Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin eğitim anlayışına dair

Okuma Süresi 12 dkYayınlanma Cumartesi, Haziran 6 2026
Paylaş
X Post

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, tarihi süreçler çerçevesinde, yaşadığı dönemde İslam dünyasının geri kalış sebeplerini analiz etmiş ve çözümün eğitimden geçtiğini savunmuştur. Ona göre Müslüman toplumların yeniden ayağa kalkabilmesi için din ilimleri ile fen ilimlerinin birlikte okutulduğu, aklı ve kalbi aynı anda geliştiren bir eğitim yaklaşımı gereklidir. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri eğitim anlayışını hürriyet, akıl, fen-din ilimleri ve iman kavramları ekseninde ortaya koymuştur

Kolektif Şuur, Ortak Akıl ve Hür Düşünce Dengesi

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'ne göre insanın serbest, baskısız ve bağımsız düşünebilmesi yani hürriyet ufku; insanın yaratılışının ayrılmaz bir parçasıdır. İnsan maddi gıdalarla yaşadığı gibi manevi olarak da hürriyete ihtiyaç duyar. O, bu yaklaşımını:

"Ben ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam." sözüyle veciz bir şekilde ifade etmiştir.

Ancak Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin eğitim ve insan yetiştirme anlayışında sınırsız ve başıboş bir özgürlük söz konusu değildir.  O, hürriyeti eğitime şöyle yansıtır:

"Hürriyet budur ki; kanun-u adalet ve te’dibden başka hiç kimse kimseye tahakküm etmesin. Herkesin hukuku mahfuz kalsın, herkes harekât-ı meşrûasında şahane serbest olsun."  ve şu sözüyle bu bakışını noktalar: "Hürriyet odur ki; ne nefsine, ne gayriye zararı dokunmasın."

Bu yaklaşımda özgürlük ile sorumluluk birlikte düşünülmektedir. İnsan hem kendi özgür dünyasını serbestçe kullanmalı ve haklarına sahip çıkmalı hem de benim özgürlüğümün bittiği yerde başkalarının özgürlüğü başlayacaktır prensibini ortaya koymalıdır. 

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'ne göre gerçek hürriyet, Allah'a kul olmakla elde edilir. Çünkü insan nefsine, tutkularına, makama veya servete esir olduğunda aslında özgürlüğünü kaybetmektedir. Bu nedenle o, hürriyeti yalnızca siyasi veya sosyal bir kavram olarak değil, aynı zamanda manevi bir özgürleşme olarak değerlendirmiştir.

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'ne göre öğrencilerin serbest müzakere ortamlarında; soru sorabilmesi, araştırabilmesi, fikir üretebilmesi ve düşüncelerini ifade edebilmesi gerekir. Baskı altında yetişen öğrencilerin eğitimde ve ilimde ilerlemesi mümkün değildir.

O; "Asayiş ve emniyete dokunmamak şartıyla hiç kimse vicdanıyla, kalbiyle kabul ettiği bir fikirden dolayı mesul olamaz." ve yine "Bilim ve fikir hürriyetinin olmadığı yerde, bilimsel gelişme olmaz, öğrencinin şahsiyeti teşekkül etmez, silik ve taklitçi bir nesil yetişir." ifadesi, onun eğitim anlayışının merkezinde özgür düşüncenin bulunduğunu göstermektedir.

Ancak; Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri'nin düşünce sisteminde kolektif şuur (şahs-ı manevî), meşveret (ortak akıl) ve hürriyet (özgür insan) birbirine zıt değil, birbirini tamamlayan kavramlardır. O, ne ferdi cemaat içinde eritmiş ne de ferdî hürriyeti sınırsız bir bireycilik hâline getirmiştir. Onun ortaya koyduğu modelde:

İnsan hürdür ve iradesi vardır.

Kararlar istibdatla değil meşveretle alınmalıdır.

Cemaat veya toplum, fertlerin toplamından doğan bir "şahs-ı manevî" oluşturur.

Ancak şahs-ı manevî, fertlerin iradesini yok eden bir güç değildir.

Akıl ve İman Dengesi

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin eğitim anlayışının temelinde aklın doğru kullanılması vardır. O şu meşhur ifadeyi kullanmıştır:

"Akıl ve nakil tearuz ettikleri vakit, akıl asıl itibar ve nakil tevil olunur."

Ancak hemen ardından:

"O akıl, (gerçek) akıl olsa gerektir" diyerek aklın doğru kullanılmasının önemine dikkat çekmiştir.

Yine şu uyarısı son derece dikkat çekicidir:

"Dalalet ve fenalıklar cehaletten gelse, defetmesi kolaydır. Fakat fenden, ilimden gelen dalaletin izalesi çok müşküldür."

Bu yaklaşım, bilginin ahlakla desteklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Bediüzzaman Hazretleri'nin aklın iman yolundaki vazifesini anlattığı önemli ifadelerden biri de şöyledir: “Kur’ân, aklı azlederek ruhu tenvir etmez. Belki aklı istimal eder, aklı çalıştırır, aklı ikna eder; sonra kalbe teslim eder.”

Bu yaklaşım, onun tebliğ ve eğitim metodunun özünü oluşturur. Önce akıl delillerle ikna edilir, ardından kalp tasdik eder ve iman kökleşir.

Din ve Fen İlimlerinin Birlikte Okutulması

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin eğitim anlayışının en önemli unsurlarından biri din ilimleri ile fen ilimlerinin birlikte okutulmasıdır.

Bu düşüncesini şu veciz ifadeyle açıklamıştır:

"Vicdanın ziyası, ulum-u diniyedir, aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder. O, iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile ve şüphe tevellüd eder."

Bu yaklaşım, günümüzde disiplinler arası eğitim anlayışının çok öncesinde ortaya konulmuş güçlü bir eğitim modelidir.

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'ne göre yalnız din eğitimi alan bir nesil taassuba sürüklenebilir; yalnız fen eğitimi alan bir nesil ise şüphe ve manevî boşluk yaşayabilir. Hakikat her iki alanın birlikte öğretilmesiyle ortaya çıkar.

Öğretmen ve Öğrenci Anlayışı

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri öğrencinin aktif olduğu bir eğitim modelini savunmuştur. 

"Talebelerde adem-i münazara ve soru-cevap sebebiyle şevksizlik ve melekesizlik ve atalet gibi bazı hal intaç etmiştir."

Bu yaklaşım günümüzdeki aktif öğrenme, tartışma yöntemi ve öğrenci merkezli eğitim anlayışıyla büyük ölçüde örtüşmektedir.

Ona göre öğretmen yalnız bilgi aktaran kişi değildir. Öğretmen hayatıyla örnek olmalı, yaşadıkları güzellikleri anlatmalı, öğrencinin seviyesine inmeli, dersleri anlaşılır anlatmalı ve öğrenciyi motive etmelidir.


Değerlendirme 

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin “Örnekleri kendinden bir hareket” yaklaşımı ile ortaya koyduğu ideal öğretmen ve eğitim anlayışı da Üstadın eğitim alanındaki bakış açısını kucaklamaktadır. “Ferdin çiçek açması ve özgür düşünce yaklaşımı, kolektif şuur, ortak akıl, aklın naklin önüne geçmesi ve imanla bütünleşmesi, Fen ve din ilimlerinin kucaklaşması, ideal muallim anlayışı gibi temel eğitim ve hayat düsturları her iki mütefekkirin ortak eğitim felsefelerini oluşturur; Bediüzzaman Hazretleri’nin teorisini temelleştirdiği eğitim değerlerini Fethullah Gülen Hocaefendi özgün yorumuyla hayata ve pratiğe yansıtmıştır.