Bir Fotoğrafın Anatomisi

Okuma Süresi 10 dkYayınlanma Cuma, Haziran 26 2026
Paylaş
X Post
Bir Fotoğrafın Anatomisi

Özgür olmak için iki şeyden kurtulmalısınız:

Kötü bir geleceğin korkusu ve kötü bir geçmişin hatırası.

Seneca


24 Haziran 2026'da Strazburg'da gerçekleştirilen 5. Adalet Yürüyüşü'ne 5.000'den fazla gönüllü ve Enes Kanter, Hilal Nesin, Süvari, Grifon gibi aktivistler katıldı. 


Etkinlikte Fransız milletvekili Sandra Regol sahneye çıkarak "Türkiye'den adaleti talep etmek için buradayız, tutuklu belediye başkanları ve gazeteciler için sesimizi yükseltiyoruz, davanızı asla bırakmayın" dedi.


İngiliz parlamenter James MacCleary ise Avrupa Konseyi binasının önünde doğrudan Erdoğan'a seslenerek siyasi tutukluların serbest bırakılmasını ve Türkiye'nin AİHM kararlarını uygulamasını talep etti; 5 farklı siyasi gruptan 10 Avrupa Parlamentosu üyesi destek mesajı gönderirken, Erasmus Üniversitesi öğretim üyesi ve Hollanda Gazeteciler Derneği gibi kurumlar da dayanışmalarını dile getirdi.


Amerikalı akademisyen ve yazar Sophia Pandya ise Hizmet hareketi gönüllülerine dair yürüttüğü araştırmayı ve kaleme aldığı kitabı aktararak "Türkiye, AİHM'in kurucu imzacılarından biridir; ama size bu hakları tanımadı" dedi.


Evet, adaletin tecellisi yılgın ve yorgun ruhların elde edebileceği bir zafer değildir.

Tiranlar ve zorbalar, kötülüğe olan motivasyonlarını mağdurun ve mazlumun ezilmişliğinden, acılarından alırlar. Etraflarında ne kadar acı çeken varsa, o kadar iştahları artar. Ve ne zaman mazlum ve mağdur hakkını aramak için dimdik doğrulur — işte o zaman onların kalplerini korku sarar.

Buna misallerden biri, bebeğiyle birlikte tutuklanan Gurbet Karadağ’dır. Cezaevinde yaşadığı zor günleri ve vazgeçmediğini şu sözlerle yüreklere kazıyordu:

“Yapılan psikolojik baskılar sonucu kendimi o kadar çaresiz hissediyordum ki defalarca ölümü diledim. Yan hücreden gelen sesi duyduğum an ise o karanlığın içinde hücre benim için bir cennet bahçesine dönüştü. Herkes kaçtı, senin gibiler kaldı diye baskı yaptılar.

Yan hücreden bir ses geldi: ‘Biz seni arıyorduk.’

O zaman anladım ki kimse bir yere kaçmamıştı.”




Seksenine yaklaşmış, ömrünü ülkesine ve nesillere hizmete adamış Bahattin Karataş ve onun misali insanlar, bu dönemin gerçek kahramanlarıdır.

Güneydoğu’da hizmet ederken kucağında can veren masumları gören; hayatı ile defalarca tehdit edilen; aylarca evine uğrayamadığı için eşinin, evde erkek var sansınlar diye balkona onun çamaşırlarını asan ; kelle koltukta hizmetler veren; emsalinin torunlarıyla mutlu mesut yaşadığı bir dönemde sürgün yiyen; binbir hastalıkla gurbette mücadele eden; ülkesinde arananlar listesinde yer almasına rağmen yine de ülkesi için canını verebilecek kadar seven bu ulu kametler — günümüzün Mevlânâ’ları, Gandhi’leri ve özgürlük savaşçılarıdır.


Adalet ve hukuk uğruna yürütülen mücadele, onurlu bir insanın ve inançlı bir sinenin vazgeçilmezidir. Hür düşünce uğruna yapılacak en büyük fedakârlıklar bile bu uğurda küçük kalır.

“Ekmeksiz ve susuz yaşarım, ama hürriyetsiz asla!” diyen asrın özgürlük savaşçısı, gerçek esaretin ruhta ve zihinde olduğunu kaleme aldığı eserlerle bizlere ispat etmiştir.


Pensilvanya’nın ıssız vadilerinde ruhunun ufkuna yürüyen Fethullah Gülen Hocaefendi de “Zalimin işini kolaylaştırmayın” diyerek son nefesine kadar hür düşünceye ve gerçek demokrasiye olan inancını korumuştur. Hiç kimseye eyvallah etmeden, dimdik yaşadığı değerler uğruna kendine yaraşır bir sonla dünya perdesindeki finalini yapmıştır. Cenazesine katılan on binlerce seveni ve genç kuşaklar buna şahittir.


Günümüzde herkesin bir mücadelesi var. Kimileri daha rahat bir hayat için, kimileri daha ünlü olmak için, kimileri daha fazla servet için, kimileri daha büyük makamlar elde etmek için, kimileri de inandığı değerleri tüm dünyanın duyması ve daha yaşanır bir dünya için mücadele verir.

Senaryosu önceden yazılan bir filmin içinde bize verilen rolleri oynamaya çalışıyoruz. Rolümüz bir dilenci olabilir, bir figüran olabilir, iyi ya da kötü bir karakter ya da başrol olabilir. Ama ne olursa olsun — rolümüzü iyi oynadığımızda hem seyirci hem de yönetmen bizden memnun olacaktır.

Bizi bu dünyaya gönderen, elbette bize bir anlam ve misyon da yüklemiştir. Bu anlam ve gayeyi yüz binlerce rehberiyle teyit buyuran, her şeyin gerçek hüküm sahibi hükümdarın hoşnutluğundan öte nasıl bir paye olabilir ki?

Dinimiz eşitliği, Hakk’ın isteği ve insana saygının gereği olarak görür; onun sarsılmasını ya da ortadan kaldırılmasını insanlığa karşı işlenmiş büyük bir cinayet sayar. Renk, ırk, bölge ve soya dayalı imtiyazlara karşı açıkça tavır alır ve her zeminde bu çarpık anlayışla fikren mücadele eder.

İşte mücadelemizin özeti bu cümledir.

 

https://www.buzzsprout.com/1745031/episodes/19402972