Farklı milletler ve inançlar arası köprüler

3 Mart 2026 tarihinde Berlin’de, Protestanların merkezinde House of One ile bizim Forum Diyalog Derneğimiz beraber bir İFTAR YEMEĞİ verdi. Prof. Dr. Hafner konuşmasında bir Katolik din adamı olarak lâtife ile giriş yaptı ve “Bakın bir Katolik olarak Protestanların mekânında konuşuyorum!” mealinde söz söyleyerek Hizmet’in birleştirici köprüler kurmuş olduğuna imâ ve işarette bulundu. Yunan Ortodoks Metropoliti Piskopos Emmanuel Sfiatkos, alkışlar içinde şöyle bir latifede bulundu: “Bizim eski mitolojimize göre alkış, kötü ruhları kovalamak için yapılır!.”
Daha sonra kendisiyle özel sohbetimizde
Yunanistan’ın Aynoroz yarımadasındaki
“Hz. Meryem’in Bahçesi” denilen yerdeki Yunan, Bulgar, Rus v.s.
Manastırlarını ziyaret ettiğimi ve üç gün kaldığımı söyledim… Birkaç defa
“Bravo! Bravo!” demekten kendini alamadı. İftar yemeğinden
sonra konuşma sırası bana gelince şunları söyledim:
Muhterem Dostlar,
Hepinizi sevgi ve saygı ile selamlayarak sözlerime başlıyorum.
Maalesef Türkiye’de dinlerarası temas ve ortak buluşma uzun zaman çok
sınırlıydı ve diyalog kültürü zayıftı.
1994’te M. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin tavsiyesiyle Gazeteciler ve Yazarlar
Vakfı kuruldu. Esas hedefi, Türkiye’deki laik-antilaik, Alevî–Sünnî, Kürt–Türk
ve Hıristiyan–Müslüman ayrıştırmalarına karşı birlik ve beraberliği kurmaktı.
Maalesef, bu ayrılığı medya derinleştiriyor ve huzursuzluğa sebep oluyordu.
Onun için Ramazan iftarlarında ve Abant Platformu toplantılarında yukarıda
isimlerini saydığım grupların önde gelen isimlerini davet edip ortak görüşmeler
üzerinde duruyor hatta Abant toplantılarında ülkeyi birliğe ve beraberliğe
götürecek ortak görüşler deklare ediyor bunları kendi Zaman gazetemizde ve
Samanyolu televizyonumuzda yayınlıyorduk. Diğer medya kuruluşları da haber
olarak veriyorlardı.
1996’da dinlerarası diyalog adına Hocaefendi, Patrik Bartolomeo ile görüşme
yaptı. Peşinden Yunanistan’dan gazeteciler Hocaefendi ile röportaj yaptılar.
Hocaefendi’nin, “Komşu, komşunun külüne muhtaçtır” sözü manşet oldu.
Hocaefendi, “Biz komşuyuz… Ne diye birbirimize karşı silahlanma yarışına girip
silah tüccarlarını zengin ediyoruz. O paraları eğitime ve sağlığa yatırıp
vatandaşlarımızın faydasına harcamalıyız!..” diyordu…
Sonra 1997’de Hocaefendinin dört mektubundan birini Vatikan’a Papa Cenaplarına,
ikincisini Hüttenberg’teki Dalay Lama Merkezine (Dalay Lama’ya verilmek üzere)
üçüncüsünü Viyana Kardinaline, dördüncüsünü de Bad Fuβ’ta bulunan Melekler
Hareketinin başındaki, dünyada iki milyon mensubu olan zata bizzat ben
götürdüm.
Bilindiği gibi Papa Cenapları ile Hocaefendinin Vatikan’da görüşmesi ancak
1999’da gerçekleşti.
Gerçekten bu gayretler, hem Türk medyası arasında, hem bölüp parçalamak isteyen
farklı kesimler arasında güzel görüşme ve tanışmalara, diyalog köprüleri,
yepyeni bir güven hem de birlikte yaşama zemini hazırladı.
Netice itibariyle de İslamiyetin dünyaya açık yüzü görünür oldu. Böylece
karşılıklı saygı ve anlayış, toplumsal iklimi yumuşatıp geleceğe ait ümitleri
kuvvetlendirdi.
Ve bu diyalog geleneği burada kalmadı.
Bugün arkadaşlarımız onlarca diyalog derneğinde bu anlayışı devam ettiriyor.
Farklı şehirlerde, farklı ülkelerde aynı köprü kurma gayreti sürüyor.
Bizim Forum Dialog derneğimizin House of One’da partner olması da bu açıdan çok
kıymetlidir. Bu ortaklık, yalnızca kurumsal bir iş birliği değil; aynı zamanda
ortak bir gelecek tasavvurunun ifadesidir.
Türkiye’de başlatılan diyalog iklimi, bugün Almanya’da yeni bir zeminde hayat
buluyor. Çünkü Almanya çok kültürlü ve çok dinli bir toplumdur. Burada birlikte
yaşamanın yolu, birbirimizi tanımaktan, anlamaktan ve karşılıklı güven inşa
etmekten geçmektedir.
Bu anlayışla, farklılıklarımızı bir zenginlik olarak görerek, ortak değerlerde
buluşmaya devam edeceğiz.
Hepinizi tekrar selamlar, sevgi ve saygılarımı sunarım.
Bu haberler de ilginizi çekebilir

ARİF ASALIOĞLU

KADİR GÜRCAN

ABDULLAH AYMAZ













