Çıkış yolu

Tavşan, yavrularına ders veriyor. ‘’Avcı
şu yönden gelirse şunu yaparsınız, şöyle kaçarsınız, şuraya saklanırsınız
derken bir anda üzerlerine ağ iniyor. Yavrular, annelerine şimdi ne yapacağız
diye soruyorlar. Anne de; ‘’Bu yukarıdan gelen bir ağdır, buna karşı
yapılacak hiçbir şey yoktur’’ diyor. Aynen bunun gibi insanın da hiç
beklemediği şeyler başına gelebilir. Bu açıdan da kadere inanma, sonra da o
işin gereğini yerine getirmeye çalışma, ama asla morali bozmama çok önemlidir.
Hadiseler karşısında, daima tedbirli olmak gerekir. Alınan bütün tedbirlere
rağmen yine de o hadise oluyorsa, o zaman da ‘’pederin dediği değil, kaderin
dediği olur’’ prensibi hatırlanmalıdır.
Ölümün mukadder olduğunu, mutlaka
öleceğimizi, ama ne zaman başımıza geleceğini bilemeyiz. Bizden öncekilerin göç ettiği gibi biz de gideceğiz, ama zamanını
bilemiyoruz. Çünkü Allah böyle bir sistem yaratmış. Canlılar, insanlar,
doğuyorlar, büyüyorlar, ihtiyarlıyorlar, sonra da ölüp öbür âleme yani ahiret
dünyasına, esas kalıcı olan diyara gidiliyor.
Bunun dışındaki yani ölümün dışındaki
insanın başına gelebilecek olan her bir hadisenin çözümü için mutlaka uygun,
legal, insani yolların ve çarelerinin olduğunun bilinmesi, insan açısından çok
önemlidir. Ölümün dışında her şeyin çaresi vardır.
İnsan,
hayatı boyunca küçük veya büyük pek çok problemle karşılaşır. Bazen önüne
aşılması zor görünen engeller çıkar, bazen de bulunduğu şartlar içinde hiçbir
çıkış yolu yokmuş gibi hissedebilir. Fakat insanın en önemli özelliklerinden
biri, karşılaştığı problemler karşısında düşünmesi, farklı yollar araması ve
yeni çözümler üretebilmesidir. Hangi konu, ne zaman, nerede, nasıl insanın
başına gelirse gelsin, Allah’ın insana verdiği akılla, tecrübelerle ve
istişarelerle mutlaka bu durumlardan, problemlerden çıkış yolları hep olmuştur,
olmaktadır ve bundan sonra da olmaya devam edecektir.
Bu hadiseler, bazen çok basit, bazen
çok karmaşık, bazen de çok zor olabilir. Bunlar karşısında hiçbir zaman
karamsarlığa düşmeden, ‘’acaba bu konuyu ben elimdeki imkanlarla, geçirdiğim
tecrübelerle, başkalarıyla da istişare ederek nasıl çözmeliyim, nasıl
çözebilirim’’ yaklaşımı içinde de olunduktan sonra Allah’ın izniyle
çözülemeyecek problem yoktur.
Japonlar öyle dermiş; “bir problem
olsa da çözsek “. Hakikaten Japonlar böyle demişler midir bilemiyorum da,
fakat bu yaklaşım da, insanın problemler karşısında asla pes etmemesini ifade
eder. Mutlaka bunların çözülebileceğinin bilinci içinde olarak aktif sabırla,
yani bir yandan problemin çözülmesi için gayret ederken bir diğer yandan da
telaşlanmadan, aklı selimle, sabrederek o işi çözmek anlamına gelir.
İnsan, doğduğu günden öldüğü güne kadar
yaşadığı zaman diliminde küçük-büyük, zor-kolay, basit-karmaşık konularla,
meselelerle, problemlerle karşılaşabilir, karşılaşacaktır da. Çocukluğundan
itibaren insan, öncelikle ailesinden, daha sonra eğitimi esnasındaki
hocalarından, arkadaşlarından, zaman ilerledikçe beraber mesai yaptıklarından,
eşinden, çocuklarından problemlerini çözmesi açısından onların da fikirlerini
ve tavsiyelerini alarak ve problemlerini çözerek hayatına devam eder. Daha
önceki başkalarının tecrübelerinden de istifade eder, etmelidir de.
Bu konuda esas bilinmesi gereken nokta,
çözümsüz konu, çıkmaz yol yoktur. Her problemin mutlaka bir çözümü vardır, ama
bunların yollarını ve metotlarını bilmek gerekir.
Hani Arşimet( MÖ. 287–212) “Bana bir dayanak noktası verin, dünyayı
yerinden oynatayım” dediği gibi, doğru bir konum, doğru bir araç ve doğru
bir yöntem bulunduğunda, insanın küçük görünen gücü, yerinde kullanıldığında
çözüm adına çok büyük sonuçlar meydana getirebilir. Allah’ın insana
verdiği akılla, edindiği tecrübelerle, danıştığı insanların yaklaşımlarıyla
insan, karşılaşacağı her türlü problemi çözebileceğinin bilincinde olmalıdır. Burada önemli olan, yalnızca güç değildir.
Doğru noktayı bulmak, doğru yöntemi kullanmak ve mevcut imkânları doğru
değerlendirmek de en az güç kadar önemlidir.
Yani çıkmaz yolların değil, çıkar
yolların daima olduğunu bilmek çok büyük bir önem taşır.
Her
problemin mutlaka aynı çözümü olmayabilir; fakat çoğu problemin bir çıkış yolu
vardır. Bazen biraz sabır, bazen farklı bir bakış açısı, bazen istişare,
bazen geçmiş tecrübeler, bazen de hiç düşünmediğimiz yeni bir yöntem o çıkış
yolunu önümüze çıkarabilir.
Bu sebeple insan, “Artık yapacak
hiçbir şey yok.” demeden önce kendisine şu soruyu sormalıdır: “Acaba
henüz göremediğim başka bir yol var mı?” Çünkü hayat, bütünüyle tek yönlü
yollardan oluşmaz. Bir kapı kapanmışsa başka bir kapı açılabilir, bir imkân
ortadan kalkmışsa başka bir imkân ortaya çıkabilir. Bazen insanın kayıp
zannettiği bir şey, kendisi için yeni ve daha hayırlı bir yolun başlangıcı
olabilir.
Elbette bu anlayış, insanın her şeyi
kendi gücüyle başarabileceği anlamına gelmez. İnsan çalışır, düşünür, tedbir
alır, tecrübesinden yararlanır ve sebeplere başvurur, fakat neticeyi Allah’tan
beklemelidir. “Ben elimden geleni yaptım, şimdi Rabbimin takdirine
güveniyorum.” diyebilmek de, insanın huzur kaynaklarından biridir. Burada
tecrübenin ayrı bir yeri vardır. İnsan yalnız kendi yaşadıklarından değil,
başkalarının yaşadıklarından da ders almalıdır. Kendi karşılaştığı bir
sıkıntıda bulduğu çözüm, belki başka bir insanın yıllardır aradığı çıkış yolu
olabilir. Onun için elde edilen tecrübeleri paylaşmak, yalnızca bir iyilik
değil, aynı zamanda önemli bir kazanma kuşağıdır. Çünkü Allah cc yaptığı
bu iyiliğin karşılığını bir şekilde ya bu dünyada ya da ahirette verecektir. Bir
insanın başkasının yolunu aydınlatması, kendi yolunun ışığını da artırır.
İnsanın hayatı sınırlıdır. Hayatının
yarısı zaten uykuyla geçer. Büyük bir kısmı çocukluk esnasında harcanır, yine
bir kısmı hastalıklarla, kendisine hem bu dünyada hem öbür alemde lazım
olmayacak olan faaliyetler içinde geçer. Dolayısıyla insanın yaşadığı aktif
ömür, yani aktif zaman dilimi, çok azdır. Bir de kazalar ve değişik
felaketlerle bu ömür daha da kısalır. İşte bu kısa ömürde insanın, Allah’ın
kendisine bildirdiği vazifeleri yerine getirmesine göre ahiret denilen ve yatık
sekizle ifade edilen sonsuz bir âleme gidileceğinin bilincinde olarak insan,
hayatı çok dikkatli, süzerek, iman, ümit, azim, kararlılık ve aktif sabırla
geçirmeye çalışmalıdır.
Bu konunun ayrı bir tarafı da insanın
bu dünyadan öbür âleme gidince, ötede; “zamanını nerede ve nasıl geçirdin? “sorusunun
mutlaka sorulacağıdır. Özellikle de bu açıdan, bu işin bir oyun, ihmal
edilebilir bir durum olmadığının ciddiyeti içinde olmak, bu geçici hayattaki
başa gelen her şeyin bir imtihan sorusu olarak ele alınması gerekir. Bu ‘’imtihan’’
sorularının mutlaka cevaplarının da olduğunun bilinmesi ve ona göre
davranılması da yine aklı başında bir insanın düşünmesi ve ona göre yaşaması gerekir.
Bu şekildeki yaklaşım, insana öbür alemde kazanma imkânı verecek özellik ve
güzelliklerden birisidir. Aynı zamanda bu dünyada da o kısacık hayatı huzurla,
mutmain olarak geçirecektir.
Öyleyse
hayatın karşısında temel düsturumuz şu olmalıdır: Problemler karşısında pes
etmemek, düşünmek, araştırmak, danışmak, tecrübelerden yararlanmak, yeni yollar
denemek ve Allah’tan yardım istemek, şuurlu bir insan olmanın gereğidir. Çünkü
insanın önünde bazen duvarlar olabilir, fakat her engelin aşılacak, etrafından
dolaşılacak veya başka bir kapıya yönlendirecek bir tarafı vardır. Yeter ki
insan, çıkış yolunun bittiğini düşünmeden önce yeni bir yol aramaya devam
etsin. Hayatın en güzel kazançlarından biri de yalnız kendi yolumuzu bulmak
değil, bulduğumuz bu güzel yolu başkalarının da bulmasına yardımcı olmaktır.
Dolayısıyla mademki başa gelebilecek
her hadisenin mutlaka bir çözümü, bir çıkış yolu vardır ve Allah’ın insana
verdiği değişik kabiliyet ve özelliklerle bunları da halledebileceği aşikardır.
O zaman gelin kazanma kuşağında kaybetmeyelim. İnsan hayatı, küçük büyük pek
çok imtihan ve problemlerle iç içedir. Bazen önümüze öyle engeller çıkar ki,
sanki hiçbir çıkış yolu yokmuş gibi düşünürüz. Hâlbuki Allah, insana akıl,
irade, tecrübe ve düşünme kabiliyeti vermiştir. Önemli olan, karşılaştığımız
problemin büyüklüğünden önce çözümünü aramaya devam edebilmemizdir.
Öyleyse
hayat karşısında “Bitti.” demek yerine, “Başka hangi yol var?”
diye sormalıyız. Çalışacağız, düşüneceğiz, tedbirimizi alacağız, istişare
edeceğiz; sonra da neticeyi Allah’a bırakacağız. Kur’an-ı Kerim’de, Allah cc, “Şüphesiz
güçlükle beraber bir kolaylık vardır.” (İnşirah, 94/5-6) buyurulur. Demek
ki sıkıntının içinde bile bir kolaylık ihtimali vardır. İnsan, ümitsizliğe
kapılmadan düşünmeli, araştırmalı, istişare etmeli, tecrübelerden faydalanmalı
ve yeni yollar aramalıdır. Kendi yolumuzu bulmak bir başarıdır; bulduğumuz
yolu başkalarına göstermek ise daha büyük bir güzelliktir. Belki dünyayı
yerinden oynatamayız; ama doğru bir düşünce, güzel bir söz ve samimi bir
rehberlikle bir insanın dünyasını değiştirebiliriz.
Ayrıca ve çok önemli bir nokta da, her türlü
çıkış yolu denendikten sonraki oluşacak her türlü netice için de imanın 6
şartından biri olan kadere inanmanın gereği olarak, ‘’ vardır bunda da bir
hayır’’ diyebilmek ve ona göre davranabilmek, insanı hem bu dünyada, hem de
ahirette kazananlardan eyler.
Her işin bir çıkar yolu olduğu
bilincinden hareketle, öncelikle kendimiz ve ailemizin fertleri, daha sonra da
en yakınlarımızdan başlayarak en geniş dairedeki bütün insanlığa bu açılardan,
uygun usul ve üsluplarda, uygun doz ve dozajlarda, makuliyet çerçevesi içinde
yardımcı olalım. Böylece Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyerek, kazanma
kuşağında kaybedenlerden olmayalım.
Ne dersiniz?
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

PROF. DR. ŞERİF ALİ TEKALAN

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

CUMA KARAMAN

SAFVET SENİH

NUMAN YILMAZ YİĞİT


Siyasette Taşlar Yerinden Oynadı: YENİ Parti Yüzde...

AKP'de Ortalık Toz Duman! Şamil Tayyar: ”Vurgun ma...

Süleymanlılar Cemaatinde Şok İddianame: Denizolgun...

Respect Graduate School’dan Dev Canlı Yayın: 24 Sa...

ABD’de Kırsal Sağlık Krizi Büyüyor: Federal Düzenl...






