İsmail Öztürk: “Polisler baskı altında ve tükenmişlik yaşıyor”

Öztürk’e göre polislik, toplumdaki en ağır sosyal ve psikolojik sorunların doğrudan karşısında yürütülen bir meslek. Öztürk, “Toplumdaki problemlerin patladığı yerlerde polis var. Cinayet, aile içi şiddet, kriz, kavga, travma… Polis sürekli bunların içinde. Dolayısıyla polislerin psikolojik durumunun çok güçlü olması gerekir” dedi.
Türkiye’de genel intihar oranı uluslararası ölçütlere göre görece düşük seviyede seyrediyor. En belirgin farkın yaşandığı 2022 yılında TÜİK verilerine göre kaba intihar oranı yüz binde 4,13 olarak kaydedildi. Buna karşın Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre polis teşkilatındaki intihar oranı yüz binde 20 seviyesine ulaştı. Polislerin bazı dönemlerde ayda 300 saate yaklaşan çalışma temposuna maruz kaldığı belirtilirken 2024 yılında 73, 2025 yılında ise 93 polisin intihar ettiği kayıtlara geçti.
Öztürk’ün değerlendirmeleri, 2024 yılında Emniyet Teşkilatı Sendikası öncülüğünde hazırlanan geniş kapsamlı bir anketin sonuçlarıyla da örtüşüyor. 15 bin 360 emniyet personelinin katıldığı araştırmaya göre, personelin yüzde 73,3’ü emniyet teşkilatında görev yapmaktan memnun olmadığını belirtirken yüzde 81’i mevcut çalışma koşullarından rahatsız olduğunu ifade etti.
Ankette polislerin karşılaştığı en büyük sorunlar arasında yüzde 97 ile uzun ve düzensiz mesai saatleri, yüzde 96,6 ile “sahipsizlik hissi” ve yüzde 96 ile amir baskısı gösterildi. Raporda birçok polisin aylık çalışma süresinin ortalama 240 saate ulaştığı belirtildi. Araştırmaya göre polisler diğer kamu çalışanlarından daha uzun süre çalışmasına rağmen fazla mesai ücreti almıyor.
Anketin en dikkat çekici sonuçlarından biri ise intihar düşüncesine ilişkin bölüm oldu. Katılımcıların yüzde 35,2’si hayatının bir döneminde intihar etmeyi düşündüğünü ya da bu fikrin aklından geçtiğini söyledi.
Araştırmada intiharların temel nedeni olarak yüzde 99 oranıyla mobbing ve amir baskısı gösterilirken, ikinci sırada yüzde 98,5 ile çalışma saatleri ve görev stresi yer aldı. Her dört polisten üçü meslek hayatında intihar eden ya da intihar girişiminde bulunan bir meslektaşını tanıdığını belirtti.
Araştırma ayrıca emniyet personelinin mesleğe büyük ölçüde ekonomik nedenlerle yöneldiğini ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 72,6’sı polisliği ekonomik sebeplerle seçtiğini belirtirken, yüzde 76,8’i başka bir meslek seçme şansı olsa istifa edeceğini söyledi.
Raporda dikkat çeken bir başka bulgu ise polislerin kurumsal mekanizmalara duyduğu güvensizlik oldu. Mesleki bir sorun yaşadığında amirlerine başvuracağını söyleyenlerin oranı yalnızca yüzde 4,3’te kalırken, katılımcıların yüzde 52,2’si sorunlarını sosyal medyada dile getirdiğini ifade etti.
Öztürk, emniyet teşkilatındaki çalışma sisteminin tükenmişliği derinleştirdiğini söyledi. Özellikle çalışma düzeni ve ek görev uygulamalarının polislerin özel hayatını neredeyse tamamen ortadan kaldırdığını vurguladı. “Polis kendi hayatını planlayamaz hale geliyor. İzin gününde maç görevi çıkıyor, toplumsal olay görevi çıkıyor. Ailesine, arkadaşlarına zaman ayıramıyor” diyen Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Kendi biriminde çalışan polis en azından bir rutine sahip oluyor. Ama ek görevlerde saatlerce ayakta bekliyorsunuz, bazen tuvalete bile gidemiyorsunuz. Polisler bir süre sonra tükenmişlik hissine kapılıyor.”
Öztürk, polislerin yoğun çalışma temposuna rağmen fazla mesai karşılığında yeterli ekonomik destek alamadığını da aktardı. “Bir polis haftada 60-80 saat çalışıyorsa bunun karşılığını alması gerekir. İnsan çektiği zorluğun karşılığında bir şey kazandığını hissederse psikolojik olarak daha uzun süre dayanabilir.” dedi.
Sürekli tayin uygulamalarının da polis aileleri üzerinde ciddi baskı yarattığını belirten Öztürk, özellikle çocukların sosyal hayattan koptuğunu söyledi. Türkiye’de emniyet teşkilatında görev yapan polisler merkezi atama sistemi kapsamında düzenli olarak farklı şehirlere tayin ediliyor. Personel çoğu zaman görev yerini seçemiyor ve kariyeri boyunca ülkenin farklı bölgelerinde çalışmak zorunda kalıyor. “Çocuk tam bir çevreye alışıyor, arkadaş ediniyor, sonra başka bir şehre gönderiliyor. Polis ailesi sürekli bir yabancılık hissi yaşıyor.” dedi. Öztürk ayrıca genç kuşak polislerin sosyal yaşam ve bireysel özgürlüklere daha fazla önem verdiğini, ancak emniyet teşkilatındaki anlayışın eski yapısını koruduğunu ifade etti. Eski Emniyet Müdürü, Z kuşağının özgürlüğüne düşkün olduğunu ancak emniyet teşkilatının hala İkinci Dünya Savaşı döneminin anlayışıyla hazırlanmış bir sistemle yönetilmeye çalışıldığına dikkat çekti.
Öztürk, polis intiharlarının yalnızca çalışma koşullarıyla da açıklanamayacağını belirterek personel seçim süreçlerinde psikolojik yeterliliğin göz ardı edildiğini savundu. “Psikolojik sorunları olan insan intihar eder. Bu kadar çok intihar olduğuna göre bunu sadece sistemsel sorunlarla açıklayamayız” diyen Öztürk, polislik gibi ağır travmaların yaşandığı bir meslekte personelin psikolojik dayanıklılığının büyük önem taşıdığını söyledi.
Emniyet Teşkilatı, 17-25 Aralık 2013’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın çevresini hedef alan yolsuzluk soruşturmalarının ardından hükümetin hedefi olmuş ve teşkilat içinde kapsamlı bir tasfiye süreci başlamıştı. Operasyonu gerçekleştiren polisler 11 yıldan uzun bir süredir cezaevinde tutuluyor.
Bu süreçte polis amirlerinin yetiştirildiği Polis Akademisi ve lise düzeyinde eğitim veren Polis Koleji 2015 yılında kamuoyunda “İç Güvenlik Paketi” olarak bilinen düzenleme kapsamında kapatılmıştı.
2000’lerin sonu ve 2010’ların başında Türk Polis Teşkilatı, kamuoyu araştırmalarında Türkiye’nin en güvenilen kurumları arasında gösteriliyordu. Ancak araştırmalar emniyet teşkilatına yönelik toplumsal algının son on yılda belirgin biçimde değiştiğine dikkat çekiyor. TESEV’in yayımladığı “Türkiye’de Polise Güven Araştırması”nda polise duyulan güven 5 üzerinden 3,04 (yüzde 60,8) olarak ölçülmüştü. ASAL Araştırma’nın 2024 tarihli çalışmasına göre polis teşkilatına güven yüzde 16,5 seviyesine geriledi.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

ARİF ASALIOĞLU

ABDULLAH AYMAZ

HÜSEYİN ODABAŞI

Saadet liderinden olay 'AK-Matik' tepkisi: 'Sandık...

Papa 14. Leo, Vatikan'ın en yüksek diplomatik nişa...

Fransa'yı ayağa kaldıran virüs paniği: Bir gemide ...

AİHM 'Yasak' kararında tam olarak ne dedi? Peacefu...

Bir devrin sonu! Türkiye Ermenistan arasında yeni ...







