DUA VE ŞİFA

Okuma Süresi 6 dkYayınlanma Çarşamba, Haziran 17 2026
Paylaş
X Post
DUA  VE  ŞİFA

Andrew Nikiforuk  ‘Mahşerin Dört Atlısı’  isimli yazdığı bir kitapta, İnsanlık Tarihini a)Açlık, b)Salgınlar,  c)Musibetler, d)Kuraklıklar tarihi olarak ele alıyor. Hatta  “Salgın hastalıklar öyle yaygın idi ki, ortalıkta pek çok  hastalık dolaşırdı. Onun için atalarımız bütün günlerini DUA  ederek geçirirdi.” diyordu. 

14. Asırda dünyayı kasıp kavuran KARA  VEBA  SALGINININ  yüzyıl içinde 200 milyon kişinin hayatına mal olduğu tahmin ediliyor. Avrupa nüfusunun yarısından fazlası bu salgında hayatını kaybetmişti. Yakın tarihimizde ortaya çıkan İspanyol Gribi de kısa bir süre zarfında 50 milyon insanın ölümüne sebep oldu. Evet İspanyol Gribi, Kara  Veba’ya göre çok daha ölüm kusan bir hastalıktı.

Bunlar, insanın sağlığının bir yüzünü anlatıyor. Bu meselenin bir de Ruh  Sağlığı  bölümü var. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre  2025 yılında Covid’in de olumsuz tesiriyle bir milyardan fazla insan ruh sağlığı problemi ile mücadele etti. Sadece depresyon anksiyetinin dünya ekonomisine maliyeti bir trilyon doları geçti.  Üstelik stress başta olmak üzere ruh hastalıkları, kalb ve şeker gibi bedenî hastalıkları tetiklemesiyle de bilinir. Diğer bir deyişle insanoğlunun mânevî dünyasındaki yaralar, iş dünyasında iman eksikliğinden dolayı yaşadığı huzursuzluklar gelgitler ve buhranlar, onun bedenî hastalıklarından daha kötü durumda.

Artık son yıllarda hastanelerde hastalara manevî  mânada yardımcı olmak üzere mânevî rehberler boy göstermeye ve beraberinde dua grupları oluşmaya başladı. Evet insanlar, tıpkı Andrew  Nikiforuk’un belirttiği üzere ataları gibi hastalıkların tedavisinde dua terapilerine yönelmeye başladı.

Gerçekten de yapılan araştırmalarda duanın kan basıncında azalmaya yol açtığı, kalb atış hızını düşürdüğünü, stresi, kaygı ve ağrıyı azalttığı ve ileri evre hastalıklarda yaşama kalitesinde olumlu bir tesire sahip olduğu tesbit edildi. Bu çerçevede DUA, sağlıkta iyileşme doğrudan veya potansiyel olarak ilişkili psikolojik ve biyolojik değişikliklere yol açtığı belirlendi. D. G. King 1990 yılına ve Gartner,  D.B.  Larsen ve G.D. Allan 1991’de yaptıkları araştırmalarda dini bağlılık ile sağlıklı olmanın arasında ilişki olduğunu, 1992 yılında A. Colentiano serebrovasküler rahatsızlıklara 1997 yılında E. Inler dindarlığın bedenî fanksiyon  kayıplarına karşı iyileştirici tesiri olduğunu tesbit etti. Güney Kore’nin Seul şehrinde 2009 yılında 24-46 yaş arasında kısırlık tesbiti yapılan 219 kadına uzaktan DUA  TERAPİSİ uygulandı. ABD,  Kanada ve Avustralya’daki DUA  GRUPLARI  tarafından gerçekleştirilen bu DENEY’in neticesinde kendisi için  DUA edilen kadınlarda iki kat daha yüksek bir hamilelik  oranı gerçekleştiği görüldü. İşin daha da ilginç bir başka canlı türüne, yani kronik yanları olan 22 çalı maymununa yapılan DÖRT  HAFTALIK  DUA  TERAPİSİNDE  de olumlu sonuç  gözlemlendi.  

Bunun bir ileri noktası da iyileşmesi asla mümkün olmayan hastalıkların DUA ile mucizevi şekilde iyileşmesidir. Bunun da pek çok misalleri vardır. Tıbbın tescillediği gerçek olaylar da mevcuttur. 

Arapçada “kelime”  sözcüğünün köken mânası yaralama, yara meydana getirme gibi mânâları var yani  tesir etme demektir. Eğer bu kelime kudsî mânalar ile ilgili ise onun tesiri daha farklı olabilir.

Bizim bu husustaki görüşümüz.  Lâtif  Nükteler kitabındaki  Üstad Hazretlerinin izahlarına dayanıyor. Esmâ-i Hüsnâ konusunda biliyoruz ki: a)Cenab-ı Hakkın isimleri çoktur, sonsuzdur. Çünkü Peygamberimiz (S.A.S.) dua ederken  “Yâ Rabbi, bana bildirdiğin ve bildirmediğin isimle istiyorum” diyor. b) İsimler girift tecelli eder. Mesela Muhyî ismi tecelli edince hemen Rezzak, Hakim, Musavvir isimleri de beraber tecelli eder. c)Her ismin 70 bin  tecelli derecesi ve mertebesi vardır. Meselâ Kelâm sıfatının tecellisi yanında Kadîr, Nur, Şâfî isimleri de tecelli eder. Onun için Mukaddes Kur’an’ın kudsî ayet ve duaları da şifa ve âfiyete Allah’ın izniyle vesile olur… 



Bu haberler de ilginizi çekebilir