Farklı milletler ve inançlar arası köprüler

Okuma Süresi 6 dkYayınlanma Pazartesi, Mart 16 2026
Paylaş
X Post
Farklı milletler ve inançlar arası köprüler

3 Mart 2026 tarihinde Berlin’de, Protestanların merkezinde House  of  One ile bizim Forum Diyalog Derneğimiz beraber bir İFTAR  YEMEĞİ verdi. Prof. Dr. Hafner konuşmasında bir Katolik din adamı olarak lâtife ile giriş yaptı ve  “Bakın bir Katolik olarak Protestanların mekânında konuşuyorum!” mealinde söz söyleyerek Hizmet’in birleştirici köprüler kurmuş olduğuna imâ ve işarette bulundu. Yunan Ortodoks Metropoliti Piskopos Emmanuel Sfiatkos, alkışlar içinde şöyle bir latifede bulundu:  “Bizim eski mitolojimize göre alkış, kötü ruhları kovalamak için yapılır!.”


Daha sonra kendisiyle özel sohbetimizde Yunanistan’ın Aynoroz yarımadasındaki  “Hz. Meryem’in Bahçesi” denilen yerdeki Yunan, Bulgar, Rus v.s. Manastırlarını ziyaret ettiğimi ve üç gün kaldığımı söyledim… Birkaç defa “Bravo!  Bravo!”  demekten kendini alamadı. İftar yemeğinden sonra konuşma sırası bana gelince şunları söyledim:

Muhterem Dostlar,

Hepinizi sevgi ve saygı ile selamlayarak sözlerime başlıyorum.

Maalesef Türkiye’de dinlerarası temas ve ortak buluşma uzun zaman çok sınırlıydı ve diyalog kültürü zayıftı.

1994’te M. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin tavsiyesiyle Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı kuruldu. Esas hedefi, Türkiye’deki laik-antilaik, Alevî–Sünnî, Kürt–Türk ve Hıristiyan–Müslüman ayrıştırmalarına karşı birlik ve beraberliği kurmaktı. Maalesef, bu ayrılığı medya derinleştiriyor ve huzursuzluğa sebep oluyordu. Onun için Ramazan iftarlarında ve Abant Platformu toplantılarında yukarıda isimlerini saydığım grupların önde gelen isimlerini davet edip ortak görüşmeler üzerinde duruyor hatta Abant toplantılarında ülkeyi birliğe ve beraberliğe götürecek ortak görüşler deklare ediyor bunları kendi Zaman gazetemizde ve Samanyolu televizyonumuzda yayınlıyorduk. Diğer medya kuruluşları da haber olarak veriyorlardı.

1996’da dinlerarası diyalog adına Hocaefendi, Patrik Bartolomeo ile görüşme yaptı. Peşinden Yunanistan’dan gazeteciler Hocaefendi ile röportaj yaptılar. Hocaefendi’nin, “Komşu, komşunun külüne muhtaçtır” sözü manşet oldu. Hocaefendi, “Biz komşuyuz… Ne diye birbirimize karşı silahlanma yarışına girip silah tüccarlarını zengin ediyoruz. O paraları eğitime ve sağlığa yatırıp vatandaşlarımızın faydasına harcamalıyız!..” diyordu…

Sonra 1997’de Hocaefendinin dört mektubundan birini Vatikan’a Papa Cenaplarına, ikincisini Hüttenberg’teki Dalay Lama Merkezine (Dalay Lama’ya verilmek üzere) üçüncüsünü Viyana Kardinaline, dördüncüsünü de Bad Fuβ’ta bulunan Melekler Hareketinin başındaki, dünyada iki milyon mensubu olan zata bizzat ben götürdüm.

Bilindiği gibi Papa Cenapları ile Hocaefendinin Vatikan’da görüşmesi ancak 1999’da gerçekleşti.

Gerçekten bu gayretler, hem Türk medyası arasında, hem bölüp parçalamak isteyen farklı kesimler arasında güzel görüşme ve tanışmalara, diyalog köprüleri, yepyeni bir güven hem de birlikte yaşama zemini hazırladı.

Netice itibariyle de İslamiyetin dünyaya açık yüzü görünür oldu. Böylece karşılıklı saygı ve anlayış, toplumsal iklimi yumuşatıp geleceğe ait ümitleri kuvvetlendirdi.

Ve bu diyalog geleneği burada kalmadı.
Bugün arkadaşlarımız onlarca diyalog derneğinde bu anlayışı devam ettiriyor. Farklı şehirlerde, farklı ülkelerde aynı köprü kurma gayreti sürüyor.

Bizim Forum Dialog derneğimizin House of One’da partner olması da bu açıdan çok kıymetlidir. Bu ortaklık, yalnızca kurumsal bir iş birliği değil; aynı zamanda ortak bir gelecek tasavvurunun ifadesidir.

Türkiye’de başlatılan diyalog iklimi, bugün Almanya’da yeni bir zeminde hayat buluyor. Çünkü Almanya çok kültürlü ve çok dinli bir toplumdur. Burada birlikte yaşamanın yolu, birbirimizi tanımaktan, anlamaktan ve karşılıklı güven inşa etmekten geçmektedir.

Bu anlayışla, farklılıklarımızı bir zenginlik olarak görerek, ortak değerlerde buluşmaya devam edeceğiz.

Hepinizi tekrar selamlar, sevgi ve saygılarımı sunarım.