Gayet latif, nazenin esir maddesi

Okuma Süresi 8 dkYayınlanma Pazartesi, Şubat 23 2026
Paylaş
X Post
Gayet latif, nazenin esir maddesi


Üstad Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur'larda esir maddesini şöyle tarif ediyor:

 

“Cenab-ı Hakkın gayet lâtif, nazenin, mutî, musahhar bir icraat sayfası, emirlerinin bir nakil vasıtası, zayıf bir tasarrufat perdesi, lâtif bir yazı yazma mürekkebi, en nâzenin bir icadlar elbisesi, bir sanatlar mayası ve bir hububatın tarlası olan ESİR MADDESİ…” (Otuzuncu Lem'a, Kayyum İsmi, Altıncı Nükte, Birinci Şua)

 

“Esir maddesi, maddiyyunları (materyalistleri) boğduran zerrat (atomlar) maddesinden daha lâtif ve eski filozofların heyûlâ fihristesinden daha kesif (yoğun), iradesiz, şuursuz, câmid bir maddedir. Bu hadsiz bir surette tecezzi ve inkısam eden (parçalara, kısımlara ayrılan, bölünüp parçalanabilen) nakledicilik ve infial (etkilenme ve edilgenlik) özelliği ve vazifesiyle donatılmış olan bu esir maddesine, belki o maddenin atom zerrelerinden çok derecede daha küçük zerrelerine…”

 

“… varlığın en zayıf mertebesi, en incecik derecesi ve en değişken, bir kararda durmayıp hâlden hâle geçebilen tavrı ve en ziyade mekâna yayılmış olan hadsiz, kesretli bir madde olan esir maddesi…”

 

Tirmizi’de rivayet edilen “Essemâü mevcün mekfûfün” hadisine Üstad Bediüzzaman Hazretleri şöyle mâna veriyor: “Sema, emvâcı karardâde olmuş (dalgaları durgunlaşıp, oturaklaşarak sâkin ve kararlı hale gelmiş) bir denizdir.”

 

Çağımızın büyük dâhilerinden, buluş ve kâşif sahibi bilim-fen adamlarının en önde gelenlerinden birisi olan Nikola Tesla’nın da Üstad Hazretlerinin görüşlerine benzer bir anlayışa sahip olduğuna şahit oluyoruz. Çünkü Tesla’ya göre her şey titreşimden ibarettir. Kalbin ritminden galaksilerin dönüşüne kadar her şey belirli bir frekansın neticesidir. Tesla’nın bu görüşü sadece teknolojik değil, aynı zamanda şuur seviyesinde de devrim yapacak bilgileri ihtiva ediyordu. Bunlar dünyanın alıştığı düzene meydan okuyordu. Tesla’nın vardığı neticeler basitti: Gerçeklik katı ve değiştirilmez değildir. Aksine müzikal bir düzene sahipti ve bu düzene uyum sağlayan herkes yalnızca kendi hayatını değil, bütün insanın gidişatını değiştirebilir. Eğer gerçekten kâinatın sırlarını keşfetmek isteyen kişi; enerji, frekans ve titreşim kavramlarıyla düşünmelidir. Bu, Tesla’nın yalnızca bir bilim insanı olarak değil, bir sezgi bilgisi olarak da söylediği en temel gerçeğiydi.

 

Ona göre maddî dünya yalnızca görünendir. Oysa asıl belirleyici olan, görünmeyendir. İnsan bedeni, düşünceler, duygular, nefes, ışık, hatta sevgi ve acı bile belirli frekanslarda titreşen enerjilerdir. Kâinat, yasalara göre düzenlenen büyük bir senfoni orkestrasıdır ve her birimiz bu senfonide bir enstrümanız. (…) Siz sadece etten kemikten ibaret değilsiniz. Siz evrensel senfonideki eşsiz bir notasınız. Ve artık kendi melodinizi çalmayı öğrenmenin zamanı geldi. Her şeyin frekansı dışarıda bir yerde aradığınız bir güç değil. O zaten sizin içinizde; uyanmayı bekliyor. (…) Tesla, duyguların düşüncelerden bile daha güçlü frekanslara sahip olduğunu fark etti.

 

Korku yaklaşık 100 Hertz civarında titreşiyor ve düzensiz dalgalar oluşturuyordu. Bu dalgalar korktuğunuz şeyleri hayatımıza çekme eğilimindeydi. Sevgi ise 528 Hertz’de titreşiyor. Bu da evrensel uyumun frekansına denk geliyor ve hem bedeni hem de çevreyi iyileştiriyor. Tesla, bu bilgiyi deneylere döktü. İki insan aynı frekansta titreştiğinde aralarında kelimelere gerek kalmadan iletişim kurabildiklerini, bilgiyi anında paylaşabildiklerini ve hatta çevrelerinde olan olayları etkileyebildiklerini gözlemledi.

 

Kâinat iç içe geçmiş dalgalardan oluşan dev bir okyanustu. (Dikkat edilirse, yazının başında sözünü ettiğimiz hadis-i şerifteki ifadelerle tam bir benzerlik gösteriyor. A.A.) Her insan zihni ise bu okyanusta yüzen bir ada gibi bağlantıya veya yalnızlığa açık bir şekilde seçim yapıyordu. Tesla bu farkındalıkla derin meditasyonlara yöneldi. (…) Tesla kâinatı dalgalarla kaplı dev bir okyanus gibi gördü. Her yıldız, her gezegen, her atom kendi frekansında şarkı söylüyordu ve bu şarkılar kaotik değil, aksine mükemmel bir uyum içerisindeydi. Kozmosun tamamı sonsuz bir senfoni gibi işliyordu…

 

Üstad Bediüzzaman Hazretleri Lemaat Risalesi'nde diyor ki: “Şu kâinat, büyük bir sesle ‘Lâ ilâhe illallah’ diye zikretmektedir. Kâinatın bütün zerreleri, hücreleri, bütün erkân ve âzâsı zikreden bir dildir ki, bunların her biri kâinatın o büyük sesiyle beraber ‘Lâ ilahe illa Hû’ der. O dillerde çeşitlilik ve o seslerde mertebeler var. Fakat onun zikri ve onun sesi hepsini ‘Lâ ilahe illa Hû’ diye bir noktada toplar. Bu kâinat büyük bir insandır, büyük sesle zikreder; bütün parçaları, zerreleri, küçücük sesleriyle, o yüksek sesle beraber ‘Lâ ilahe illa Hû’ der…”

 

Tesla’nın kendi anlayışı ile söylediği sözler, Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin tevhid inancı içinde ortaya koyduğu gerçeklerle bir çeşitte benzerlik arz ediyor.