Kar beyazı taşlar

Okuma Süresi 10 dkYayınlanma Salı, Eylül 22 2026
Paylaş
X Post
Kar beyazı taşlar

Kapıları birbirine bakan

Sırt sırta bitişik evler

Kar beyazı kayalardan 

Oyulup yapılmış şekilde…

Altı bin seneyi aşkın bir zamanda 

Oluşmuş büyük kaya şehrinde

Hayatlarını sürdürüyordu halk.

Davarların etinden, sütünden

Yününden derilerinden istifadeyle

Tarlaların, bağ ve bahçelerin bereketiyle

Ama bunlar hakka başkaldırmış

Putperest bir toplumda 

Kendi elleriyle yaptıklarından habire ha

Çeşitli heykellere tapıyorlardı boşu boşuna

Pek çok şirk ve günahları da

Takarak boyunlarına…

Bunlar Semud Kavmiydi. Kendilerine Hz. Sâlih Aleyhisselam peygamber olarak gönderildi. Kur’an âyetleri bunların kıssalarını şöyle anlatıyor:

“Semûd kavmine ise, resul olarak kendi içlerinden kardeşleri Sâlih’i gönderdik. O da şu tebliğde bulundu: ‘Ey benim halkım! Allah’a ibadet edin; sizin için O’ndan başka ilah yoktur. Siz meydan da yokken  oralar  menşeli gıdalarla vücudunuzu  inşa etti ve sizin yeryüzünde ömür sürüp, orayı  imar etmenizi irade buyurdu. Şu halde günahlarınız için O’ndan bağışlanma dileyip sonra da bütün kalbinizle O’na yönelin. Şurası bir gerçek ki, Rabbim, kullarına çok yakındır; onların istek ve dualarına muhakkak cevap verendir.  ‘Salih!’  dediler:  ‘Sen, şimdiye kadar içimizde kendisine ümit bağlanan biriydin. Şimdi ne oldu da bizi atalarımızın  taptığı ilahlara tapmaktan vazgeçirmeye çalışıyorsun? Doğrusu, bizi kabul etmeye çağırdığın bu yeni inanç konusunda ciddi şüphe içindeyiz, çok ciddî kuşkularımız var.’  Sâlih, şöyle cevap verdi: ‘Ey benim halkım!  Böyle diyorsunuz da, ya ben Rabbimden apaçık ve kesin bir delile, dayanıyorsam ve O bana  bizzat Kendi katından hususî bir  rahmet vermişse?  Bu durumda ben, (bana verdiği vazifeyi yerine getirmemek suretiyle)  Allah’a âsi gelecek olursam, O’na karşı bana kim yardım edebilir?  Sizin benim kaybımı, hüsranımı artırmaktan başka hiçbir faydanız olmaz ki!  Ey halkım! Bakın:  Bu açık bir işaret, bir mucize olarak Allah’ın sizin için hususî yarattığı dişi devedir. Bırakın kendi halinde Allah’ın diyarında otlasın. Sakın ha, ona bir fenalık yapmayın, yoksa çok geçmez, sizi bir azap yakalayıverir.’  Fakat deveyi boğazladılar. Sâlih, derhal ikaz etti. Şu yurdunuzda sadece üç gün daha oturun bakalım!  Bu, yalan çıkması mümkün olmayan bir tehdittir!  Haklarındaki hükmümüz uygulamaya konunca, tarafımızdan bir lütuf olarak. Sâlih’i ve beraberindeki iman etmiş olanları azaptan ve o günün rüsvaylığından kurtardık. Hiç şüphesiz senin Rabbin, O’dur Aziz.”  (Hud Suresi, 61-68)

“İşi gücü dünyada bozgunculuk çıkarmak olan ve düzeltme adına hiç bir  şey yapmayan o kimseler;  ‘Sâlih’ dediler,  ‘Sen, büyülenmiş birisin. Hem bizden bir farkın yok ki, sen de bizim gibi bir beşersin. Eğer bu söylediklerinde doğru isen, haydi bir mucize göster, bir delil getir de görelim.’  Sâlih, de ‘İşte’ dedi (size mucize olarak)  bir dişi deve!  İçme suyunuz nöbetleşe olarak bir gün onun (devenin),  bir gün de sizin. Sakın ona bir fenalık yapayım demeyin. Yoksa çok müthiş olacak bir günde bir felâket başınıza çöküverir.”  Ama  (deveye daha fazla katlanamayarak)  sonunda onu vahşice boğazladılar. Ne var ki, çok geçmeden yaptıklarına pişman oldular. Çünkü (kendilerine haber verilen)  o felâket onları yakalayıverdi. Bütün bu olup bitenlerde hiç kuşkusuz çok önemli bir ibret vardır. Doğrusu, o halkın çoğu mümin değildi.”  (Şuâra Suresi, 26/152-158)

“Semud halkı en yakın arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağı çıkararak deveyi kesti. Nasılmış Benim cezalandırmam ve tehdidim!  Görsünler bakalım!  Biz onlara bir sayha, müthiş bir ses gönderdik, davar ağılındaki kuru ot ve çırpı gibi oldular.”  (Kamer  Suresi,  54/29-31)

“Semud kavmi Rab’lerinin  emrinden uzaklaşıp azıtınca kendileri baka baka, o müthiş yıldırım onları çarpıverdi.  Oldukları yerde çöke kaldılar,  ne doğrulabildiler, ne de yardım gördüler.”  (Zâriyat Suresi, 54/44-45)

“Bunlardan Semud halkı o korkunç zelzele ile yok edildi. Âd kavmi ise azgın bir kasırga ile imhâ edildi. Allah o kasırgayı üzerlerine yedi gece, sekiz gün kesintisiz olarak salıverdi. Öyle ki, sen, o halkı içi boş hurma kütükleri gibi yerlere serilmiş görürdün. Şimdi onlardan geri kalan bir şey görebilir misin?”  (Hakka Suresi, 69/4-8)