Favoriler arasında değiller!

Okuma Süresi 7 dkYayınlanma Pazartesi, Haziran 22 2026
Paylaş
X Post
Favoriler arasında değiller!

Türkiye'de, First Family'nin büyük damat gibi genç damadı için de siyasi gelecek beklentisi şimdilik rafa kalktı. Kamu vicdanı kibarca “Siz işinize bakın!” mesajını çoktan verdi. Ailenin diğer fertlerini ise ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Bunlar daha bir şey değil, asıl cümbüş hakk vaki olunca kopacak!


Siyasi varisler arasında ismi geçen ve muhtemel rakipleri arasında havuz medyasının favorisi olan delikanlıyı birkaç hafta önce halı tezgahında iplik eğirirken gördük. Halinden çok memnundu. Herkesi sevdiği ve becerebildiği işte istihdam etmek, modern eğitim psikolojisinin yapı taşlarından sayılıyor. Ayrıca Türk Seçmeni, aklı ancak belediye fen işlerine yetenlere siyasi iş ihale etmekle kötü bir tecrübe yaşadı. Seçimde alamadığı yerel yönetimleri, tehdit, şantaj ya da rüşvet ile kendi kazanımlarına kaydetmek işte bu talihsiz tercihin artçıları. 


First Family'nin entelektüel yönünü temsil ettiğine inanılan genç damadın gündemin rüzgarına kapılıp kendisini Salı Pazarı'na düşürmesi akıllı bir manevra olmadı. “Yerli Elon Musk” rollerine soyunup sonra da “Teknolojik Hegemonya'ya dur demeliyiz!” ucuzluklarında gezmek pek şirin durmuyor. Ezilen ve incinen milli onurları Batı hegemonyası, emperyalizm ve kolonizm gibi mazoşist kavramlarla sarıp sarmalamanın modası çoktan geçti. Gelişmiş dünya Open Source, herkese açık “Gelin beraber geliştirelim, birlikte yapalım!” şeffaflığına, ille de yerli ve milli elbisesi giydirme gayreti, yarım kalmış despot popülizmin yeni söylemi olsa gerek.


Devlet parası ile üretilen ve şahsi mülk muamelesi ile sahiplenilen, sözümona yerli ve milli savaş sanayiine sırtını dayıyor olmak insanı sıradışı ve bulunmaz hint kumaşı yapmıyor. “Kendi ihtiyacımızı kendimiz üretelim!” iddiası yüz yıl önceki Sosyalist Enternasyonal'ın fakir Ortadoğu ülkelerine pazarladığı ikinci el ideoloji parçalarıydı. Gerçi bu döküntü, ezilmiş halk edebiyatın orijinalleri de çıktığı ülkelerde işe yaramadı ya! Paşa Babası'nın bile dünyada olmadığı dönemlerde bütün bu ideolojiler çökmüş ve cazibesini yitirmişti. Hem de koskoca bir coğrafyayı zamanın ve tarihin dışına atarak! Son birkaç yıldır kuzu sarması samimiyetinde olduğumuz Kuzeydoğu komşumuz ve hala ondan bir şey çıkacağına inanan despot idarelerden bahsediyoruz. Onlar “Kendimiz üretelim!” deyince, “Biz kontrol edelim. Dilediğimize verip, dilediğimizi mahrum edelim!”i kastediyorlar. Küçük Damad'ın Paşa Babası hayrına demeye getirdiği de işte bu!


Saray Ailesi'nin geçtiğimiz hafta hep bir ağızdan modernizm, Batı ve gelişmeler konusunda milli-yerli heyecanlarındaki tansiyon yükselmesi dünya kupalarının başlamasından kaynaklanıyor olabilir. Sayın Cumhurbaşkanı gençlik yıllarında öyle veya  böyle oynadığı futbolu hala doğu-batı çekişmesi, ölüm-kalım rövanşı ya da haçlı-hilal kavgasında tutmakta ısrarlı. Öyle kürsüye abanıp bütün Türkiye'yi umumi seferberlik havasına sokup, cihad-ı ekber ilanı da nereden çıktı? Altı üstü bir maç. Velev dünya şampiyonu olsanız ne olacak? Ozembik zayıflama ilacını kullanıp “Hem yiyelim, hem zayıflayalım hem de fit görünelim ayol!” deyip fetih neşesi mi yaşayacaksınız? Peki şimdi ne olacak?  Milli takım döküldü. ABD'ye giderken VIP ayrıcalığı ile yaptıkları yolculuğu, tenzil-i rütbe ile cezalandırıp bütün takımı ekonomik ya da kargo uçağı ile mi getireceksiniz?


Hükümet kanadı, teknolojik gelişmeleri takip konusunda popülist eğilimlerden kurtulamadı. Bunun için Saray'ı bile bozuk para gibi harcıyorlar. Geçtiğimiz hafta Saray'a sundukları milli-muhafazakar ve yerli AI yazılımı, OpenAI'ın, “user interface”, arayüz ile, birebir kopyası olduğunu bilmem hazret'e söylediler mi? Yerli üretim uçak deyip motoru için ancak 2032'ye randevu alan teknoloji simsarları da aynı şeyi yapmıştı. Kabinenin dışişleri bakanı bunu ağzından kaçırdığında “Saray'ın bundan haberi yok!” diyenler da velinimetlerine toz kondurmayanlar!


Ha bu arada, kendisine ekonomi teslim edildikten sonra herşeyi eline-yüzüne bulaştıran büyük damat da piyasalara dönme hazırlığında. Paşa Baba ve küçük damadın yerli AI üretim teşebbüslerine manevi destek vermek de ona kalmış. “Eşref-i mahlukat olan insan'ın yerini kimse alamaz!” özdeyişi(!) kendilerine ait. İyi de ortada böyle bir iddia ve  teşebbüs yok ki! Bu telaş niye? 


Resmi seçim takvimine neredeyse iki yıl var. Türk Seçmeni'nin akl-ı selim ile ülke realitelerini anlayacak yeni ve genç yüz arayışları, tıkanıp kalan siyasi hayat için tek çıkış yolu olarak görülüyor. First Family'nin müstakbel adayları an itibariyle aranılan favoriler arasında değiller! Hele küçük damat hiç değil!