İslam'ın Vizyonu
The Vision of Islam – İslam’ın Vizyonu adlı kitabı okuyorum.
Özellikle Batılı okurlara İslam’ı doğru ve bütüncül bir şekilde tanıtmak
amacıyla kaleme alınmış; İslam’ın inanç, ibadet ve ahlak boyutlarını sade bir
dille açıklayan kapsamlı bir giriş eseri.
Yazarlarından William C. Chittick, İslam düşüncesi ve
özellikle tasavvuf alanında uzmanlaşmış Amerikalı bir akademisyendir ve uzun
yıllar İran’da eğitim görerek İslam felsefesi üzerine önemli çalışmalar
yapmıştır. Diğer yazar Sachiko Murata ise Japon asıllı bir İslam araştırmacısı
olup İslam hukuku, felsefesi ve tasavvuf alanlarında çalışmalarıyla tanınan ve
Batı’da İslam düşüncesinin tanıtılmasına katkı sağlayan bir bilim insanıdır.
Çevirmen Turan Koç’tur. Birinci baskı, İnsan Yayınları’ndan 2000 yılında yapılmıştır.
İslam, iman, ihsan ve tarihte İslam olarak dört ana bölümden
oluşuyor. Kitap, İslam’ın modern dünya ile olan dinamik yapısına dikkat
çekiyor. Yazarların 1983 yılından beri New York State Üniversitesi’nde
okuttukları İslam’la ilgili derslerden oluşuyor.
İslam, milyarlarca insanın hayatına yön veren, anlam veren
dinamik bir yapı olarak karşımızda duruyor. “Kur’an tek başına yeter.” diyerek
İslam’ın entelektüel birikimine ve geleneğe karşı çıkanlara yazarlar karşı
çıkıyor. Büyük otoritelerin, müçtehitlerin ve âlimlerin güncelin tuzağına
düşmeden muazzam bir geleneğin ışığında İslam’a getirdikleri yorumlara
değiniyorlar. Geleneğin de sağlıklı yorumlanmasını, teemmül ve tefekkürü
sağlayan sağlıklı ve vizyoner bakış açılarına bağlıyorlar.
Bu yazıda ummandan birkaç damlaya işaret edip eserin
kendisine yönlendirmeyi hedefliyorum. Siyasi, fıkhi ve mezhepler tarihi yönüyle
de kitabın bazı eleştirilecek yönleri olduğunu okuyucunun irfanına havale
ediyorum.
Kur’an
Kur’an sadece Arapça Kur’an’dır. Dolayısıyla çeviriler sadece
yorumdan ibaret kalır. Kur’an hem sıradan insana hem bilgine, hem çobana hem
filozofa, hem bilim insanına hem sanatçıya hitap ediyor.
Tevhid
Tevhid sözcüğü “vâhid” ile aynı kökten gelir. İngilizcede
“unity” ya da “divine unity” kelimeleri bu anlamı tam karşılamaz. Allah’ın bir
olduğundan daha fazlasını ifade eder. Allah, İslam’da her şeyin kaynağı ve
menbaıdır. Tevhid aslında altı iman başlığıyla ilgilidir.
Allah
İngilizce God kelimesi bazen yanlış anlaşılacağı üzere
Hıristiyan ve Yahudilerin taptığı batıl bir tanrı olarak algılanıyor. Arapçada
Allah basitçe “God” anlamına geliyor. Müslümanlar Allah kelimesini
kullanıyorlar ama ana dili İngilizce olanlar için God kelimesi bu anlama
geliyor. Gayrimüslimlerin Allah kelimesini anlamasını bekleyemeyiz.
Allah bize kendisini en güzel şekilde vahiy yoluyla,
peygamberleriyle anlatmaktadır. Tüm peygamberlerin getirdiği mesaj aynıdır:
“Allah’tan başka tanrı yoktur.” Hevâ ise “caprice”, rüzgâr manasında hava gibi
gelip geçici anlık heveslerdir. Hevâsını ilah edinenleri Kur’an açıktan kınar.
Müslüman düşünürler, Allah hakkında neleri bilebileceğimizi
göstermek için O’nun isimlerini farklı kategorilere ayırmışlardır. Buna göre
isimler üç gruba ayrılabilir: Birinci grup, Allah’ın ne olmadığını ifade eder;
ikinci grup, O’nun ne olduğunu dile getirir; üçüncü grup ise O’nun âlemle nasıl
bir ilişki içinde olduğunu açıklar. Bunlar sırasıyla “Allah’ın zâtî isimleri”,
“sıfatlarının isimleri” ve “fiillerinin isimleri” olarak adlandırılabilir.
Fıkıh
Fıkıh (Islamic Jurisprudence), İslam’ın neyin
yapılacağını söylediği gibi takipçilerine neyin yapılmayacağını da söyler. Üç
ana temele oturur: zorunlu eylemler, tavsiye edilenler ve yasaklanan ya da
çirkin görülen eylemler.
Şükür ve Hamd
Küfür (hakikat örtücü) sadece imanın karşıtı değil, şükrün de
karşıtı olarak kullanılır. Allah, insanları yarattığı için varoluşları ve sahip
oldukları her şeyi O’na borçludurlar ve şükran duygusu içinde olmalıdırlar.
Şükür, insanların Allah’a borçlu olduklarının ilk ahlaki özelliğidir. İngilizce
“Praise be to God” ifadesi elhamdülillah kelimesini karşılamaz. Doğrusu
şudur: Başka hiç kimse hamde layık değildir; çünkü kimse mutlak iyilik ve kerem
sahibi değildir.
Rahmet
Hz. Peygamber, Allah’ın arş üzerine “Rahmetim gazabımı
geçti.” diye yazdığını bildirmiştir. Bu geçme ya da öncelik geçici değil,
ontolojik bir önceliktir. Başka bir söyleyişle, rahmet gerçeklik için gazaptan
daha aslidir. Rahmet, Hakk’ın hakiki mahiyetine aittir; buna karşılık gazap,
belli bazı yaratıkların kendilerine özgü durumlarından ötürü ortaya çıkan
ikincil bir niteliktir.
Allah’ın rahmetinin gazabını geçtiği fikri, İslam
düşüncesinin en önemli ilkelerinden biridir. Bunun hem nazariyede hem de
uygulamada sayısız yansımaları vardır. İslam, farklılığın idrakiyle başlar.
Biz Allah’tan farklıyız ve O’ndan uzağız. Allah bambaşkadır (utterly
other) ve yaratılmışlar O’ndan ayrıdır. Ama İslamî öğretilerin gayesi,
insanı Allah’a yaklaştırmaktır. İnsanların Allah’tan uzak kalmalarına sebep
olan birtakım şeyler yaptıkları varsayılır; eğer doğru hareket ederlerse iyi,
yararlı ve hoş olan her şeye yakınlık kazanırlar.
Arzu edilen yakınlıktır; çünkü yaradılanda ortaya çıkan bir
ilâhî sıfat olarak rahmet, insanların iyi ve gerçek olan şeylerden istifade
etmeleri için Allah’ın izin verdiği her şeydir. Rahmet, Allah’ın asli motifini
temsil eder; çünkü rahmet bizatihi Allah’tır. Gazap ise eninde sonunda
kaybolacak olan arızî bir ilişkidir; çünkü gazap, Allah’tan ayrı kalan şeylere
aittir ve hiçbir şeyin Allah’tan gerçek anlamda tecrit olması mümkün değildir.
Yakınlık elde edilince gazap yok olur.
Ruh
İslamî metinlerde “ruh”un genellikle eş anlamlı olarak
kullanılan birçok şeyden birinin “mânâ” olması manidardır. Ruh, bir şeye anlam,
dirilik, birlik ve kavranabilirlik veren şeydir. Ruh esasdır, özdür.
https://open.spotify.com/episode/2iUaaYxzlpwaPIycLg21rE?si=fH8s79G2TdeRZ121nbdapg
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU











