Ankara'da konuşulan 'Elçi Kulisi'ni o gazeteci anlattı
⏱ Okuma Süresi 11 dk•Yayınlanma Pazartesi, Mart 16 2026
Paylaş
X Post
Gazeteci Erk Acarer, CHP lideri Özgür Özel ile eski TBMM Başkanı Bülent Arınç arasında 12 Mart’ta gerçekleşen sürpriz görüşmenin perde arkasına dair çarpıcı iddialarda bulundu. Acarer, bu görüşmenin basit bir “hemşehri ziyareti” olmadığını, doğrudan Saray’dan gelen bir talep üzerine kurgulanmış bir “pazarlık masası” olduğunu öne sürdü. Acarer, “Bakın ne konuşuldu o toplantıda? Bülent Arınç, Özgür Özel nezdinde CHP’den nasıl bir beklenti içinde olduğunu dolaylı şekilde anlattı. Evet, yine dolaylı yoldan, üstü kapalı. “Durun” talebini iletti. “Durun” dedi ya da “durmanız isteniyor” talebini iletti. Tabii bu “durun” talebi; İmamoğlu’nu yalnızlaştırın, desteksiz bırakın, mitinglerden vazgeçin talebiydi. Hatta bu, İmamoğlu’nun tutuklanmasının yıldönümünde yapılması kararlaştırılan Saraçhane mitingini de kapsıyor.” iddiasında bulundu.

yaptığı yayında Acarer, görüşme talebinin bizzat iktidar kanadından geldiğini anlatarak Arınç’ı “Sarayın elçisi” olarak tanımladı. Arınç’ın siyasi geçmişindeki kritik rolleri hatırlatan Acarer, tecrübeli siyasetçinin en kritik anlarda “iyi polis” rolüne soyunarak toplumun gazını alma görevini üstlendiğini iddia etti. Acarer’in iddiasına göre görüşmenin merkezinde Ekrem İmamoğlu davası ve CHP’nin adaylık stratejisi yer alıyor. Acarer’in iddialarına göre Arınç, Özel’e şu mesajları iletti:
Mitingleri Durdurun: İmamoğlu için planlanan Saraçhane mitinglerinden vazgeçilmesi ve desteğin azaltılması.
Adayı Belirleyin: İmamoğlu’nun aday olamayacağı üzerinden, CHP’nin vakit kaybetmeden yeni bir isim ilan etmesi için baskı kurulması.
Yalnızlaştırma Politikası: İmamoğlu’na yakınlığıyla bilinen Gökhan Günaydın’ın görüşmeye dahil edilmemesinin, İmamoğlu’nu partide yalnızlaştırma hamlesinin bir parçası olduğu savunuldu.
Erk Acarer’in açıklamalarının ilgili bölümü şöyle:
Bugün Bülent Arınç meselesi ve Cumhuriyet Halk Partisi Özgür Özel’in eleştirilmesini konuşacağız. Bildiğiniz gibi değil aslında mesele. 3 gündür çok konuşuyorlar ama boş konuşuyorlar. Bu konuşmalara kulak asmayın lütfen. O toplantının öncesini, sonrasını, perde arkasını net bir şekilde benden dinleyeceksiniz.
Arınç talebi kimden geldi? Yani Arınç’la Özgür Özel’in görüşme talebi kimden geldi? Bir biçimde sarayın elçisi olduğunu söylersem aslında kimden geldiği de net bir şekilde anlaşılacaktır. Saray’ın elçisine de zeval olmaz.
Acaba talepler neydi?
Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç, CHP lideri Özgür Özel’le görüştü. Ardından ortaya çeşitli iddialar, spekülasyonlar atıldı. Daha doğrusu deyim yerindeyse kıyametler koptu.
3 gündür çok boş, çok fazla konuşma var. O toplantının öncesini, sonrasını dediğim gibi net bir şekilde anlatacağım.
(…)
Bülent Arınç’ın ne konuştuklarını bu konuşmada, ne de yaptıklarını saraydan bağımsız ele almak mümkün değil. Evet. Bülent Arınç pazarlık yapmak amacıyla Özgür Özel’le buluştu ve sarayın taleplerini iletti. Elbette o bir kurt; kendisi de söylüyor. Bülent Arınç’ın gündem başlıkları da vardı elbette. İstanbul Büyükşehir Belediyesi davası, Ekrem İmamoğlu, seçim ve normalleşme; CHP’nin izlemesi gereken yol da burada tartışıldı. Yine söylüyorum, üstü kapalı bir biçimde. Bülent Arınç doğru yolu AKP’nin elçisi olarak Özgür Özel’e anlatmakla mükelleftti.
Ekrem İmamoğlu’na yakınlığıyla bilinen Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın durumu var. Çok tartışıldı. Görüşmeye Özel’le geldiği halde içeri giremedi, girmedi. Elbette bu talep de Bülent Arınç’tan geldi. “Mümkünse iki hemşehri baş başa konuşalım.” dedi. Fakat burada Günaydın konusunda da bir parantez açmak gerekiyor. Belli ki Günaydın’ın böyle konuşulacakları duyması istenmiyordu, İmamoğlu’yla ilgili bağı olduğu nedeniyle.
Bakın ne konuşuldu o toplantıda? Bülent Arınç, Özgür Özel nezdinde CHP’den nasıl bir beklenti içinde olduğunu dolaylı şekilde anlattı. Evet, yine dolaylı yoldan, üstü kapalı. “Durun” talebini iletti. “Durun” dedi ya da “durmanız isteniyor” talebini iletti. Tabii bu “durun” talebi; İmamoğlu’nu yalnızlaştırın, desteksiz bırakın, mitinglerden vazgeçin talebiydi. Hatta bu, İmamoğlu’nun tutuklanmasının yıldönümünde yapılması kararlaştırılan Saraçhane mitingini de kapsıyor.
Bununla beraber paralel başlık maddeleri şöyle gelişti: “Bir an önce aday belirleyin.”
Paralel başlıklardan biri -yine bak söylüyorum kapalı bir şekilde- “Bir an önce adayını belirlemelidir Cumhuriyet Halk Partisi” dedi. Saray’ın daha fazla CHP’nin üstüne gideceği konuşuldu. Saray’ın istediği açık zaten; her kanalla CHP’ye isteklerini iletiyor. “İmamoğlu aday olamıyor. Adayınızı değiştirin ve bunu ivedilikle, bir an önce, yani yeni adayınızı belirleyin ve toplumu bu konuda bilgilendirin, ilan edin.” deniyor.
CHP ise şunu söylüyor; hem buna benzer görüşmelerde hem çeşitli kanallardan gelen eğilimlerde diyor ki: “YSK’ya İmamoğlu için adaylık başvurusu yapacağız biz. YSK ne der, ne olur, hukuki yol nasıl şekillenir; buna göre de bir hareket belirleyeceğiz.”
Ancak AKP’yi çembere alan bir mesele daha var. Ne biliyor musunuz? Bu görüşmelerin daha da sıklaşacağını düşünüyorum ben. AİHM’in İmamoğlu’nun durumunu acil koduyla gündemine almış olması. Bu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından kolay uygulanan bir yöntem değil. Yani çok fazla uygulanan bir yöntem değil. Yaptırımları tabii gündeminde olacak ve meşruiyet kaybı gündemde olacak. Bir de komisyonda AİHM kararlarının uygulanmasına yönelik imza attı Türkiye. Bu durum da ayrıca AKP’yi çıkmaza sokuyor anlaşıldığı kadarıyla.
Evet. Bu görüşme trafiği, bu elçiler, bu yönlendirmeler uzun bir süre devam edecek. Seçime kadar devam edecek, seçim öncesine kadar devam edecek. Şimdi şunu da konuşmak gerekiyor: Mutlak butlan hala olur mu? Hayır. Mutlak butlan AKP’nin hala masadaki seçeneklerinden biri olsa ve tartışılsa da bunun hukuki, siyasi ve toplumsal açıdan çok fazla bir artık değeri kalmadığı için başka bir plana yönelmiş durumda AKP.
Yani masanın üstünde olan programlardan biri de bu; şimdi söyleyeceğim. Nedir o? Eee, CHP’yi kapatma davası. En güçlü seçeneklerden biri bu. Öyle partinin kapatılacağı filan yok; kapatılması mümkün değil. Ama ne olacak? Ne planlanıyor? Seçime giderken hazine yardımını kesip, mali bir dava sürdüğü için de hesaplara bloke konması; tıpkı HDP’ye yaptıkları gibi. Yani CHP’nin bir kere daha seçime giderken elini ayağını kırıp alanlara o şekilde bırakmak isteniyor.
Şimdi tabii bunların hepsi açıkçası şunu da gösteriyor: Eee, birincisi AKP’nin meşruiyet yitirme kaygısını gösteriyor. İkincisi, AKP’nin hala Ekrem İmamoğlu korkularını gösteriyor. Ve bu kadar emniyet, bu kadar yargı, bu kadar zor aygıtları kendisindeyken bile “acaba” sorusunu kafada hep canlı tuttuğunu gösteriyor Erdoğan’ın. Yani öyle hani “Bilal Erdoğan olsun, biz bir kere daha Cumhurbaşkanı olalım, sonra da yavaş yavaş Bilal Erdoğan’ı ısıtalım” filan gibi bir durum, bir hissiyat içten içe elbette var ama bunlara yönelik planların gerçekleşmeyeceği korkusu da AKP’de çok yoğun. Bunu da söyleyelim.
Eğer böyle olmasa hala bu planlar ince ince yapılmaz. Dünya alem artık biliyor ki Ekrem İmamoğlu bir dava konusuyla değil, bir siyaset konusuyla Erdoğan’ın karşısında rakip olduğu için ve muhtemelen Erdoğan’ı cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de yenecek olduğu için önüne set çekilmiş durumda. O nedenle İmamoğlu’nun ortadan buharlaşmadan bu korkuların bir kenara atılması da AKP tarafından çok mümkün görünmüyor. Ama şunu görmek gerekiyor; bu korkular zaten bunu ortaya çıkarıyor. CHP her yerden kıskaca alınmış durumda.
Fakat bu gördüklerimizden de bu planlardan da AKP’nin bu kadar elçiler yollamayı içine sindirecek bir kapasitede olmasını değerlendirmekte; buralarda kendisinin kolay çıkış yolu bulamadığını gösteriyor. Özgür Özel’den AKP iktidarı ve Erdoğan, o ilk yerel seçimler kazanıldıktan sonraki normalleşme-barışma dönemini istiyor. Ancak bunun bu şekilde gerçekleşmeyeceği ve İmamoğlu’nun da şimdiye kadar arkasında durulduğu, durulmaya da devam edileceği görülüyor.
AKP de bundan müthiş rahatsızlık duyuyor ve buna göre işte bir program yapmaya çalışıyor. Kafada şu var: “Mutlak butlan olur mu? Partiyi kapatır mıyız? Kılıçdaroğlu’nu getirir miyiz? Ekrem İmamoğlu hani siyasetten çektik ama YSK bir biçimde bir problem çıkarır mı? Ya da işte Ekrem İmamoğlu’na başka bir kanaldan yürüyelim mi? Bu dava toplumu ikna etmiyor, bunun üzerine ne koyabiliriz?” gibi sürekli AKP iktidarının bu noktada bir çelişkisi var.
Ve evet, Cumhuriyet Halk Partisi her noktadan kıskaca alınmış durumda ama evet, AKP’ye de bir kere daha söyleyelim; kolay böyle bir çıkış yolu yok gibi görünüyor. Özel ve CHP mücadeleyi sürdürüyor. “Pabuç bırakmıyor” demek daha doğrudur; belki mahalle ağzıyla, çarşı ağzıyla bunu söyleyebiliriz. Evet, Özgür Özel pabuç bırakmıyor. Onun normalleşme dönemi bittikten sonra şimdi her gün mutlaka kritik bir noktadan Özgür Özel’i birileri hedef alıyor.
Mitingleri Durdurun: İmamoğlu için planlanan Saraçhane mitinglerinden vazgeçilmesi ve desteğin azaltılması.
Adayı Belirleyin: İmamoğlu’nun aday olamayacağı üzerinden, CHP’nin vakit kaybetmeden yeni bir isim ilan etmesi için baskı kurulması.
Yalnızlaştırma Politikası: İmamoğlu’na yakınlığıyla bilinen Gökhan Günaydın’ın görüşmeye dahil edilmemesinin, İmamoğlu’nu partide yalnızlaştırma hamlesinin bir parçası olduğu savunuldu.
Erk Acarer’in açıklamalarının ilgili bölümü şöyle:
Bugün Bülent Arınç meselesi ve Cumhuriyet Halk Partisi Özgür Özel’in eleştirilmesini konuşacağız. Bildiğiniz gibi değil aslında mesele. 3 gündür çok konuşuyorlar ama boş konuşuyorlar. Bu konuşmalara kulak asmayın lütfen. O toplantının öncesini, sonrasını, perde arkasını net bir şekilde benden dinleyeceksiniz.
Arınç talebi kimden geldi? Yani Arınç’la Özgür Özel’in görüşme talebi kimden geldi? Bir biçimde sarayın elçisi olduğunu söylersem aslında kimden geldiği de net bir şekilde anlaşılacaktır. Saray’ın elçisine de zeval olmaz.
Acaba talepler neydi?
Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç, CHP lideri Özgür Özel’le görüştü. Ardından ortaya çeşitli iddialar, spekülasyonlar atıldı. Daha doğrusu deyim yerindeyse kıyametler koptu.
3 gündür çok boş, çok fazla konuşma var. O toplantının öncesini, sonrasını dediğim gibi net bir şekilde anlatacağım.
(…)
Bülent Arınç’ın ne konuştuklarını bu konuşmada, ne de yaptıklarını saraydan bağımsız ele almak mümkün değil. Evet. Bülent Arınç pazarlık yapmak amacıyla Özgür Özel’le buluştu ve sarayın taleplerini iletti. Elbette o bir kurt; kendisi de söylüyor. Bülent Arınç’ın gündem başlıkları da vardı elbette. İstanbul Büyükşehir Belediyesi davası, Ekrem İmamoğlu, seçim ve normalleşme; CHP’nin izlemesi gereken yol da burada tartışıldı. Yine söylüyorum, üstü kapalı bir biçimde. Bülent Arınç doğru yolu AKP’nin elçisi olarak Özgür Özel’e anlatmakla mükelleftti.
Ekrem İmamoğlu’na yakınlığıyla bilinen Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın durumu var. Çok tartışıldı. Görüşmeye Özel’le geldiği halde içeri giremedi, girmedi. Elbette bu talep de Bülent Arınç’tan geldi. “Mümkünse iki hemşehri baş başa konuşalım.” dedi. Fakat burada Günaydın konusunda da bir parantez açmak gerekiyor. Belli ki Günaydın’ın böyle konuşulacakları duyması istenmiyordu, İmamoğlu’yla ilgili bağı olduğu nedeniyle.
Bakın ne konuşuldu o toplantıda? Bülent Arınç, Özgür Özel nezdinde CHP’den nasıl bir beklenti içinde olduğunu dolaylı şekilde anlattı. Evet, yine dolaylı yoldan, üstü kapalı. “Durun” talebini iletti. “Durun” dedi ya da “durmanız isteniyor” talebini iletti. Tabii bu “durun” talebi; İmamoğlu’nu yalnızlaştırın, desteksiz bırakın, mitinglerden vazgeçin talebiydi. Hatta bu, İmamoğlu’nun tutuklanmasının yıldönümünde yapılması kararlaştırılan Saraçhane mitingini de kapsıyor.
Bununla beraber paralel başlık maddeleri şöyle gelişti: “Bir an önce aday belirleyin.”
Paralel başlıklardan biri -yine bak söylüyorum kapalı bir şekilde- “Bir an önce adayını belirlemelidir Cumhuriyet Halk Partisi” dedi. Saray’ın daha fazla CHP’nin üstüne gideceği konuşuldu. Saray’ın istediği açık zaten; her kanalla CHP’ye isteklerini iletiyor. “İmamoğlu aday olamıyor. Adayınızı değiştirin ve bunu ivedilikle, bir an önce, yani yeni adayınızı belirleyin ve toplumu bu konuda bilgilendirin, ilan edin.” deniyor.
CHP ise şunu söylüyor; hem buna benzer görüşmelerde hem çeşitli kanallardan gelen eğilimlerde diyor ki: “YSK’ya İmamoğlu için adaylık başvurusu yapacağız biz. YSK ne der, ne olur, hukuki yol nasıl şekillenir; buna göre de bir hareket belirleyeceğiz.”
Ancak AKP’yi çembere alan bir mesele daha var. Ne biliyor musunuz? Bu görüşmelerin daha da sıklaşacağını düşünüyorum ben. AİHM’in İmamoğlu’nun durumunu acil koduyla gündemine almış olması. Bu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından kolay uygulanan bir yöntem değil. Yani çok fazla uygulanan bir yöntem değil. Yaptırımları tabii gündeminde olacak ve meşruiyet kaybı gündemde olacak. Bir de komisyonda AİHM kararlarının uygulanmasına yönelik imza attı Türkiye. Bu durum da ayrıca AKP’yi çıkmaza sokuyor anlaşıldığı kadarıyla.
Evet. Bu görüşme trafiği, bu elçiler, bu yönlendirmeler uzun bir süre devam edecek. Seçime kadar devam edecek, seçim öncesine kadar devam edecek. Şimdi şunu da konuşmak gerekiyor: Mutlak butlan hala olur mu? Hayır. Mutlak butlan AKP’nin hala masadaki seçeneklerinden biri olsa ve tartışılsa da bunun hukuki, siyasi ve toplumsal açıdan çok fazla bir artık değeri kalmadığı için başka bir plana yönelmiş durumda AKP.
Yani masanın üstünde olan programlardan biri de bu; şimdi söyleyeceğim. Nedir o? Eee, CHP’yi kapatma davası. En güçlü seçeneklerden biri bu. Öyle partinin kapatılacağı filan yok; kapatılması mümkün değil. Ama ne olacak? Ne planlanıyor? Seçime giderken hazine yardımını kesip, mali bir dava sürdüğü için de hesaplara bloke konması; tıpkı HDP’ye yaptıkları gibi. Yani CHP’nin bir kere daha seçime giderken elini ayağını kırıp alanlara o şekilde bırakmak isteniyor.
Şimdi tabii bunların hepsi açıkçası şunu da gösteriyor: Eee, birincisi AKP’nin meşruiyet yitirme kaygısını gösteriyor. İkincisi, AKP’nin hala Ekrem İmamoğlu korkularını gösteriyor. Ve bu kadar emniyet, bu kadar yargı, bu kadar zor aygıtları kendisindeyken bile “acaba” sorusunu kafada hep canlı tuttuğunu gösteriyor Erdoğan’ın. Yani öyle hani “Bilal Erdoğan olsun, biz bir kere daha Cumhurbaşkanı olalım, sonra da yavaş yavaş Bilal Erdoğan’ı ısıtalım” filan gibi bir durum, bir hissiyat içten içe elbette var ama bunlara yönelik planların gerçekleşmeyeceği korkusu da AKP’de çok yoğun. Bunu da söyleyelim.
Eğer böyle olmasa hala bu planlar ince ince yapılmaz. Dünya alem artık biliyor ki Ekrem İmamoğlu bir dava konusuyla değil, bir siyaset konusuyla Erdoğan’ın karşısında rakip olduğu için ve muhtemelen Erdoğan’ı cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de yenecek olduğu için önüne set çekilmiş durumda. O nedenle İmamoğlu’nun ortadan buharlaşmadan bu korkuların bir kenara atılması da AKP tarafından çok mümkün görünmüyor. Ama şunu görmek gerekiyor; bu korkular zaten bunu ortaya çıkarıyor. CHP her yerden kıskaca alınmış durumda.
Fakat bu gördüklerimizden de bu planlardan da AKP’nin bu kadar elçiler yollamayı içine sindirecek bir kapasitede olmasını değerlendirmekte; buralarda kendisinin kolay çıkış yolu bulamadığını gösteriyor. Özgür Özel’den AKP iktidarı ve Erdoğan, o ilk yerel seçimler kazanıldıktan sonraki normalleşme-barışma dönemini istiyor. Ancak bunun bu şekilde gerçekleşmeyeceği ve İmamoğlu’nun da şimdiye kadar arkasında durulduğu, durulmaya da devam edileceği görülüyor.
AKP de bundan müthiş rahatsızlık duyuyor ve buna göre işte bir program yapmaya çalışıyor. Kafada şu var: “Mutlak butlan olur mu? Partiyi kapatır mıyız? Kılıçdaroğlu’nu getirir miyiz? Ekrem İmamoğlu hani siyasetten çektik ama YSK bir biçimde bir problem çıkarır mı? Ya da işte Ekrem İmamoğlu’na başka bir kanaldan yürüyelim mi? Bu dava toplumu ikna etmiyor, bunun üzerine ne koyabiliriz?” gibi sürekli AKP iktidarının bu noktada bir çelişkisi var.
Ve evet, Cumhuriyet Halk Partisi her noktadan kıskaca alınmış durumda ama evet, AKP’ye de bir kere daha söyleyelim; kolay böyle bir çıkış yolu yok gibi görünüyor. Özel ve CHP mücadeleyi sürdürüyor. “Pabuç bırakmıyor” demek daha doğrudur; belki mahalle ağzıyla, çarşı ağzıyla bunu söyleyebiliriz. Evet, Özgür Özel pabuç bırakmıyor. Onun normalleşme dönemi bittikten sonra şimdi her gün mutlaka kritik bir noktadan Özgür Özel’i birileri hedef alıyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar
1.Yatırım altın ve konuttan, faiz ve borsaya kayıyor2.Adalet Bakanı'nın tapu kayıtlarını sorgulayan müdür tutuklandı3.Muhittin Böcek birşeye mi zorlanıyor? Akın Gürlek, ‘Konuşacak’ demişti4.Dogalgaz ve Elektiriğe Nisan ayında zam yolda mı?5.ABD paraşütçü birliklerin Ortadoğu'ya doğru yola çıktığını doğruladı
6.BM'den uyarı: Ortadoğu'da savaş kontrolden çıktı7.Nürnberg’de ırkçılığa karşı haftalar: FISEM’den insan hakları odaklı belgesel dizisi8.Altın ve Gümüş'ün yönü ne olacak? İşte dünya devlerinin tahminleri!9.NATO’nun ABD’ye savaş desteği AB’yi rahatsız etti10.Trump “anlaşıyoruz” demişti, İran’dan yanıt geldi

ORHAN KESKİN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

TÜRKMEN TERZİ

ABDULLAH AYMAZ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Yatırım altın ve konuttan, faiz ve borsaya kayıyor

Adalet Bakanı'nın tapu kayıtlarını sorgulayan müdü...

Muhittin Böcek birşeye mi zorlanıyor? Akın Gürlek,...

Dogalgaz ve Elektiriğe Nisan ayında zam yolda mı?

ABD paraşütçü birliklerin Ortadoğu'ya doğru yola ç...




