İslam'ın Vizyonu

Okuma Süresi 9 dkYayınlanma Salı, Mart 31 2026
Paylaş
X Post


The Vision of Islam – İslam’ın Vizyonu adlı kitabı okuyorum. Özellikle Batılı okurlara İslam’ı doğru ve bütüncül bir şekilde tanıtmak amacıyla kaleme alınmış; İslam’ın inanç, ibadet ve ahlak boyutlarını sade bir dille açıklayan kapsamlı bir giriş eseri.

Yazarlarından William C. Chittick, İslam düşüncesi ve özellikle tasavvuf alanında uzmanlaşmış Amerikalı bir akademisyendir ve uzun yıllar İran’da eğitim görerek İslam felsefesi üzerine önemli çalışmalar yapmıştır. Diğer yazar Sachiko Murata ise Japon asıllı bir İslam araştırmacısı olup İslam hukuku, felsefesi ve tasavvuf alanlarında çalışmalarıyla tanınan ve Batı’da İslam düşüncesinin tanıtılmasına katkı sağlayan bir bilim insanıdır. Çevirmen Turan Koç’tur. Birinci baskı, İnsan Yayınları’ndan 2000 yılında yapılmıştır.

İslam, iman, ihsan ve tarihte İslam olarak dört ana bölümden oluşuyor. Kitap, İslam’ın modern dünya ile olan dinamik yapısına dikkat çekiyor. Yazarların 1983 yılından beri New York State Üniversitesi’nde okuttukları İslam’la ilgili derslerden oluşuyor.

İslam, milyarlarca insanın hayatına yön veren, anlam veren dinamik bir yapı olarak karşımızda duruyor. “Kur’an tek başına yeter.” diyerek İslam’ın entelektüel birikimine ve geleneğe karşı çıkanlara yazarlar karşı çıkıyor. Büyük otoritelerin, müçtehitlerin ve âlimlerin güncelin tuzağına düşmeden muazzam bir geleneğin ışığında İslam’a getirdikleri yorumlara değiniyorlar. Geleneğin de sağlıklı yorumlanmasını, teemmül ve tefekkürü sağlayan sağlıklı ve vizyoner bakış açılarına bağlıyorlar.

Bu yazıda ummandan birkaç damlaya işaret edip eserin kendisine yönlendirmeyi hedefliyorum. Siyasi, fıkhi ve mezhepler tarihi yönüyle de kitabın bazı eleştirilecek yönleri olduğunu okuyucunun irfanına havale ediyorum.

Kur’an

Kur’an sadece Arapça Kur’an’dır. Dolayısıyla çeviriler sadece yorumdan ibaret kalır. Kur’an hem sıradan insana hem bilgine, hem çobana hem filozofa, hem bilim insanına hem sanatçıya hitap ediyor.

Tevhid

Tevhid sözcüğü “vâhid” ile aynı kökten gelir. İngilizcede “unity” ya da “divine unity” kelimeleri bu anlamı tam karşılamaz. Allah’ın bir olduğundan daha fazlasını ifade eder. Allah, İslam’da her şeyin kaynağı ve menbaıdır. Tevhid aslında altı iman başlığıyla ilgilidir.

Allah

İngilizce God kelimesi bazen yanlış anlaşılacağı üzere Hıristiyan ve Yahudilerin taptığı batıl bir tanrı olarak algılanıyor. Arapçada Allah basitçe “God” anlamına geliyor. Müslümanlar Allah kelimesini kullanıyorlar ama ana dili İngilizce olanlar için God kelimesi bu anlama geliyor. Gayrimüslimlerin Allah kelimesini anlamasını bekleyemeyiz.

Allah bize kendisini en güzel şekilde vahiy yoluyla, peygamberleriyle anlatmaktadır. Tüm peygamberlerin getirdiği mesaj aynıdır: “Allah’tan başka tanrı yoktur.” Hevâ ise “caprice”, rüzgâr manasında hava gibi gelip geçici anlık heveslerdir. Hevâsını ilah edinenleri Kur’an açıktan kınar.

Müslüman düşünürler, Allah hakkında neleri bilebileceğimizi göstermek için O’nun isimlerini farklı kategorilere ayırmışlardır. Buna göre isimler üç gruba ayrılabilir: Birinci grup, Allah’ın ne olmadığını ifade eder; ikinci grup, O’nun ne olduğunu dile getirir; üçüncü grup ise O’nun âlemle nasıl bir ilişki içinde olduğunu açıklar. Bunlar sırasıyla “Allah’ın zâtî isimleri”, “sıfatlarının isimleri” ve “fiillerinin isimleri” olarak adlandırılabilir.

Fıkıh

Fıkıh (Islamic Jurisprudence), İslam’ın neyin yapılacağını söylediği gibi takipçilerine neyin yapılmayacağını da söyler. Üç ana temele oturur: zorunlu eylemler, tavsiye edilenler ve yasaklanan ya da çirkin görülen eylemler.

Şükür ve Hamd

Küfür (hakikat örtücü) sadece imanın karşıtı değil, şükrün de karşıtı olarak kullanılır. Allah, insanları yarattığı için varoluşları ve sahip oldukları her şeyi O’na borçludurlar ve şükran duygusu içinde olmalıdırlar. Şükür, insanların Allah’a borçlu olduklarının ilk ahlaki özelliğidir. İngilizce “Praise be to God” ifadesi elhamdülillah kelimesini karşılamaz. Doğrusu şudur: Başka hiç kimse hamde layık değildir; çünkü kimse mutlak iyilik ve kerem sahibi değildir.

Rahmet

Hz. Peygamber, Allah’ın arş üzerine “Rahmetim gazabımı geçti.” diye yazdığını bildirmiştir. Bu geçme ya da öncelik geçici değil, ontolojik bir önceliktir. Başka bir söyleyişle, rahmet gerçeklik için gazaptan daha aslidir. Rahmet, Hakk’ın hakiki mahiyetine aittir; buna karşılık gazap, belli bazı yaratıkların kendilerine özgü durumlarından ötürü ortaya çıkan ikincil bir niteliktir.

Allah’ın rahmetinin gazabını geçtiği fikri, İslam düşüncesinin en önemli ilkelerinden biridir. Bunun hem nazariyede hem de uygulamada sayısız yansımaları vardır. İslam, farklılığın idrakiyle başlar.

Biz Allah’tan farklıyız ve O’ndan uzağız. Allah bambaşkadır (utterly other) ve yaratılmışlar O’ndan ayrıdır. Ama İslamî öğretilerin gayesi, insanı Allah’a yaklaştırmaktır. İnsanların Allah’tan uzak kalmalarına sebep olan birtakım şeyler yaptıkları varsayılır; eğer doğru hareket ederlerse iyi, yararlı ve hoş olan her şeye yakınlık kazanırlar.

Arzu edilen yakınlıktır; çünkü yaradılanda ortaya çıkan bir ilâhî sıfat olarak rahmet, insanların iyi ve gerçek olan şeylerden istifade etmeleri için Allah’ın izin verdiği her şeydir. Rahmet, Allah’ın asli motifini temsil eder; çünkü rahmet bizatihi Allah’tır. Gazap ise eninde sonunda kaybolacak olan arızî bir ilişkidir; çünkü gazap, Allah’tan ayrı kalan şeylere aittir ve hiçbir şeyin Allah’tan gerçek anlamda tecrit olması mümkün değildir. Yakınlık elde edilince gazap yok olur.

Ruh

İslamî metinlerde “ruh”un genellikle eş anlamlı olarak kullanılan birçok şeyden birinin “mânâ” olması manidardır. Ruh, bir şeye anlam, dirilik, birlik ve kavranabilirlik veren şeydir. Ruh esasdır, özdür.

https://open.spotify.com/episode/2iUaaYxzlpwaPIycLg21rE?si=fH8s79G2TdeRZ121nbdapg