi henüz Pensilvanya olmayan bölge Hollanda işgalinden İngilizlerin eline geçmişti. O zaman burasının kullanım hakkını veliahta vermişlerdi. Ama veliaht bir kumarbazdı. Çok büyük borçları vardı. Veliaht, William’ın lord olan babasına gidip, “Borçlarımı öde o bölgenin kullanım hakkını sana devredeyim” dedi. Baba, oğlunun durumundan bıkmıştı. Bunu bir fırsat görerek veliahtın teklifini kabul etti. Oğlunu çağırıp “İşte sana geniş bir imkân…  Git oraya… Ne istiyorsan orada yap!..”  dedi. William Pen, kabul edip oraya gitti. Bir hukukçu olarak önce İncil’den ismini bildiği Filedelfiya’yı kurmak için kollarını sıvadı. Sonra da bir Anayasa hazırladı. O zaman İngiltere’de iki yüz çeşit idam cezası vardı. Mesela, horoz dövüştürmenin cezası bile idam idi. O bütün bu cezaları kaldırıp idam cezasını iki şeye bağladı. Birincisi, haksız insan öldürme. İkincisi vatana ihanet…  Sonra bu kanunları İngiltere idaresini de tasdik ettirdi. Sonra o topraklara Avrupa ülkelerinden gelip oralara yerleşen inançlarını yaşamak isteyen toplulukları da “Buralarda rahat yaşayabilirsiniz.” diye güvence verdi. Ayrıca orada yaşayan Kızılderililerin liderinin yanına gidip, “Biz buraya kavgaya gelmedik. Buralara gelen Avrupalıların çoğu dindar insanlar. Sırf inançlarını yaşamak için geldiler. Sizinle anlaşmak, savaşsız, huzur içinde yaşamak istiyoruz” diyerek, güzel bir anlaşma yaptılar ve asla karşılıklı bir saldırma yaşanmadı. Huzurlu bir hava meydana geldi. Artık bundan sonra bu bölgenin adı “Pen’in ormanları”  mânasına “Pensilvanya” oldu. Her şey o bölgede adaletli kanunlar garantisinde devam etti. Bilhassa bizim kampın çevresindeki şehirlerin isimleri hep İncil’den, Hz. İsa Aleyhisselamın yaşadığı bölgedeki yerlerin isimleri. Mesela, “Nazaret” “Nâsıra”  Hz. İsa’nın doğduğu yer. Nasranî ismi Hristiyan insanları ifade eden bir isim. “Betlohem”  “Beytullahm” demek yine o bölgeden…  

Sonradan bütün eyaletler toplanıp Amerika Birleşik Devletleri olarak birleştiklerinde Başkan Jefferson, bu büyük ülkenin Anayasasını yaptı. Ama bunun aslı, hukukçu William Pen’in Anayasasıdır. İşte bu sebepten, Ali Rıza Tanrısever Ağabeyimizin 1993 Haziran’da kampımız açılırken, 500 insana konuşma yaparken, “New York’tan Pensilvanya’ya girerken  ‘Amerika Burada Başlar’ levhası var. Bizim de Hizmetimiz burada başlar.” demişti. Haklıymış…