Uluslararası kuruluştan çarpıcı rapor: KHK'lılar 10 yıldır "kod 36" damgasıyla yaşıyor

İtalyan İnsan Hakları Federasyonu (FIDU), Tutuklu Avukatlar Girişimi Direktörü Avukat Ali Yıldız, Türkiye uzmanı ekonomist Dr. Mustafa Günaydın ve uzman araştırmacı Mustafa Sağır tarafından ortaklaşa kaleme alınan uluslararası nitelikteki rapor kamuoyuna açıklandı. "Uygulamada Medeni Ölüm: 2016 Sonrası OHAL İhraçlarının Hukuki ve Ampirik Değerlendirmesi" başlığını taşıyan çalışma, OHAL kararnameleriyle ihraç edilen binlerce kişinin yaklaşık 10 yıldır devam eden sosyal ve ekonomik dışlanmışlığını belgeliyor.
Beraat etmek bile "medeni ölüm" statüsünü sonlandırmıyor
Rapor, 2025 yılının ekim ve kasım ayları arasında 1.629 KHK mağduruyla gerçekleştirilen akademik bir anketin çarpıcı sonuçlarına dayanıyor. Araştırmaya göre, ceza davalarında aklanmak ya da beraat etmek dahi yaşanan hak ihlallerini ve toplumsal dışlanmayı bitirmeye yetmiyor.
Katılımcılardan elde edilen bulgular, sürecin ağırlığını şu verilerle özetliyor:
İş başvuruları: Katılımcıların %70,9'u KHK statüleri sebebiyle iş başvurularının reddedildiğini ya da işten çıkarıldıklarını belirtti.
Sosyal güvence: İhraç edilenlerin %65,3'ü olayların ardından sosyal sigortalı hiçbir iş bulamadı.
Yargılama süreleri: Ankete katılanların %48,3'ü beraat veya takipsizlik kararı almasına rağmen, bu kişilerin 9 gün ile 2 yıl arasında tutuklu kaldığı, yargılama süreçlerinin ise 4 ila 9 yıl sürdüğü kaydedildi.
"Kod 36": Devlet veri tabanındaki dijital damga
Araştırma, toplumsal ve ekonomik hayattan dışlanmanın ana mekanizmasının SGK ve İŞKUR kayıtlarında yer alan "36/OHAL/KHK" kodu olduğunu saptıyor. Bu kodun; tapu (TAKBİS), noter, sosyal yardım (SOYBİS) ve banka işlemlerine kadar her kuruma yansıyan otomatik bir damgaya dönüştüğü vurgulanıyor.
FIDU Başkanı Profesör Antonio Stango, rapordaki önsözünde bu durumu şu sözlerle özetliyor:
"36/OHAL/KHK kodu, işten çıkarılan kişileri her devlet veri tabanında ve finansal işlemde takip eden sinsi bir tanımlamadır. Hiçbir karar vericinin kötü niyetle hareket etmesini gerektirmeksizin, ilgili kişinin ayrımcılığa maruz kalmasını garanti eden otomatik bir damgadır."
Mağduriyet aile bireylerine de sıçrıyor
Rapora göre ihraçların yarattığı tahribat sadece KHK mağdurlarıyla sınırlı kalmıyor, toplu cezalandırma mantığıyla ailelere de sirayet ediyor. Katılımcıların %35,7’si birinci derece yakınlarının da ihraç edildiğini, %29,7’si ise eş veya çocuklarının kendileri nedeniyle doğrudan ayrımcılığa uğradığını ifade ediyor. Çocukların bazı mesleklere kabul edilmemesi ve eşlerin işlerini kaybetmesi bu durumun en net örnekleri arasında gösteriliyor.
Hukuki değerlendirme: Geçici tedbirler kalıcı hale geldi
Raporun hukuki analiz bölümünde, 32 OHAL kararnamesinin bireysel delil değerlendirmesi ve savunma hakkını devre dışı bıraktığı; kamu görevinden ömür boyu men ve pasaport iptali gibi geri döndürülemez sonuçlar doğurduğu belirtiliyor. 2018'de OHAL resmen bitmiş olsa da 7145 sayılı Kanun ile ihraç yetkisinin 2022'ye kadar uzatıldığı ve geçici tedbirlerin kalıcı idari uygulamalara dönüştürüldüğü ifade ediliyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Büyük Daire düzeyindeki Yalçınkaya/Türkiye (2023) ve güncel Yasak/Türkiye (2026) kararlarına atıfta bulunan rapor; Türkiye'yi bu kara liste sistemini kaldırmaya ve beraat edenler için otomatik iade prosedürlerini başlatmaya çağırıyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU

KADİR GÜRCAN
ESRA BÜYÜKCOMBAK






