Hafız Halid ve Nur ismi
⏱ Okuma Süresi 6 dk•Yayınlanma Perşembe, Şubat 13 2025
Paylaş
X Post
Samanyoluhaber.com yazarlarından Safvet Senih yeni köşe yazısında dikkat çeken bir konuyu "Hafız Halid ve Nur ismi" başlığıyla kaleme aldı.
Barla Lâhikası’nda, Üstad Bediüzzaman ve Risalelerin Nur ismiyle ilgili bir mektup var.
Bu mektup Hâfız Hâlid’e aittir. Hafız Halid Tekin, Barlalıdır. Isparta’nın Sütçüler kasabasında ve Eğirdir’in İlâma köyünde ilkokul öğretmenliği yapmıştır. Öğretmenliği bıraktıktan sonra Barla’nın Pazar Camiine imam olmuştur. Risale-i Nur’un ilk talebe ve kâtiplerinden olan Hafız Hâlid medrese tahsili görmüş ve bu tahsilini kendi gayretleriyle inkişaf ettirmiştir... Bu mektubunda Üstad hakkındaki hissiyatını ifade etmiştir.
Üstad Hazretleri Mektubat Risalesinin 4. Mektubunda, Hulûsî Bey’e diyor ki: “Birincisi: Bir parça mahrem bir sırdır; fakat senden sır saklanmaz. Şöyle ki: Ehl-i hakikatın bir kısmı nasıl ki, Vedûd ismine mazhardır ve âzamî bir mertebede o ismin tecellileriyle, mevcudatın pencereleriyle Cenab-ı Hakk’a bakıyorlar. Öyle de: Şu hiç ender hiç olan kardeşinize, yalnız Kur’an hizmetinde istihdam edildiği sırada ve o nihayetsiz hazinenin dellâlı olduğu bir vakitte Rahîm isminin ve Hakîm isminin mazhariyetine medar bir vaziyet verilmiş. Bütün Sözler (Risaleler) o mazhariyetin tecellileridir.”
8. Şua’da şöyle deniliyor: “İkincisi: Risale-i Nur, İsm-i Âzam cilvesiyle ve Rahîm ve Hakîm isimlerinin tecellisiyle zuhur ettiğinden, imtiyazlı hassası ‘Allahü Ekber’den iktibasen Celâl ve Kibriya; ‘Bismillahirrahmanirrahîm’den istifazaten (feyiz alarak) Merhamet ve Şefkat ‘Ve hüvel-Aziz’ül-Hakîm’den istifadeten Hikmet ve İntizam üzerine gidiyor. Onun ruhu ve hayatı onlardır. Diğer meşreplerdeki aşk yerine, Risale-i Nur’un meşrebinde müştakane şefkattir ve re’fetkârâne muhabbettir. Nasıl ki, Hz. Ali (R.A.) sarîh (açık) bir surette Risale-i Nur’un yazılış tarihini ve mükemmeli yakalama zamanını ve meşhur ismini, ‘Tükâdü Sirâcün-Nur’ fıkrasıyla haber vermiş; öyle de ‘Bi Nûri Celalin Bâzihın’ izzet, azamet, celâl ve kibriyadır. ‘Şerantahın’ Süryânîce Raûf ve ‘Berkûtin’ Rahîm demektir. Demek Hz. Ali (R.A.) Risale-i Nuru tarif ederek ‘Hayatını ve Nurunu, kibriya, azamet, refet ve rahîmiyetten alıyor.’ diye seçkin hususiyetlerini beyan ediyor.”
Hafız Halid ise bu mektubunda başka bir hususa dikkati çekerek diyor ki: “Üstadım kendisi, Nur ism-i celîline mazhardır. Bu ism-i şerîf, kendileri hakkında bir İsm-i Azamdır. Kendi köyünün ismi Nurs; vâlidesinin ismi Nuriye; Kâdirî üstadının ismi Nureddin; Nakşî üstadının ismi Seyyid Nur Muhammed; Kur’an üstadlarından Hâfız Nuri; Kur’an hizmetinde hususî imamı Osman Zinnûreyn; fikrini ve kalbini tenvir eden Nur ayetidir. Müşkül meselelerini izaha vâsıta olan Nur temsilleri gayet kıymetlidir. Risalelerinin hepsine Risale-i Nur ismini vermesi, Nur ismi onun hakkında İsm-i Âzam olduğunu teyid etmektedir.”
Bu mektupta, Risale-i Nur’un, bir marifet Kameri (Ay’ı) olup bir hakikat güneşi olan Kur’an’ın nurundan feyz aldığını; Üstad’ın da Kur’an hakkında bir Kamer (Ay) hükmünde olup Peygamberlik semâsının güneşi olan Hz. Muhammed Aleyhisselam’dan nurunu aldığını ve bu nurun Risale-i Nur şeklinde tezahür ettiği ifade ediliyor.
Yine bu mektupta Üstad’ın bir özelliği şöyle anlatılıyor: “Üstadım, başkalarında nâdiren bulunan mümtaz hasletlerinden, zâhirî tavrının pek üstünde bir vaziyet gösteriyor. Zâhir hâle bakılsa, ilmihali bilmiyor gibi görünüyor, birden bakarsın bir derya kesiliyor. Söyleyecekleri mevzuunda kendisine izin verildiği kadarını, Resul-i Ekrem Aleyhisselamdan istifade derecesi nisbetinde söyler.”
Bir önceki mektupta da Mustafa Hulûsî şöyle bir tespitte bulunuyordu: “Risaleleri okurken, çok arkadaşlar, çok hayrette kalırlardı. ‘Bu koca Bedî’ bu inciye benzer sözleri, bu kelimeleri nereden buluyor?!.’ diye birbirimize çok defa diyorduk. Lisanına baksan, birşey istifade edilmez gibi görünüyor. Halbuki, söyledikleri hep hikmettir. Nazarımıza dehşet veriyor, nur serpiyor, diye tekrar tekrar iştiyakla okuyorduk. Bunun üzerine ‘Risale-i Nur, okuyanlar için, bir iksîr-i a’zamdır.’ diye hükmettik.”
Hâfız Halid, Üstadın kâmil mânadaki tam tevâzuunu da şöyle ifade ediyor: “İşte bu tevâzu hasletinin gereği olarak bizim gibi talebelerinden bazı ilmî meselelerde muhâlefet eden olursa, onların sözlerini araştırır, içlerinde eğer hak varsa, kemâl-i tevâzu ile ve lezzetle kabul ederek ‘Mâşâallah’ der. ‘Siz benden daha iyi bildiniz. Allah râzı olsun.’ der.”
Bu mektup Hâfız Hâlid’e aittir. Hafız Halid Tekin, Barlalıdır. Isparta’nın Sütçüler kasabasında ve Eğirdir’in İlâma köyünde ilkokul öğretmenliği yapmıştır. Öğretmenliği bıraktıktan sonra Barla’nın Pazar Camiine imam olmuştur. Risale-i Nur’un ilk talebe ve kâtiplerinden olan Hafız Hâlid medrese tahsili görmüş ve bu tahsilini kendi gayretleriyle inkişaf ettirmiştir... Bu mektubunda Üstad hakkındaki hissiyatını ifade etmiştir.
Üstad Hazretleri Mektubat Risalesinin 4. Mektubunda, Hulûsî Bey’e diyor ki: “Birincisi: Bir parça mahrem bir sırdır; fakat senden sır saklanmaz. Şöyle ki: Ehl-i hakikatın bir kısmı nasıl ki, Vedûd ismine mazhardır ve âzamî bir mertebede o ismin tecellileriyle, mevcudatın pencereleriyle Cenab-ı Hakk’a bakıyorlar. Öyle de: Şu hiç ender hiç olan kardeşinize, yalnız Kur’an hizmetinde istihdam edildiği sırada ve o nihayetsiz hazinenin dellâlı olduğu bir vakitte Rahîm isminin ve Hakîm isminin mazhariyetine medar bir vaziyet verilmiş. Bütün Sözler (Risaleler) o mazhariyetin tecellileridir.”
8. Şua’da şöyle deniliyor: “İkincisi: Risale-i Nur, İsm-i Âzam cilvesiyle ve Rahîm ve Hakîm isimlerinin tecellisiyle zuhur ettiğinden, imtiyazlı hassası ‘Allahü Ekber’den iktibasen Celâl ve Kibriya; ‘Bismillahirrahmanirrahîm’den istifazaten (feyiz alarak) Merhamet ve Şefkat ‘Ve hüvel-Aziz’ül-Hakîm’den istifadeten Hikmet ve İntizam üzerine gidiyor. Onun ruhu ve hayatı onlardır. Diğer meşreplerdeki aşk yerine, Risale-i Nur’un meşrebinde müştakane şefkattir ve re’fetkârâne muhabbettir. Nasıl ki, Hz. Ali (R.A.) sarîh (açık) bir surette Risale-i Nur’un yazılış tarihini ve mükemmeli yakalama zamanını ve meşhur ismini, ‘Tükâdü Sirâcün-Nur’ fıkrasıyla haber vermiş; öyle de ‘Bi Nûri Celalin Bâzihın’ izzet, azamet, celâl ve kibriyadır. ‘Şerantahın’ Süryânîce Raûf ve ‘Berkûtin’ Rahîm demektir. Demek Hz. Ali (R.A.) Risale-i Nuru tarif ederek ‘Hayatını ve Nurunu, kibriya, azamet, refet ve rahîmiyetten alıyor.’ diye seçkin hususiyetlerini beyan ediyor.”
Hafız Halid ise bu mektubunda başka bir hususa dikkati çekerek diyor ki: “Üstadım kendisi, Nur ism-i celîline mazhardır. Bu ism-i şerîf, kendileri hakkında bir İsm-i Azamdır. Kendi köyünün ismi Nurs; vâlidesinin ismi Nuriye; Kâdirî üstadının ismi Nureddin; Nakşî üstadının ismi Seyyid Nur Muhammed; Kur’an üstadlarından Hâfız Nuri; Kur’an hizmetinde hususî imamı Osman Zinnûreyn; fikrini ve kalbini tenvir eden Nur ayetidir. Müşkül meselelerini izaha vâsıta olan Nur temsilleri gayet kıymetlidir. Risalelerinin hepsine Risale-i Nur ismini vermesi, Nur ismi onun hakkında İsm-i Âzam olduğunu teyid etmektedir.”
Bu mektupta, Risale-i Nur’un, bir marifet Kameri (Ay’ı) olup bir hakikat güneşi olan Kur’an’ın nurundan feyz aldığını; Üstad’ın da Kur’an hakkında bir Kamer (Ay) hükmünde olup Peygamberlik semâsının güneşi olan Hz. Muhammed Aleyhisselam’dan nurunu aldığını ve bu nurun Risale-i Nur şeklinde tezahür ettiği ifade ediliyor.
Yine bu mektupta Üstad’ın bir özelliği şöyle anlatılıyor: “Üstadım, başkalarında nâdiren bulunan mümtaz hasletlerinden, zâhirî tavrının pek üstünde bir vaziyet gösteriyor. Zâhir hâle bakılsa, ilmihali bilmiyor gibi görünüyor, birden bakarsın bir derya kesiliyor. Söyleyecekleri mevzuunda kendisine izin verildiği kadarını, Resul-i Ekrem Aleyhisselamdan istifade derecesi nisbetinde söyler.”
Bir önceki mektupta da Mustafa Hulûsî şöyle bir tespitte bulunuyordu: “Risaleleri okurken, çok arkadaşlar, çok hayrette kalırlardı. ‘Bu koca Bedî’ bu inciye benzer sözleri, bu kelimeleri nereden buluyor?!.’ diye birbirimize çok defa diyorduk. Lisanına baksan, birşey istifade edilmez gibi görünüyor. Halbuki, söyledikleri hep hikmettir. Nazarımıza dehşet veriyor, nur serpiyor, diye tekrar tekrar iştiyakla okuyorduk. Bunun üzerine ‘Risale-i Nur, okuyanlar için, bir iksîr-i a’zamdır.’ diye hükmettik.”
Hâfız Halid, Üstadın kâmil mânadaki tam tevâzuunu da şöyle ifade ediyor: “İşte bu tevâzu hasletinin gereği olarak bizim gibi talebelerinden bazı ilmî meselelerde muhâlefet eden olursa, onların sözlerini araştırır, içlerinde eğer hak varsa, kemâl-i tevâzu ile ve lezzetle kabul ederek ‘Mâşâallah’ der. ‘Siz benden daha iyi bildiniz. Allah râzı olsun.’ der.”
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar
1.Sırrı Sakık’tan Edirne Ziyareti Sonrası Sert Mesaj: "Demirtaş İçerideyken Barıştan Bahsedilemez"2.İmamoğlu’ndan Erdoğan’a Sert Eleştirisi: Hizmet Etmeniz Gereken Mr. Trump Değil, 86 Milyon Yurttaştır3.SPK’den Fon Tasfiyelerinde Kritik Adım: Kapatma Mühleti 6 Aya Çıkarıldı4.Fon Krizinin Gölgesinde TCMB Rezervleri 174,5 Milyar Dolara Geriledi5.AKP'li Tayyar Partide Kopan Kıyameti Başlık Başlık sıraladı: Otonom Yapılar Oluştu, Herkes Ayrı Telden Çalıyor
6.Hizmet Katılımcıları İçin Sosyal Medya İletişim Rehberi7.BM Yapay Zeka Zirvesi 2026: JWF Temsilcileri BM'de Konuştu8.Kozinoğlu Soruşturmasında Gazeteciliğe Yargı Kıskacı: Cihan Muhabiri Osman Arslan Tutuklandı9.AB'den Google'a 403 milyon euro ceza: Konum verilerini usulsüz kullanmakla suçlanıyor10.Büyükışık Dosyasında Ciddi İhlal Tespiti: "Delil Muhafaza Zinciri Bilinçli Olarak Zedelenmiş"

ABDULLAH AYMAZ

KADİR GÜRCAN

HÜSEYİN ODABAŞI

ARİF ASALIOĞLU

PROF. DR. ŞERİF ALİ TEKALAN
ÇOK OKUNAN HABERLER

Sırrı Sakık’tan Edirne Ziyareti Sonrası Sert Mesaj...

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a Sert Eleştirisi: Hizmet Et...

SPK’den Fon Tasfiyelerinde Kritik Adım: Kapatma Mü...

Fon Krizinin Gölgesinde TCMB Rezervleri 174,5 Mily...

AKP'li Tayyar Partide Kopan Kıyameti Başlık Başlık...







