Gözler bir kez daha AİHM'de: Osman Kavala davasında karar yarın açıklanacak

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 2017'den bu yana cezaevinde bulunan iş insanı ve sivil toplum aktivisti Osman Kavala'nın ikinci başvurusuna ilişkin kararını 25 Ağustos'ta açıklayacak.
"Kavala v. Türkiye (no. 2)" olarak adlandırılan davada karar, Strazburg'daki İnsan Hakları Binası'nda saat 10.00'da düzenlenecek kamuya açık oturumda duyurulacak.
AİHM'in açıklamasına göre yeni dava, Kavala hakkında 10 Aralık 2019'da verilen ilk AİHM kararından sonraki tutukluluk sürecini ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla sonuçlanan ceza yargılamasını konu alıyor.
DW Türkçe'nin haberine göre Kavala yeni başvurusunda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağını düzenleyen 3'üncü, özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5'inci, adil yargılanma hakkını düzenleyen 6'ncı, kanunsuz ceza olmaz ilkesini düzenleyen 7'nci, ifade özgürlüğünü düzenleyen 10'uncu ve toplantı ve örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen 11'inci maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürüyor.
Başvuruda ayrıca Sözleşme'deki haklara getirilen kısıtlamaların öngörüldükleri amaç dışında kullanılmasını yasaklayan 18'inci maddenin de ihlal edildiği savunuluyor.
Büyük Daire, başvuruyla ilgili duruşmayı 25 Mart 2026'da Strazburg'da yaptı ve tarafları dinledi.
2019'da "derhal serbest bırakılmalı" kararı
Kavala'nın özgürlüğü 18 Ekim 2017'de İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alınmasıyla sona erdi. Gezi davası soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan Kavala, 14 günlük gözaltı süresinin ardından 1 Kasım 2017'de "hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs" ve "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlamalarıyla tutuklandı.
Kavala'nın avukatları, iç hukuk yollarına yaptıkları başvuruların ardından 7 Haziran 2018'de AİHM'e başvurdu.
AİHM 10 Aralık 2019'da Kavala'nın tutukluluğunda özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Mahkeme ayrıca tutukluluğun Kavala'yı susturma yönünde AİHS'de öngörülmeyen bir amaç taşıdığı sonucuna vararak, özgürlük ve güvenlik hakkıyla bağlantılı olarak 18'inci maddenin de ihlal edildiğine hükmetti. AİHM, Türkiye'nin Kavala'nın tutukluluğuna son vermesi ve "derhal serbest bırakılmasını" sağlaması gerektiğini belirtti. Ancak Kavala tahliye edilmedi.
Beraat ve hemen peşinden yeni tutuklama
18 Şubat 2020'de Gezi davasında beraat eden Kavala, cezaevinden çıkamadan 15 Temmuz ile ilgili soruşturma kapsamında yeniden gözaltına alındı ve ertesi gün "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlamasıyla tutuklandı.
9 Mart'ta ayrıca "siyasal veya askeri casusluk" suçlamasından tutuklanan Kavala hakkında, 20 Mart'ta ilk suçlama yönünden tahliye kararı verildi. Ancak casusluk suçlamasındaki tutukluluk nedeniyle cezaevinde kalmaya devam etti.
Kavala, tutukluluğunun sekizinci yılı dolayısıyla DW Türkçe'ye verdiği röportajda bu süreci, AİHM'in 2019 kararının etkisiz hâle getirilmesine yönelik bir girişim olarak değerlendirmişti. Daha sonra yöneltilen casusluk suçlamasının da aynı amaca hizmet ettiğini savunan Kavala, bunun yargıya "AİHM kararlarına uyulmasının zorunlu olmadığı" yönünde bir mesaj verdiğini söylemişti.
Türkiye hakkında ihlal prosedürü başlatıldı
Kavala'nın AİHM kararına rağmen serbest bırakılmaması üzerine süreç Avrupa Konseyi'ne taşındı.
AİHM kararlarının uygulanmasını denetlemekle görevli Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye'ye Kavala'nın serbest bırakılması yönünde defalarca çağrıda bulundu. Sonuç alınamaması üzerine Komite, Şubat 2022'de AİHS'nin 46'ncı maddesinin 4'üncü fıkrasında öngörülen ihlal prosedürünü işleterek dosyayı yeniden AİHM'e gönderdi.
AİHM Büyük Dairesi 11 Temmuz 2022'de Türkiye'nin 2019 tarihli Kavala kararına uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine hükmetti. Mahkeme, Kavala'nın serbest bırakılmasına yönelik yükümlülüğün ortadan kalkmadığı sonucuna vardı.
İhlal prosedürü, AİHM kararlarının uygulanmaması durumunda başvurulan istisnai bir mekanizma. Kavala dosyası, Avrupa Konseyi tarihinde bu mekanizmanın işletildiği ikinci dava oldu.
Ağırlaştırılmış müebbet cezası kesinleşti
Avrupa'daki süreç devam ederken Kavala hakkındaki yargılama Türkiye'de sürdü.
Gezi davasında verilen beraat kararı Ocak 2021'de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozuldu. Yeniden yapılan yargılamanın sonunda İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi 25 Nisan 2022'de Kavala'yı "casusluk" suçlamasından beraat ettirdi ancak Gezi Parkı eylemleriyle bağlantılı olarak "hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin mahkûmiyet kararını hukuka uygun bulmasının ardından Yargıtay 3'üncü Ceza Dairesi de 28 Eylül 2023'te Kavala hakkındaki ağırlaştırılmış müebbet cezasını onadı. Böylece mahkûmiyet kesinleşti.
Kavala'nın avukatları mahkûmiyetin kesinleşmesinin ardından AİHM'e yeni bir başvuruda bulundu.
Kavala da DW Türkçe'ye verdiği röportajda, "Gezi davasında mahkûmiyet kararı kesinleştikten sonra, ilave ihlal iddialarımızla birlikte AİHM'e yeni bir başvuruda bulunduk" diyerek 18 Ocak 2024 tarihinde yapılan ikinci başvuruyu anlatmıştı.
İşte AİHM Büyük Dairesi'nin 25 Ağustos'ta açıklayacağı karar bu ikinci başvuruya ilişkin.
İkinci AİHM davası neden farklı?
25 Ağustos'ta açıklanacak karar, AİHM'in Kavala hakkındaki 2019 kararının uygulanıp uygulanmadığını inceleyen 2022 tarihli ihlal prosedürü kararından farklı bir hukuki sürece ilişkin.
AİHM'in kendi açıklamasına göre "Kavala v. Türkiye (no. 2)" davasının konusu, 2019 kararından sonraki dönemde Kavala'nın özgürlüğünden yoksun bırakılması ile devamındaki ceza yargılaması ve ağırlaştırılmış müebbet mahkûmiyeti.
Dolayısıyla Büyük Daire bu kez yalnızca önceki kararın uygulanıp uygulanmadığını değil, 2019 sonrasında yaşanan sürece ilişkin Kavala'nın yeni ihlal iddialarını değerlendirecek.
Kavala'nın başvurusunda özgürlük ve güvenlik hakkının yanı sıra adil yargılanma hakkı ve "kanunsuz ceza olmaz" ilkesi gibi mahkûmiyet sürecini doğrudan ilgilendiren maddelere dayanması da yeni davanın kapsamını genişletiyor. Kavala ayrıca ifade, toplantı ve örgütlenme özgürlükleri ile 18'inci maddenin ihlal edildiğini savunuyor.
Bu nedenle 25 Ağustos kararı, Kavala'nın 2022'de ağırlaştırılmış müebbetle sonuçlanan yargılamasının AİHS kapsamındaki hakları bakımından Büyük Daire tarafından nasıl değerlendirileceğini de ortaya koyacak.
Karar tahliye yolunu açar mı?
AİHM kararlarının uygulanması AİHS'nin 46'ncı maddesi uyarınca taraf devletler açısından bağlayıcı. Kararların yerine getirilmesini ise Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetliyor. Türkiye hakkında Kavala'nın ilk başvurusu nedeniyle başlatılan denetim süreci devam ediyor.
2019 kararında AİHM, Kavala'nın derhal serbest bırakılması gerektiğini açıkça belirtmişti. Türkiye'nin bu karara uymadığı da 2022'de Büyük Daire tarafından tespit edilmişti.
Kavala, verdiği röportajda AİHM kararlarının uygulanmasını sağlamakla yükümlü Bakanlar Komitesi'nin yeni önlemler alması gerektiğini savunmuş ve sürecin yalnızca kendi özgürlüğü açısından değil, AİHM'in otoritesi ve insan hakları sisteminin bağlayıcılığı bakımından da önem taşıdığını söylemişti.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ARİF ASALIOĞLU

KADİR GÜRCAN

ABDULLAH AYMAZ

HARUN TOKAK
ESRA BÜYÜKCOMBAK

Fenerbahçe ve Acun Ilıcalı'nın loca kavgası büyüyo...

AKP ve MHP’den yeni infaz sistemiyle adli suçlular...

Ukrayna ordusu yeni taarruza mı hazırlanıyor?

SDG'den Türkiye gazetesine yalanlama: Bu hassas dö...

Suriye, İsrail'le 18 Ağustos'taki saldırının ardın...







