Assisi kardeşlik yürüyüşü Paris'te

⏱ Okuma Süresi 10 dk•Yayınlanma Çarşamba, Ekim 28 2026
Paylaş
X Post
Assisi kardeşlik yürüyüşü Paris'te


Fransa’da bir taraftan okullardaki eğitimin yetersizliği, artan ırkçılık, gelir seviyesindeki düşüşler, hayat pahalılığı gibi sebeplerle büyük toplumsal infialler yaşanıyor ve protestolar düzenleniyor. Yetkililerin ayrım yapmadan öğrencileri, öğretmenleri ve halkı dinlemesi isteniyor. Bir taraftan da kutuplaşmanın önüne geçecek önemli etkinlikler düzenleniyor.


Geçen hafta benim de gönüllüsü olduğum Paris Platformu’nun içinde olduğu Assisi Kardeşlik Yürüyüşü gerçekleşti. 1986'da Assisi’de farklı dinlerin temsilcileri barış için bir araya gelmişti. Aradan kırk yıl geçti. Bu yıl Assisi Buluşması’nın 40. yılı vesilesiyle, 18 Ekim’de Paris’te farklı inanç ve kanaatlerden 200'ü aşkın kişiyle dernek olarak barış için yan yana yürüdük. O ruhu kırk yıl sonra Paris sokaklarında yaşatmak için çok anlamlıydı.

Güzergâh dikkatle seçilmişti; Paris Büyük Camii, Saint-Sulpice Kilisesi, Saint-Volodymyr-le-Grand Ukrayna Katedrali, Pentemont Protestan Kilisesi ve JEM Beaugrenelle Sinagogu. Her kapıda ortak değerleri yeniden keşif için yeni fırsatlar doğdu. Farklı kimliklerle aynı yolda buluşabilmek, birlikte yaşama kültürünün ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hissettirdi.

Akşam Trocadéro İnsan Hakları Meydanı’nda dini temsilciler, sivil toplum kuruluşları ve yerel yöneticilerle barış ve kardeşlik mesajları paylaşıldı. Plateforme de Paris adına konuşan Neslihan Hanım diyalog anlayışımızın, “Gönlümüzde herkese, ama istisnasız herkese bir sandalye ayırmak” olduğunu belirtti. Konuşmalarda insan onuruna saygı, önyargıları aşmak ve farklılıklarımızı koruyarak dostluk kurmanın önemi ortaya çıktı. Keman ve hang dinletileri, birlikte söylenen barış şarkıları ve ortak bildiri akşama ayrı bir derinlik kattı. En kıymetlisi, birbirini tanımayan insanların ortak hatıralar ve yeni dostluklarla ayrılmasaydı. Kardeşlik ruhu tam olarak buydu: büyük ve iddialı sözlerden önce, yan yana yürüyen, gönlünü birbirine açan insanlar.

Yürüyüş bir noktadan ibaret kalmadı. 25 Ekim Pazar günü, Bussy-Saint-Georges’da yeniden bir araya gelindi. Amaç barışı yalnızca dile getirmek değil, günlük hayatta somut adımlarla güçlendirmekti. Esplanade des Religions et des Cultures ile hazırlanan, birçok derneğin katkı verdiği organizatörleri arasında Plateforme de Paris de vardı.

Notre-Dame du Val Kilisesi’nde çalışma grupları oluştu.  Ekolojiden göçe, sosyal adaletten eğitime pek çok başlıkta Assisi’nin 40. yılına yakışır 40 barış fikri üretmeye çalışıldı. Birbirimize yaklaşmamızı zorlaştıran korkuları nasıl aşarız? sorularına cevaplar arandı. Konuşmalar hep aynı yere vardı: Diyalog konuşmakla değil, dinlemekle başlıyor. Karşındakini değiştirmeye çalışmadan tanımak, soru sormaya cesaret etmek, kendi önyargılarını fark etmek...

Paris Paltformu da Birlikte Yaşam Yemekleri ve Découvrir Ramadan (Ramazan’ı Keşfet) deneyimlerini anlattı. Aynı sofrada buluşmanın, kapıyı açmanın güveni nasıl oluşturduğu paylaşıldı. Ramazan ve Noel’de ortak yemekler, dinleme ve diyalog eğitimleri, gençlerle spor ve gezi etkinlikleri, aileler arası ev buluşmaları ve ibadet mekânlarına eğitici ziyaretler gibi öneriler çıktı. Gençlerin sadece dinleyici değil, fikir üreten ve sorumluluk alan taraf olması gerektiğini de vurgulandı.

Bazı ibadet mekânları ziyaret edildi. Fo Guang Shan Tapınağı’nda hümanist Budizm’i, Wat Velouvanaram Pagodası’nda Laos Budist topluluğunun göç hikâyesini anlattı; İslam merkezinde gündelik bir Müslümanın pratikleri aktarıldı. Her durakta sorular soruldu, ev sahiplerinin misafirperverliğine şahit olundu. Tanışmanın, farklılıkları silmeden de insanı yakınlaştırdığını bir kez daha görüldü.

Günün en anlamlı anı, Jardin du Partage des Savoirs’da birlikte dikilen zeytin ağacıydı. Çember etrafında; nefretin, şiddetin ve savaşların bütün mağdurları için sessizce dua edildi. Barış da bir ağaç gibi emek, sabır ve sürekli bakım ister. Fo Guang Shan Tapınağı’ndaki törende, Belediye Başkanının Birinci Yardımcısı Régine Borie ve belediye temsilcilerinin huzurunda Budist, Yahudi, Müslüman, Katolik, Protestan ve Hindu geleneklerinden paylaşımlar yapıldı. 18 Ekim’de Trocadéro’da okunan ortak barış bildirisini yeniden hep birlikte seslendirildi; herkese, kendi notlarını ekleyip sevdiklerine gönderebilsin diye birer zarf verildi.

Bütün bu günlerin içinde bir fotoğraf var ki, arkasında uzun bir hikâye saklıydı. 

Neslihan Hanım’ın Christine’le ilk tanışması pek sıcak olmamıştı. Başlangıçta birbirine selam bile vermeyen, önyargılı bakışlarla dolu bir ortamda tanıştılar. Arada uzun mesafeler vardı. Sonra Assisi’nin 40. yılı için hazırlıklar başladı. Toplantılar, telefon konuşmaları, birlikte yapılan işler derken birbirini bu iki farklı inanç mensubu daha yakından tanıdı. Zamanla o mesafe kapandı; yerini samimiyete, güvene ve çok güzel bir dostluğa bıraktı.

O gün çekindikleri  fotoğrafın altına Christine şunu yazdı: «Bu fotoğraf, o günün bütün ışığını özetliyor. Dilerim daha nice kardeşçe buluşmalara ilham olur.»

İnancı ne olursa olsun, kardeşlik ruhu aslında bir anlamda bu değil mi? Mesafelerin canına okumak, asırlık ayrılıklara son vermek. Ortak projelerle mesafelerin dostluğa dönüşmesi. Diyalog çoğu zaman büyük kürsülerde, protokol programlarda değil, küçük, istikrarlı ve sabırlı yakınlaşmalarda doğuyor. Barış da büyük sözlerden ziyade, küçük ve sürekli adımlarla kuruluyor. Bir selam vermek, bir soruyu içtenlikle sormak, bir insanı dikkatle dinlemek, aynı sofrayı paylaşmak, birlikte bir ağaç dikmek...