Cem Özdemir eyalet başkanı oldu

Okuma Süresi 5 dkYayınlanma Perşembe, Mayıs 14 2026
Paylaş
X Post
Almanya siyasetinde uzun yıllardır konuşulan bir eşik aşıldı. Cem Özdemir, 157 sandalyeli Baden-Württemberg Eyalet Parlamentosu’nda yapılan oylamada 93 oy alarak eyalet başbakanı seçildi. Özdemir, Almanya’nın Türkiye kökenli ilk eyalet başbakanı olarak tarihe geçti. Türkiye’den Almanya’ya uzanan işçi göçünün 70 yıla yaklaşan tarihinde bu gelişme, sembolik anlamı çok güçlü bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Cem Özdemir eyalet başkanı oldu

1965 yılında Stuttgart yakınlarındaki Bad Urach’ta dünyaya gelen Özdemir, Türkiye’den Almanya’ya gelen bir işçi ailesinin çocuğu. Babası Tokatlı, annesi İstanbullu. 18 yaşında Alman vatandaşı olan Özdemir, 1980’lerden itibaren Yeşiller Partisi içinde yükseldi. Federal milletvekilliği, parti eş başkanlığı, federal bakanlık derken şimdi de Baden-Württemberg’in başbakanlığına kadar uzandı. Bu yönüyle bakıldığında Özdemir’in kariyeri, Almanya’daki göçmen çocuklarının siyasi ve toplumsal alanda hangi noktalara gelebileceğini gösteren güçlü bir örnek.

Kimlik tartışmaları arasında bir başarı hikayesi

Ancak Özdemir’in hikayesi sadece bir “başarı” anlatısı değil. Aynı zamanda kimlik, aidiyet ve temsil tartışmalarının da merkezinde duran karmaşık bir hikaye. Kendisini sık sık “Anadolulu bir Schwab” olarak tanımlayan Özdemir, Türkiye kökenini reddetmediğini söylese de asıl memleketinin Almanya olduğunu vurguluyor. Aşırı sağcıların “Türkiye’ye dön” çağrılarına karşı Bad Urach’ı işaret ederek memleketinin orası olduğunu söylemesi, Almanya’daki yerli-yabancı tartışmalarına verilen güçlü bir yanıt olarak dikkat çekmişti.

Fakat tam da bu duruş, onu göçmenler arasında zaman zaman sorgulanan bir pozisyona sokuyor. Özdemir’in “aşırı Alman” görünme çabası içinde olduğu, Türkiye kimliğine siyasal olarak mesafeli olduğu ve göçmen toplumunun duygusal refleksleriyle arasına bilinçli bir çizgi çektiği yönünde eleştiriler var. Bazı çevrelerde Özdemir’in, göçmen geçmişinin sağladığı meşruiyetle, Alman siyasetinde çoğu zaman açıkça dile getirilmekten kaçınılan kimi göçmen eleştirilerini daha rahat ifade edebilen bir figüre dönüştüğü savunuluyor.

Bu bakışa göre Özdemir, “içeriden biri” olmanın sağladığı konforla, Alman toplumunun söylemek isteyip de ırkçılıkla suçlanma endişesiyle geri durduğu bazı cümleleri kurabiliyor. Bu da onu bir kesim için başarılı bir entegrasyon örneği yaparken, başka bir kesim için göçmen kimliğini ana akım Alman siyasetinin hassasiyetleri doğrultusunda araçsallaştıran tartışmalı bir siyasetçiye dönüştürüyor.

Farklı kesimlerden çeşitli eleştiriler gelse de Özdemir’in siyasi başarısı, büyük ölçüde kendisini yalnızca “göçmen siyasetçi” olarak konumlandırmamasından kaynaklanıyor. Özdemir, Baden-Württemberg’in sanayisini, kırsalını, iklim politikasını ve ekonomik geleceğini konuşan bir eyalet lideri olmak istiyor. Bu da onu Almanya’daki geniş seçmen kitlesi için güvenilir kılıyor. Ancak aynı tutum, göçmen toplumunun bir kısmında “yükseldikçe bizden uzaklaştı” duygusunu besliyor.

Özdemir’in önündeki asıl sınav da burada başlıyor. Bir yandan Yeşiller ile CDU arasındaki koalisyonu yönetmek, sanayi dönüşümü, iklim hedefleri, eğitim ve bürokrasi gibi alanlarda somut başarı üretmek; diğer yandan da kendi biyografisinin taşıdığı yükten kaçmadan göçmen kökenli siyasetçiler etrafında dönen tartışmalarda aktif olmak durumunda.

Cem Özdemir, siyasi kariyeriyle artık yalnızca Baden-Württemberg’in başbakanı değil; Almanya’daki göçmen kuşakların ne kadar kabul gördüğüne, bu kabulün hangi şartlarla mümkün olduğuna ve göçmen kökenli siyasetçilerin kimi temsil ettiği sorusuna dair büyük bir tartışmanın da canlı örneği.

Cem Özdemir’in eyalet başbakanlığına yükselişi Almanya için tarihi bir ilk. Ancak bu ilkin tek başına “başarılı entegrasyon hikayesi” olarak okunup okunamayacağı, Özdemir’in hikayesinin göçmen çocuklarının sistemin tepesine çıkabileceğini gösterirken bu çıkışın hangi kimlik bedelleriyle mümkün olduğu sorularını da beraberinde getiriyor.