Genelkurmay’ın karanlık dehlizinde bir üsteğmen: 'Çığlıklar içinde sıramın gelmesini bekledim'

15 Temmuz 2016 gecesine dair resmi anlatının en kritik kırılma noktalarından biri olan "Genelkurmay'daki o son uğurlama fotoğrafı", arkasında cumhuriyet tarihinin en karanlık işkencelerini barındırıyor. Dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı karargahtan çıkarken uğurlayan saniyelerce sürelik güvenlik kamerası kaydıyla Türkiye'nin tanıdığı Protokol Üsteğmeni Kübra Yavuz, sessizliğini Norveç’in buzlu fiyortlarından bozdu. "TANIK / O Geceden Sonra" belgeselinde konuşan Yavuz, Genelkurmay Başkanlığı binasının altındaki poligonda kurulan işkence merkezini ve bizzat şahit olduğu vahşeti ilk kez isim isim ifşa etti.
"Fidan ve Akar 'Kakara Kikiri' Eğleniyorlardı"
O dönem Genelkurmay'da yabancı heyetleri karşılayan ve komuta katında görev yapan tek kadın protokol subayı olan Kübra Yavuz, 15 Temmuz cuma gününün sıradan başladığını söylüyor. Akşam saatlerinde nöbetçi olduğu için Hakan Fidan’ın uğurlama görevi kendisine kalıyor. Saat 20:20 sularında kapının açıldığını belirten Yavuz, o tarihi anı şu çarpıcı sözlerle özetliyor:
"İçeriden komutanla (Hulusi Akar) MİT müsteşarı beraber çıktılar. Kapı önünde sohbet etmeye başladılar. İnanılmaz keyifleri yerinde, birbirlerine gülerek bir şeyler anlatıyorlar. Bir mutlular, bir hareket... 'Kakara kikiri' halindeler. Cuma gününün, mesai bitiminin verdiği mutlulukla ayrıldıklarını düşündüm. Saat 20:20'de Fidan'ı aracına bindirip uğurladım, odama geçtim. 15-20 dakika sonra F-16'lar uçmaya, karargahta silahlar patlamaya başladı."
"Vatan Hainisin, Seni İdam Edeceğiz"
15 Temmuz'a hiçbir şekilde karışmadığı kamera kayıtlarıyla sabit olan ve olaydan sonra 2 Ağustos’a kadar normal mesaisine devam eden Yavuz, o gün karargahın içinde Özel Kuvvetler tarafından kurulan bir tuzağın içine çekildiğini anlatıyor. Üstünü değiştirmeye fırsat bulamadan Genel Sekreter İrfan Özsert’in odasına götürülen Yavuz, içeride dönemin Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı ile karşılaşıyor:
"Zekai Aksakallı birdenbire 'Seninle ilgili bütün belgeler elimizde, vatan hainisin, seni idam edeceğiz, buradan çıkamayacaksın' diye bağırmaya başladı. Korkunç bir ortamdı. Boğazım düğümlendi, donup kaldım. Yan odada ellerimi plastik kelepçeyle bağladılar."
Genelkurmay Poligonunda İşkence Seansı
Kübra Yavuz’un asıl kan donduran ifşaları, karargah binasının altında bulunan atış poligonuna götürülmesiyle başlıyor. 10-12 kişilik bir subay grubuyla, gözleri askeri mavi çarşaflarla bağlanarak poligona dizildiklerini anlatan eski üsteğmen, içerideki "ölüm sessizliğini" bozan sesleri aktarıyor:
"Bir süre sonra elektrik sesleri duymaya başladım. Elektrik işkencesiyle beraber birilerinin çığlıkları yükseliyordu. Birinin kafasının suya sokulup çıkarıldığı sesler geliyordu. Kronik rahatsızlığı olan bir komutan yalvarıyordu, 'İlaçlarım var, ilaçlarımı verin' diye. Cevap bile vermediler. Ayak seslerinin mesafesini dinliyordum. Sanki bir mezbahadasınız, çığlıkları duyuyorsunuz ve o karanlık odada sıranın size gelmesini bekliyorsunuz. Yavaş yavaş sıra size geliyor..."
Üstü Başı Kan İçinde İşkenceciler ve İsim İfşası
Gözündeki bant açıldığında karşılaştığı manzarayı "Etraf kan revan içindeydi" diyerek tarif eden Yavuz, işkencecilerin hiçbir gizlenme ihtiyacı hissetmediğini vurguluyor. Kendisine yöneltilen soruların 15 Temmuz gecesiyle ilgili olmadığını, sadece önceden hazırlanmış bir şablona oturtulmaya çalışıldığını söylüyor:
"Dışarıda dayak yemekten, elektrik verilmekten kafası önüne düşmüş beraber çalıştığım bir komutanı gördüm. O sırada yanıma işkenceyi yapmış olan kişi geldi. Üstü başı kan olmuştu. 'Komutanım ben yoruldum, biraz da siz devam etseniz mi?' diyordu. İşkence yapanların yüzünü çok net gördüm. Çekinceleri yoktu. Bir tanesi şu an general olan Ertuğrul Erbakan’dı."
Genelkurmay'ın Mahkemeye Gönderdiği "İtiraf" Belgesi
Bir gün süren bu ağır işkence seansının ardından önlerine konan hazır "Ben teröristim" yazılı A4 kağıtlarını imzalamak zorunda kaldıklarını belirten Yavuz, daha sonra cezaevi ve yargılama süreçleri yaşadı. Yavuz'un hukuk mücadelesinde elde ettiği en büyük kanıtlardan biri ise eşinin mahkemesinin Genelkurmay’dan istediği yazı oldu. Genelkurmay Başkanlığı, mahkemeye gönderdiği resmi yazıda "işkence" kelimesini kullanmasa da karargahta böyle bir sorgulama yapıldığını kabul etti ancak "O dönem orada sorgulama yapan kişilerin kimlik ve adres bilgilerini bilmiyoruz" yanıtını verdi. Bu resmi yazı, karargahtaki yasa dışı işkence merkezinin askeri bürokrasi tarafından belgelenmesi anlamına geliyordu.
Norveç'te Sıfırdan Başlamak
Yaşadığı ağır travmaların ardından eski bir asker olan eşiyle birlikte Türkiye'den kaçarak Norveç'e, Kuzey Kutup Dairesi'nin sınırına sığınan Kübra Yavuz, bugün 10 yıl öncesinin askeri üniformasını geride bırakmış durumda. Norveç’te Bilişim Teknolojileri bölümünde okuyan ve yeniden akademisyen olma hayalleri kuran Yavuz, "Her şeyiniz elinizden birdenbire alınıyor. Ama masumiyetin verdiği bir cesaret var. Zaman ve mekan olarak bir parçamız hâlâ orada kaldı. Bu parça, Türkiye'de insanlar özgürlüklerine ve adalete kavuştuğunda geri dönecek" diyerek tarihe not düşmeye devam ediyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

SAFVET SENİH

TÜRKMEN TERZİ

ERTUĞRUL İNCEKUL

ABDULLAH AYMAZ

Savaşa mı hazırlanıyor: Almanya Başbakanı ABD'den ...

Netenyahu açıklad! Meğer Erdoğan'ın hayatını onun ...

İran cenaze ile meşgulken, ABD Meşhed demiryolunu ...

Kulis: Erdoğan dertli! F-35'in şartı S400'ler ne o...

Şimdi ne olacak? Tanju Özcan'dan üç harfli marketl...






