Beştepe belgeselinde gözaltı dehşeti: Bebeğe su vermediler

Okuma Süresi 13 dkYayınlanma Çarşamba, Temmuz 8 2026
Paylaş
X Post
15 Temmuz gecesi Beştepe Jandarma Genel Komutanlığı'nda yaşananları, o gece karargâhta bulunan ve sonrasında yargılanan üç subayın tanıklıklarıyla anlatan "Beştepe" belgeseli yayınlandı. Belgeselde; kırılan güvenlik kameraları, mahkemeye sunulmadığı belirtilen MOBESE kayıtları ve gözaltında yaşandığı öne sürülen işkence iddiaları öne çıkıyor. Tanıklar, Turgut Aslan suikastı üzerinden askerlere günlerce baskı yapıldığını öne sürerken, 15 Temmuz'a ilişkin birçok sorunun da hâlâ cevapsız olduğunu savunuyor.
Beştepe belgeselinde gözaltı dehşeti: Bebeğe su vermediler

"Beştepe" belgeseli, 15 Temmuz gecesi Jandarma Genel Komutanlığı karargâhında yaşananlara ilişkin bugüne kadar kamuoyunda fazla yer bulmayan tanıklıkları bir araya getiriyor. Belgeselde konuşan KHK'lı Jandarma Tabip Üsteğmen Osman Elmalıca, KHK'lı Jandarma Yüzbaşı Ümit Berber ve KHK'lı Jandarma Üsteğmen Yaşar Tarım, 15 Temmuz gecesi yaşananları ve gözaltı sürecinde maruz kaldıklarını anlattı. 

"Ölmemiş Bir Adamı Öldürdüğümü Söyleyerek Günlerce İşkence Yaptılar"

Dönemin Emniyet Terörle Mücadele Daire Başkanı Turgut Aslan, 15 Temmuz gecesi Jandarma Genel Komutanlığı karargâhında düzenlenen operasyon sırasında ağır yaralandı ve aylarca komada kaldı. Ancak Beştepe belgeselinde yer alan tanıklıklara göre, Aslan henüz komadayken, kendisini vurduğu iddiasıyla gözaltına alınan askerlere, suçu kabul ettirmek amacıyla günlerce ağır işkence uygulandı.

KHK'lı Jandarma Tabip Üsteğmen Osman Elmalıca, cezaevine girdikten sonra adını ilk kez duyduğunu söylediği Turgut Aslan'ı öldürmekle suçlandığını anlattı. Elmalıca, suçlamayı kabul etmesi için sistematik işkenceye maruz bırakıldığını, baskının her geçen gün arttığını ve aynı süreçte bir hemşirenin de benzer şekilde işkence gördüğünü, çığlıklarını duyduğunu ifade etti.

Belgeselde yer alan ifadesinde Elmalıca, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Sonra cezaevinde öğrendim ki adam ölmemiş. Yani ölmemiş bir adamı öldürdüm diye günlerce işkence yaptılar."

Belgeselde, Turgut Aslan'ın 15 Temmuz gecesi neden Jandarma Genel Komutanlığı karargâhına gittiğine ilişkin dikkat çekici değerlendirmeler de yer alıyor.

KHK'lı Jandarma Yüzbaşı Ümit Berber'in anlatımına göre Aslan, dönemin Harekât Başkanı Arif Çetin'i telefonla arayarak durumu sordu ve Çetin'in daveti üzerine Beştepe'deki karargâha gitti. Ancak Berber'in ifadesine göre, kendisini davet eden Arif Çetin karargâha hiç gelmedi; bunun yerine imamın evine gitti. Berber, bu durumu sorgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı: "Yılların emniyetçisi bir darbenin ufak bir söylentisi bile olsa kışlanın önünden geçmeyeceğini bilir. Ama bu adam neden gidiyor?"

Belgeselde ayrıca, KHK'lı Jandarma Kurmay Yarbay Bülent Ak'ın SEGBİS kayıtlarına yansıyan savunmasına da yer veriliyor. Ak, karargâha yönelik operasyonu yöneten Polis Özel Harekât Şube Müdürü Eraslan Er'in TBMM Araştırma Komisyonu'nda verdiği ifadeye dikkat çekti.

Ak'ın aktardığına göre Eraslan Er, Turgut Aslan ile şoförünün kendi ekiplerinin açtığı ateş sonucu vurulduğunu kabul etti. Ak, Er'in kullandığı "Başkanımızın olduğunu gördük." ifadesinin "altı çizilmesi gereken bir itiraf" niteliğinde olduğunu savundu.

"Polis Neden Kamerayı Kırar?"

Belgeselde en çok dikkat çeken iddialardan biri de, olay gecesine ait güvenlik kameralarının kırıldığı yönünde. Ümit Berber'e göre kırılan kameralar, o gece sabaha kadar karargâhta bulunan askerler tarafından değil, sonradan içeri operasyon yapan polis ekipleri tarafından kırıldı. Berber bu durumu şöyle sorguladı: "Düşünebiliyor musunuz, polis neden kamerayı kırar? İçeriye operasyon yapıyorsun ve kameralar senin için en önemli konu olması gerekirken o kameraları kırıyorsun."

Benzer bir iddia MOBESE kayıtları için de dile getirildi. Berber'e göre Beştepe kavşağındaki MOBESE kamerası birçok olayı aydınlatabilecek nitelikteydi, ancak kayıtlar mahkemeye sunulmadı. Zırhlı araçlardaki kamera kayıtlarının da aynı şekilde mahkemeye verilmediğini belirten Berber, "Demek ki fail bulunmak istenmiyor ya da fail istemedikleri kişiyi gösteriyor" ifadelerini kullandı.

KHK’lı Kurmay Binbaşı Kadir Söylemez de SEGBİS kayıtlarına yansıyan ifadesinde MOBESE görüntülerinin verilmemesinin, kendi masumiyetini kanıtlayabilecek en önemli delillerden birinin gizlenmesi anlamına geldiğini öne sürdü.

Gözaltındaki Kadın Subaya İç Çamaşırıyla Bekletilme İddiası 

Belgeselde yer alan bir diğer çarpıcı anlatım, gözaltına alınan bir kadın subayın maruz kaldığı öne sürülen muameleyle ilgili. Ümit Berber'in aktardığına göre, kocasıyla birlikte gözaltına alınan bir üsteğmen, iç çamaşırıyla bekletildi. Berber, sanık askerlerin o zor koşullarda kadına arkalarını dönmekten başka yapabilecekleri bir şey olmadığını, ancak hakaretlerin kocasının yanında yapılarak işkencenin psikolojik boyutunun arttırılmaya çalışıldığını söyledi.

Benzer bir hak ihlali iddiası, KHK'lı Jandarma Muhabere Üsteğmeni Teyfik Karaduman'ın SEGBİS kayıtlarına yansıyan ifadesinde de yer aldı. Karaduman, gözaltı sürecinde ağır hakaretler edildiğini anlatarak, parmağındaki yüzüğü çıkarılan bir kişiye yöneltildiğini öne sürdüğü şu ifadeyi aktardı: "Senin karın artık benim malım."

"Bir Buçuk Yaşındaki Çocuğa Bile Su Vermediler"

Belgeselde gözaltı süreçlerine dair anlatılan bir başka iddia, küçük bir çocuğa yönelik.

15 Temmuz gecesi Mardin kırsalında operasyonda olduğu için ilk tasfiye listelerinde yer almayan KHK’lı Jandarma Üsteğmen Yaşar Tarım, daha sonra Sincan Cezaevi’ne koruma bölük komutanı olarak atandı.

Tarım, cezaevinde görev yaptığı dönemde nezarethaneden gelen bir bebek ağlaması üzerine durumu araştırdığını anlattı.  Tarım'a göre, bir buçuk yaşındaki çocuğun susadığı ancak yanında su bulunmadığı öğrenildi; görevli bazı personelin korkudan veya "KHK'lı çocuğu" yaklaşımından dolayı çocuğa su vermekten dahi imtina ettiği öne sürüldü.

Tarım ayrıca, gözaltındakilere ilaç verilmemesi ve hastaneye sevklerinde yaşanan sıkıntıların cezaevinde rutine dönüştüğünü, çamaşır makinelerinin ceza müdürü tarafından bilerek iptal edildiğinin kendisine söylendiğini aktardı.

Ağır İşkence İddiaları: Asit, Sigara ve Ölüm Koridoru

Belgeselde yer alan tanıklıklara göre 16 Temmuz sabahından itibaren gözaltına alınan personele yönelik fiziksel şiddet giderek arttı. Ümit Berber, polisin gözaltındakiler için bir "ölüm koridoru" oluşturduğunu, kalıcı hasarlar yaşandığını, omurgası kırılanlar ve körlük yaşayanlar olduğunu, bir komutanın parmaklarına asit döküldüğünü iddia etti.

Elmalıca, ellerinin plastik kelepçelerle bağlandığını, plastik kelepçenin yetmediği durumlarda ise ayakkabı bağcıklarının kullanıldığını belirtti. Elmalıca kendisine sigara içip içmediğinin sorulduğunu, hayır cevabı verince işkenceyi yapan kişinin elindeki yanan sigarayı avucuna bastırdığını, izin hâlâ elinde durduğunu anlattı. Elmalıca ayrıca gözlerinin bağlandığı, silahına mermi sürüldüğünün sesini duyduğu ve o an öleceğini düşündüğü bir anı da aktardı.

Erlere Komutanlarını Dövdürdüler

Belgeselde, gözaltındaki erlere yönelik uygulamalara ilişkin de dikkat çeken anlatımlara yer verildi.

Ümit Berber, polislerin erlere plastik kelepçeler dağıtarak komutanlarına vurmalarını istediğini öne sürdü. Berber, "Erlere plastik kelepçe veriyorlar. Bunlarla komutanlarına vurdurtuyorlar" dedi.

Berber, erlere bu uygulamanın karşılığında su ve tuvalet izni gibi ihtiyaçlarının karşılanacağının söylendiğini vurguladı. "Daha iyi vururlarsa onları daha rahat ettireceklerini, su vereceklerini ya da tuvalet molası vereceklerini söylüyorlar" ifadelerini kullandı.

Berber ayrıca, rütbeli personelin daha ağır şiddete maruz kaldığını öne sürerek, "Rütbeniz büyüdükçe maruz kaldığınız işkence de artıyor" dedi.

Genelkurmay eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk'ün de iç çamaşırıyla salona getirilerek erlere darp ettirildiği, bu sırada diğer gözaltındakilerin arkalarını dönmeye zorlandığı iddiaları da belgeselde yer aldı.

Günlerce Tuvalete Gidemediler 

Belgeselde en dikkat çeken anlatımlardan biri de gözaltı koşullarına ilişkin oldu.

Osman Elmalıca, günler boyunca tuvalete gitmelerine izin verilmediğini belirterek, "Üç-dört gün insanlar idrarını tutmak zorunda kaldılar" dedi.

Elmalıca, daha sonra pet şişelere idrar yapmak zorunda bırakıldıklarını ve bu şişelerin kendilerine toplatıldığını anlattı. "Bunları topla dediler. Torbalarla taşırken üzerimize dökülüyordu. Zaten amaçları da buydu" ifadelerini kullandı.

KHK’lı Jandarma Muhabere Üsteğmen Teyfik Karaduman’ın tanıklığında da gözaltı sürecindeki ağır koşullara yer verildi. Karaduman, "İşkence merkezinde günlerce tuvalete gitmemize müsaade edilmedi" dedi.

Tuvalete ancak beşinci gün gidebildiğini söyleyen Karaduman, "İnsanlar idrarlarını elleri arkadan kelepçeli halde birbirlerine yardım ederek pet şişelere yapıyordu. Spor salonunun zemini kan ve idrarla doluydu. Günlerce o zeminde yattım" ifadelerini kullandı.

"Üç Kişinin Yanarak Öldüğünü Gördüm"

Belgeselde, karargâh çevresinde yaşanan sivil ölümlerine ilişkin yeni soru işaretleri doğuran tanıklıklara da yer veriliyor.

KHK’lı Kurmay Binbaşı Kadir Söylemez’in aktardığına göre, MİT envanterinden sağlandığı belirtilen ve omuzdan atılan hava savunma füzelerinin de kullanıldığı gecede, bir omuzdan atılan füzenin yanlışlıkla kalabalığın bulunduğu bölgeye isabet etti.

Söylemez, bir polis memurunun mahkemedeki ifadesine atıfta bulunarak şu sözleri aktarıyor: "Üç kişinin yanarak öldüğünü gördüm."

Belgeselde bu olayın daha sonra savaş uçaklarını kullanan pilotlara atfedildiği, ancak olayın ayrıntılarının yeterince araştırılmadığı ileri sürülüyor.

"Ölümlerin Hiçbirinden Sanık Askerler Sorumlu Değil"

Belgeselin merkezinde yer alan Beştepe davası kapsamında toplam 244 asker yargılandı; 86 personele ağırlaştırılmış müebbet, 35 personele müebbet hapis cezası verildi. Ancak mahkemenin gerekçeli kararına göre karargâh çevresinde hayatını kaybeden sivillerin hiçbiri karargâhtaki askerler tarafından öldürülmedi. Balistik incelemelerde, sivillerin ölümüne neden olan mermilerin sanık askerlerin silahlarıyla eşleşmediği ortaya konuldu. Buna karşın olay yerindeki diğer silahlı kişilere yönelik kapsamlı bir soruşturma yürütülmediği, faillerin tespit edilemediği belgeselde vurgulandı.

Belgeselde ayrıca, 16 Temmuz sabahı silahsız ve elleri havada teslim olurken açılan ateş sonucu şehit edildiği belirtilen Jandarma Yüzbaşı Yasin Özdemir’in ölümü de ele alındı. Ölümüne ilişkin failin araştırılmadığı öne sürüldü. 

BİLGİ KUTUSU: "BEŞTEPE" BELGESELİ

"Beştepe" belgeseli, 15 Temmuz 2016 gecesi Beştepe Jandarma Genel Komutanlığı karargâhında yaşananları, o gece orada bulunmuş ve sonrasında KHK ile ihraç edilerek yargılanmış üç subayın – Osman Elmalıca, Ümit Berber ve Yaşar Tarım – doğrudan tanıklıkları üzerinden anlatıyor. Belgesel, mahkeme kayıtları, SEGBİS ifadeleri, otopsi ve balistik raporlarına dayanarak Beştepe davasının arka planını ortaya koyuyor. Yapımda ayrıca Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nin SEGBİS kayıtları, mahkeme savunmaları, otopsi raporları, balistik incelemeler ve dava dosyasında yer alan çeşitli belgelerden de yararlanılıyor.

Belgeselde KHK'lı Kurmay Binbaşı Kadir Söylemez, KHK'lı Jandarma Kurmay Yarbay Bülent Ak, KHK'lı Jandarma Muhabere Üsteğmeni Teyfik Karaduman ve davada yargılanan diğer isimlerin mahkeme kayıtlarına yansıyan ifadelerine de yer veriliyor. Yapım, Adalet Devriyesi Belgesel Projesi kapsamında hazırlandı.