Gönüllerin şifresi : Selam
Kayseri’de Tıp Fakültesinde öğretim üyesi iken, benim gibi öğretim üyesi bir
arkadaşımızla haftanın belli günlerinde sabah erken vakitte, bir tepenin
etrafında yürüyüş yapardık. Bizden önce yürüyüş için gelen birisi, yüzünü
gözünü sarmış şekilde tepeden inerken, biz de daha yeni tepeyi tırmanmaya
başlardık. İkinci gün de aynı kişi, biz tepeye tırmanırken, o yine bizden önce
gelmiş tepeden aşağı doğru iniyordu. Arkadaşım, ‘’bu insan kimdir acaba? Yüzünü
gözünü her yerini kapatmış, in midir cin midir?’’ dedi. Biraz sonra başını ve
gözlerini kapatmış bu insan, tam yanımızdan geçerken, ben ;“ hayırlı
sabahlar, nasılsınız?“ deyince, o da başındaki ve gözündeki örtüyü kaldırdı
ve bize; “hayırlı sabahlar efendim“ dedi. Ben, kendimizi tanıttım, o da
kendini tanıttı. Bir fabrikanın müdürüymüş.
Ertesi gün yine arkadaşımızla yürüyüşe
gittiğimizde, bizden önce yürüyüşe gelen bu insan, neredeyse 50 metre uzaktan
bize ismimizle hitap ederek ‘’hayırlı sabahlar efendim, nasılsınız’’ diye selam
verdi. Biz de ona selam verdik, kısa hoş beşden sonra ayrıldık.
Yanımdaki arkadaşıma; “eğer biz bu
insana selam vermeseydik, her gün, belki de aylarca hep kendi kendimize, bu
insan kimdir, in midir, cin midir diye söylenip duracaktık. Selam verip
tanıştıktan sonra gördüğün gibi, o bizden önce bize selam vermeye başladı.
Sonra da artık onunla arkadaş olduk.
Aslında hayatta, her vesileyle
insanların birbirine selam vermesi, tanışması, daha sonra da bu tanışıklığı
devam ettirerek arkadaşlıklar kurması, hem insani bir davranıştır, aynı zamanda
bir sorumluluktur.
Benzeri bir durumu Afrika’nın bir
ülkesinde yaşadım. Afrika’nın bir ülkesinden başka bir ülkeye giderken,
havaalanında uçuş kartlarımızı almış bekliyorduk. Oturan birisinin yanında boş
yer vardı. Ben de kendisine ‘’oturabilir miyim?’’ diye sorunca, o da ‘’tabii
ki’’ dedi ve oturdum. Ben selam verdim ve kendimi tanıttım, o da kendisini
tanıttı. Aynı ülke ve aynı şehre gidiyormuşuz. Uçakta yerlerimiz ayrıydı, ama
onun yanı boş olunca ben onun yanına gittim. Yolculuk esnasında ben kendimi
tanıttım, ne yaptığımı söyledim. O da büyük bir inşaat firmasının genel müdürü
imiş. Gittiği şehirdeki bir inşaatı kontrol etmeye gidiyormuş.
Ben kendisine, uçaktan indikten sonra o
şehirdeki bir arkadaşımızın evinde kahvaltı yapacağımızı söyledim ve onu
da bu kahvaltıya davet ettim. O da memnuniyetle kabul etti. Havaalanında onu
bekleyen araba da varmış. Biz de kendi arabamızla eve gittik, arkamızdan o da
bizi takip etti. Ben, misafirimizi ev
sahibiyle ve kahvaltıya gelen
davetlilerle bu misafirimizi tanıştırdım. Çok samimi bir havada kahvaltı yapıldı.
Ev sahipleri de kendilerini tanıttılar. Ev sahibi ,oradaki okulların genel
müdürü idi. Eşi de öğretmendi.
Misafirimiz, çok memnun oldu. Biz eğer
vakti müsaitse okulları birlikte ziyaret edebileceğimizi söyledim. O da “bir
toplantımız var, beni bekliyorlar, benim gitmem lazım“ dedi. Ben de onu akşam
yemeğine davet ettim ve adresi kendisine verdim. Akşam yemeğine geldi. Oradaki
iş adamlarıyla, öğretmenlerle tanıştı. Ev sahibinin sıcak karşılamasından çok
memnun oldu. Yemekleri de çok beğendi.
Biz tekrar geldiğimiz şehre
döndüğümüzde bu misafirimiz de bizden önce o şehre gelmişti. Orada da yine
arkadaşlarımızla beraber olundu, onlarla da tanıştı. Halen de görüşmeye ve
tanışmaya devam ediyor. Aramızda düzenli mesajlaşıyoruz.
Selam,
insanları birbirine bağlayan, birbirleriyle tanıştıran, birbirleriyle dost
yapan çok güzel, kısa, sihirli, sevgi dolu bir iletişim aracıdır. Selam, insanların birbirini
tanımasının; tanışma ve güvenin, güven ise ortak aklın ilk adımıdır. Büyük
değişimler çoğu zaman samimiyetle verilen küçük bir selamla başlar. Sözle
olabildiği gibi, davranışlarla, işaretlerle, el kaldırmayla, hafif bir
gülümseme ve başla selam gibi çok değişik şekillerde olabilir. Hayırlı günler,
nasılsınız, gibi sorularla karşıdaki ile tanışıp, daha sonra da kendimizi
tanıştırma ile devam eder.
İçinde yaşadığımız zaman diliminde
maalesef insanlar, genel anlamda selamı çok kullanmıyorlar, çok önem
vermiyorlar, umursamayabiliyorlar. Kimseyi suçlamaya girmeden, bu işin
önemini bilen insanlar, her vesileyle,
alışverişte, sokakta, asansörde, merdivende başla, gülümseyerek, sözle
yaşanılan yerin diline göre uygun cümlelerle selam verebilirler. Eğer durum
müsaitse, bu selam biraz daha geliştirilir ve karşılıklı tanışılır. İnsan,
kendi adını, soyadını, ne yaptığını söyler. Yine durum müsaitse, telefon
numarasını ve mailini verir. Büyük çoğunlukla bu şekilde başlanan bir selamla,
karşıdaki de irtibat bilgilerini verir. Daha sonra da yine uygun vesilelerle
mesaj ve mail gönderilerek hal hatır sorulur, bazı programlara davet edilir.
O da gelirse dostluk biraz daha
geliştirilir. O da bizi bir yere davet ettiğinde, biz de müsaitsek gideriz. Hem
onunla, hem de onun çevresiyle tanıştığımız gibi o da bizim çevremizdeki
insanlarla tanışır. Böylece bu daire gittikçe genişler.
Daha sonra da geliştirilen bu
dostluklar, Fethullah Gülen hoca efendinin dediği gibi; “feda
edilemeyecek arkadaşlıklar kurma“ seviyesine getirilir. Böylece insanlar,
birbirlerini çok iyi tanımıştır, birbirlerinin dertlerine derman olmaya
varıncaya kadar bu tanışıklık ilerlemiştir. Zamanla bu seviyeye gelmiş olan
insanlar, birbirlerine kendi tanıdıklarını da tanıtırlar. Böylece bu çember
genişler gider.
Legal, ahlaki, kabul edilebilir, uygun
konum ve durumlarda ve uygun ortamlarda selamla tanışılıp, bu işin devam
ettirilmesi hem çok kolaydır, hem de çok önemlidir.
Aslında diyalog denilen insanlar
arası ilişkilerde, ilk başlangıç böyle bir selam olduğu için, selamın önemi
büyüktür. Selam, adeta diyaloğun anahtarı gibidir. Geliştirilen diyaloglarla
insanlar artık zamanla birbirinin kardeşi gibi olurlar.
Selamın
önemi ile ilgili çok güzel atasözlerimiz vardır: “Selam, kalpler
arasında kurulan en kısa köprüdür.” “Bir
selam, bazen uzun bir dostluğun ilk adımıdır.” “Selam vermek, karşısındaki
insana ‘Seni fark ettim ve sana değer veriyorum.’ demektir.” “Güler yüz
ve selam, hiçbir maliyeti olmayan, ama değeri ölçülemeyen iki hediyedir.” “Bir
toplumda selam yaygınlaştıkça güven ve kardeşlik de yaygınlaşır.” “Selam,
kapıları anahtarla değil, gönülle açar.” “Bir tebessümle verilen selam,
gün boyu sürecek bir mutluluğun başlangıcı olabilir.” “Selam, sevgiyi
büyüten; dargınlığı küçülten, en güzel sözdür.” “Selamın olmadığı yerde
samimiyet; samimiyetin olmadığı yerde huzur zor bulunur.” “İnsanlar
arasındaki mesafeleri kısaltan en güzel kelime, samimiyetle söylenen bir
‘selam’dır.”
Peygamberimiz Hz.Muhammed’in (sav)’ın iki hadisi şöyledir: ‘’Aranızda selamı yayınız.” “Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz;
birbirinizi sevmedikçe de gerçek anlamda iman etmiş olmazsınız. Size,
yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi söyleyeyim mi? Aranızda
selamı yayınız.”
Mevlana da şöyle der: “Gönülden verilen bir selam, bin
kelimeden daha değerlidir.”
Selam,
insanların birbirini tanımasının; tanışma, güvenin; güven ise istişarenin ve
ortak aklın ilk adımıdır. Büyük değişimler çoğu zaman samimiyetle verilen küçük
bir selamla başlar.
Bu şekilde yaygınlaştırılan selam
vasıtasıyla dili, dini, kültürü, memleketi farklı çok değişik çevrelerden
insanın dostları olmaya başlar. Her geçen gün bu dostların sayısı da artar.
Karşılıklı hiçbir beklenti ve art niyet olmadan, kurulan bu dostluk
köprülerinden artık düzenli geçişler olmaya başlar. Bu köprüyü, daha önce
tanıştığımız arkadaşlarımız, aile üyelerimiz de kullanırlar.
Dünyanın her yerinde bu köprülerin de
sayısı arttıkça, insanların dostları da artar. Dostu artan insanlar, maddi
yönden değil de özellikle insani açıdan zenginleşirler. Bu şekildeki bir
zenginleşme de mutlulukları arttırır. Harvard üniversitesi tarafından yapılan
dünyanın en uzun araştırmalarından birisi olan ve halen de devam eden bir
çalışmasında, şöyle bir durum tespit edilmiştir: dünyadaki en mutlu insanlar,
parası çok olanlar, makam sahibi olanlar, meşhur olanlar gibi birçok özellikler
değil, ama insan ilişkilerini geliştirmiş ve dostları çok olan insanlar olarak
tespit edilmiştir.
Selam,
küçük görünen, fakat büyük sonuçlar doğuran bir davranıştır. Bir kelimeyle
başlayan selam, bir tanışmaya, tanışma bir dostluğa, dostluk ise karşılıklı
anlayış ve kardeşliğe dönüşebilir. Dünyanın daha huzurlu, insanların daha yakın
ve toplumların daha barış içinde olması için herkesin yapabileceği en kolay ve
en güzel şeylerden biri, çevresine samimi bir selam vermektir. Çünkü bazen
büyük değişimler, küçük ama samimi bir “selam” ile başlar.
Selam
vermek, “Seninle konuşmaya, seni anlamaya ve seni dinlemeye hazırım” demektir.
Bu sebeple selam, diyaloğun kapısını açan anahtardır.
Selam küçüktür, ama etkisi büyüktür. Bir kelimedir ama
içinde bir gönül dünyası taşır. Çoğu zaman büyük dostlukların, güzel
hatıraların ve kalıcı barışların başlangıcıdır.
O zaman bize düşen, bu dostlukları
başlatmak, geliştirmek, devam ettirmek ve başkalarına da bu konuda yardımcı
olmak ve onları bu güzel alışkanlığa yönlendirmek, çok önemlidir. Ne kadar çok
dostumuz ve tanıdığımız varsa, o kadar mutlu ve zengin olacağımıza göre, böyle
kolay, insani, hiçbir sıkıntıya girmeden insanın devamlı mutluluğunu sağlayacak
bir gayreti niçin kendimizden esirgeyelim ki?
Buyurun selamlarımızı çoğaltma ve
geliştirmeye.
Ne dersiniz?
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar
ESRA BÜYÜKCOMBAK

HARUN TOKAK

HÜSEYİN ODABAŞI

ŞERİF ALİ TEKALAN

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

Türkiye'nin İran, Irak ve Suriye Sınırlarında 2.76...

ABD'nin New Mexico Eyaletinde Meta'ya Çocuk Güvenl...

Sakarya Kocaali Açıklarında İHA Bulundu

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kuzeni Cengiz Er'den Gaze...

CHP'den Belediyelere Parti İçi Denetim: Henüz Soru...







