Kelimat-ı Müteferrika

Okuma Süresi 7 dkYayınlanma Pazartesi, Nisan 13 2026
Paylaş
X Post
Kelimat-ı Müteferrika


Hemşehrimiz Evliya Çelebi gibi bir aylık bir seyahatta akılda  kalan kelime ve cümleleri sizlere aktarmak istiyorum:

Canilere bile af  konuşulurken, masum ve mağdur mahpuslar için hala tuzaklar kurulmaya devam ediyorlar. “İman – Kur’an Hizmetinden vazgeçtik, bütün hayırlı işleri, eğitim faaliyetlerini feshettik, bıraktık” deyin ve gerçekten de bırakın, ondan sonra sizi affedelim, diyenlere 1960’lı yılların sonlarına doğru aftan konuşulurken, Risale-i Nur talebelerini istisna etmek isteyenlere, Osman Yüksel Serdengeçti: “Kim kimi affedecek? O mazlumlar bizi affetsin!” demişti. Şimdi o günkü zulümlerin bin katı zalimlik ve gaddarlıkla ihanete uğrayanları böyle tuzaklara düşürenleri kim  affedecek düşünmek lâzım. Bir umreye gitmekle kul hakkından kurtulacaklarını zannedenler bin hac yapsalar yine mazlum, mağdur kulların hakkını asla ödemiş olamazlar.

** * *

İslâmiyet, temsil ister, iknâ ister; icbar istemez. Artık güzellikleri anlatmak için engelleri kaldırmak için maddî kılıç kınına girmiştir. Ahsen-i Takvim üzere yaratılan insanlar, bir hayırı, bir güzelliği bir fazileti anlatmak için iknâ’dan başka çare yoktur. Bunun dışında  her şey geri teper; nefret verir.

M. Fethullah Gülen Hocaefendi, 1970’li yıllarda ilk Avrupa ziyaretinden sonra, “İnsanlar, köpeklerini bile güzelce eğitebiliyorlar. Maalesef  ülkemizde eğitimde DAYAK  KÜLTÜRÜ  hâkim. Okulda dayak, askerde dayak… Bizim insanımız bunu hak etmiyor. Herkes bundan uzak durmalıdır.” mealinde konuşmuştu. 

Bozyaka Yurdunda, Hocaefendi’nin Yardımcılığını yapan Mehmet Ali Şengül Hocamız anlatmıştı: “İki kafadar öğrenci iki de bir yurttan kaçıyorlardı. Yine bir gün kaçmışlar. Tren bileti almışlar, gidecekler. Bilet satan görevli bunlarla konuşmuş, öğrenci kartlarınızı biletlerinizi bana emanet edin, kaybedersiniz diyerek almış. Oradan bize ulaştı. Ben gittim. Bunları iknâ edip yurda getirdim. Hocaefendi, ‘Ben derse giriyorum, sen iki tane demir çubuk sopa getir” dedi. Ben de demir sopa kırılmaz ama niye iki tane istedi diye merak edip  iki tane buldum getirdim. O iki kaçağı bizimle beraber bir odaya aldı. Bana Mehmet Ali Hocam, bak ben ceketimi çıkarıyorum, sen de çıkar dedi ve o demir çubukları o öğrencilere verdi. Onlara ‘Çocuklar biz iyi bir eğitimci olamadığımız ve maalesef sizleri iyi eğitemediğimiz için sizler iki de bir kaçıp gidiyorsunuz. Esas suçlu biz olduğumuza göre, şimdi  bize cezalarımızı vereceksiniz. Haydi vurun!..’ dedi. Çocuklar ağlamaya başladılar. ‘Biz nasıl vururuz? Olmaz… Asla olmaz!  Siz bizi  affedin!’ diye ağlaşa ağlaşa yalvardılar. Bir daha da kaçmadılar. Seneler sonra Erzurum’a gitmiştim. Bir okulda öğrencilerle ve öğretmenlerle sohbet ederken bunları anlatmıştım. Konuşmam bitince öğretmenlerden birisi ‘Hocam, o kaçaklardan birisi bendim. Bakınız şimdi öğretmenim!” dedi. 

Hocaefendi, Müslümanlar arasında ve gayrimüslimler arasında diyaloglara çok önem verdi…  Ortodoksların ekümenik Patriği Bartelemo, Katoliklerin Reisi Papa ile ve diğer dinlerin liderleriyle çok önemli diyaloglar geliştirdi.  İnsanlık adına kim olursa olsun elinden geleni yaptı. İstanbul’da iken İngiliz Başkonsolosluğu’ndan Çeçenistan’da kaçırılan bir karı kocanın kurtulması için yardım istediler. Çünkü insanî gayeler için oralara gitmişler ve kaçırılmışlardı. Hocaefendi hemen arkadaşları Çeçen Başkanı Dudayev’e gönderdi. O, “Bizimle alakası yok. Ama madem Hocaefendi istiyor, kolumun kesilmesi pahasına bile olsa elimden geleni yapacağım” dedi. Bunu söylediğimizde İngilizler dedi ki: “Dudayev’le Başbakanımız görüştü. Bu problemi çözemeyeceği için biz Hocaefendi’ye müracaat ediyoruz. Oralarda okullarınız var. Halk Hocaefendi’yi ve okullarınızı seviyor.  Hocaefendi Çeçen Televizyonunda çıkıp:  ‘Müslümanlığa ve size yakışmaz  insanî duygular için ülkenize gelmiş o insanları bırakın!’ diye  mesaj verse hemen bırakırlar.”  Hocaefendi hemen Çeçen Televizyonunu çağırıp bulunduğu yerde bu meâlde güzel bir konuşma yapıp vicdanlarına seslendi. Bir hafta sonra o ailenin bırakıldığını öğrendik…

M. Fethullah  Gülen  bir sevgi fedâisi, bir genel barış temsilcisiydi…