KHK hukuksuzlukları AGİT’te anlatıldı

KHK ile Emniyet Genel Müdürlüğü’nden ihraç edilen viktimolog Fikret Demirçivi, işkence ve devlet baskısı mağduru 79 kişiyle yaptığı görüşmelerden elde ettiği bulguları uluslararası delegasyonlarla paylaştı.
Demirçivi, işkencenin yalnızca fiziksel yaralar bırakmadığını, mağdurların hayatında kalıcı travmalara yol açtığını belirterek Türkiye’ye işkence iddialarının bağımsız biçimde soruşturulması, mağdurların zararlarının giderilmesi ve AİHM kararlarının uygulanması çağrısında bulundu.
TR724'ten Sevinç Özarslan'ın haberine göre Polonya’nın başkenti Varşova’da 5 Ekim’de başlayan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) İnsanî Boyut Konferansı’nda Türkiye’deki işkence, kötü muamele ve devlet baskısının mağdurlar üzerindeki etkileri gündeme taşındı.
Brüksel merkezli insan hakları kuruluşu Solidarity with OTHERS’ı temsilen konferansa katılan KHK’lı eski emniyet mensubu ve viktimolog (mağduriyet bilimci) Fikret Demirçivi, AGİT üyesi ülkelerin diplomatları ve delegasyon temsilcilerinin bulunduğu ana oturumda üç dakikalık bir konuşma yaptı.
Devlet baskısından kaynaklanan mağduriyetler üzerine doktora çalışması yapan Demirçivi, Türkiye’de işkence ve kötü muameleye maruz kalanların da aralarında bulunduğu 79 kişiyle gerçekleştirdiği görüşmelerden elde ettiği bulguları anlattı.
Demirçivi, araştırmalarında karşılaştığı işkence mağdurlarının tanıklıklarını uluslararası kamuoyuyla paylaştı.
“İŞKENCE GÖRENLERİN BİRÇOĞU HÂLÂ KORKUYLA YAŞIYOR”
Konuşmasına görüştüğü mağdurların yaşadıklarını anlatarak başlayan Demirçivi, gözaltında dayak, cinsel şiddet ve aile üyelerine yönelik tehditlerin tanıklıklarda öne çıktığını söyledi.
İşkencenin etkilerinin gözaltı süreciyle sınırlı kalmadığını vurgulayan Demirçivi, şunları kaydetti:
“Görüştüğüm hayatta kalan mağdurlar, gözaltında maruz kaldıkları dayakları, cinsel şiddeti ve eşlerine ve çocuklarına yönelik tehditleri anlattılar. Bazıları fiziksel yaralar taşıyor. Çok daha fazlası ise korku, uykusuzluk ve kendilerini koruması gereken kurumlara karşı derin bir güven kaybı yaşıyor.”
“BANA ÇOK PROFESYONELCE İŞKENCE YAPTILAR, HÂLÂ RÜYALARIMA GİRİYOR”
Demirçivi, görüştüğü işkence mağdurlarından birinin anlattıklarını da AGİT delegasyonlarıyla paylaştı.
İşkence gören kişinin yaşadıklarını yıllar geçmesine rağmen unutamadığını belirten Demirçivi, mağdurun sözlerini şöyle aktardı:
“Görüştüğüm kişilerden biri, işkenceden sağ kurtulan bir mağdur, bana kendisine çok profesyonelce işkence yaptıklarını ve bunun hâlâ rüyalarına girdiğini söyledi. Rüyalarında polisler onu kovalıyor ve uyandığında kendisini yorgun hissediyor.”
Demirçivi, bu tanıklığın işkencenin yalnızca fiziksel değil, psikolojik açıdan da uzun yıllar devam eden sonuçları olduğunu gösterdiğini vurguladı.
“İŞKENCE, İNSANIN HAYATINDA DERİN BİR KOPUŞA SEBEP OLUYOR
Konuşmasında uzmanlık alanı olan mağduriyet biliminin bulgularına da değinen Demirçivi, işkence mağdurlarının iyileşebilmesi için yalnızca maddi tazminat ödenmesinin yeterli olmadığını söyledi.
İşkencenin bir insanın hayatında derin bir kopuşa sebep olduğunu belirten Demirçivi, mağdurların rehabilitasyon, eski durumlarına kavuşturulma ve benzer ihlallerin tekrarlanmayacağına ilişkin güvencelere ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Demirçivi, devletin yaşanan ihlalleri kabul etmesinin ve mağdurlardan özür dilemesinin de onarım sürecinin önemli bir parçası olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Viktimoloji bize önemli bir şey öğretiyor: İşkence, bir insanın hayatında derin bir kopuşa sebep olur ve iyileşme ancak onarıcı adalet prensiplerinden hareketle zararın giderilmesi için tüm önlemlerin alınması ile mümkün olabilirMaddi tazminat bunun yalnızca bir parçasıdır. Hayatta kalan mağdurların aynı zamanda rehabilitasyona, eski durumlarına kavuşturulmaya ve ihlallerin tekrarlanmayacağına dair güvencelere ihtiyaçları vardır.”
Gerçeğin kamuoyu önünde kabul edilmesi, samimi özürler ve anma faaliyetleri gibi sembolik onarım yöntemlerinin de gerekli olduğunu söyleyen Demirçivi, “Cezasızlık ise ikinci bir yara açar” dedi.
TÜRKİYE’YE DÖRT MADDELİK ÇAĞRI
Türkiye’nin Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşme’ye ve sözleşmenin İhtiyari Protokolü’ne taraf olduğunu hatırlatan Demirçivi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) yargı yetkisinin de kabul edildiğine dikkat çekti.
Türk hükümetinin kamuoyuna açıkladığı “işkenceye sıfır tolerans” politikasını hatırlatan Demirçivi, görüştüğü mağdurların bu taahhütlerin eksiksiz uygulanmasını beklediğini söyledi.
Demirçivi, Türk makamlarına dört somut çağrıda bulundu:
1. İşkence ve kötü muamele iddialarının İstanbul Protokolü’ne uygun olarak gecikmeksizin, bağımsız ve etkili biçimde soruşturulması.
2. Gözaltındaki kişilerin sağlık muayenelerinin kolluk görevlileri bulunmadan, gizlilik içerisinde gerçekleştirilmesi.
3. İşkence ve kötü muamele şikâyetinde bulunan kişilerin, avukatlarının ve ailelerinin misillemelerden ve karşı suçlamalardan korunması.
4. İşkenceyi önlemeye yönelik ulusal mekanizmanın bağımsızlığının ve kaynaklarının güçlendirilmesi, AİHM kararlarının eksiksiz uygulanması.
“HESAP VEREBİLİRLİK HERKESİN YARARINADIR”
İşkence iddialarının soruşturulmasının ve sorumluların hesap vermesinin yalnızca mağdurlar açısından değil, toplumun devlete duyduğu güven açısından da önemli olduğunu belirten Demirçivi, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Hesap verebilirlik herkesin yararınadır. Mağdurların onurunu yeniden kazanmalarını sağlar. Görevlerini hukuka uygun biçimde yerine getiren çok sayıdaki kamu görevlisini korur. Ve her devletin ihtiyaç duyduğu toplumsal güveni inşa eder.”
AGİT’e katılımcı devletlerin işkencenin mutlak biçimde yasaklanması ilkesine bağlı kalmayı taahhüt ettiğini hatırlatan Demirçivi, Solidarity with OTHERS’ın araştırmalarını paylaşmaya ve Türk makamlarıyla yapıcı diyalog yürütmeye hazır olduğunu da ifade etti.
KHK İLE EMNİYETTEN İHRAÇ EDİLDİ, MAĞDURİYETLER ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR YAPIYOR
AGİT’te Türkiye’deki işkence mağdurlarının sesini duyuran Fikret Demirçivi de 15 Temmuz sonrasında çıkarılan KHK’larla görevinden ihraç edilen ve altı ay hapis yatan kamu görevlilerinden biri.
Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde uzun yıllar görev yapan Demirçivi, Kriminal Polis Laboratuvarları Daire Başkanlığı’nda da çalıştı. Son olarak Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde şube müdürü olarak görev yaparken ihraç edildi.
NEDEN İHRAÇ EDİLDİ?
Demirçivi ihraç edilmesinin sebebini şöyle açıkladı:
“17-25 Aralık sürecinde kritik bir birimde çalışmış ve hakkında bir düzine kadar idari soruşturma açılmış bir emniyet mensubunun soruşturmasına soruşturmacı olarak atandım. Herhangi bir suç işlemediği için ceza talep etmedim. Normalde bu tür dosyalar hukuk işleri şubesine gönderilir; sıradan bir işlemdir. Ancak ceza istemediğim için dönemin il emniyet müdürüne yönlendirildim. Oysa il emniyet müdürleri bu tür işlere normalde müdahil olmaz. Kendisiyle üç kez görüştüm ve neden ceza talep etmediğimi açıkladım. Bana ceza talep etmem yönünde baskı yaptı. Dosyada tek bir harfi bile değiştirmedim. Bunun üzerine ötekileştirildim ve bir süre sonra kendimi kızağa çekilmiş buldum. Ben dahil 18-20 polis amirine, 15 Temmuz’dan çok önce mobbing uygulandı. Görevlerimizden el çektirildi ve mobbingin bir parçası olarak yol kenarındaki uygulama noktalarında 12/24 düzeninde çalıştırıldık.”
2018 yılında Türkiye’den ayrılan Demirçivi, çalışmalarını Avrupa’da sürdürüyor. Brüksel merkezli Solidarity with OTHERS bünyesinde araştırmacı olarak görev yapıyor. Mağduriyet bilimi alanında uzmanlaşan Demirçivi, devlet baskısı, işkence ve kötü muamelenin mağdurlar üzerindeki etkileri konusunda araştırmalar yürütüyor.
AGİT İNSANİ BOYUT KONFERANSI NEDİR?
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın İnsanî Boyut Konferansı, üye ülkelerin insan hakları alanındaki taahhütlerinin ve uygulamalarının ele alındığı uluslararası bir platform.
Polonya’nın başkenti Varşova’da düzenlenen konferansa AGİT ülkelerinin diplomatik temsilcilerinin yanı sıra uluslararası insan hakları kuruluşları, sivil toplum temsilcileri, akademisyenler ve gazeteciler katılıyor.
Konferansın ana oturumlarında sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de söz alarak ülkelerindeki insan hakları ihlallerini doğrudan devlet delegasyonlarının önünde gündeme getirebiliyor. Konuşmacılara genellikle üç dakika süre tanınıyor.
Ana oturumların dışında düzenlenen yan etkinliklerde ise belirli insan hakları sorunları uzmanlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından daha ayrıntılı biçimde tartışılıyor.
5 Ekim’de başlayan bu yılki konferans 15 Ekim’e kadar devam edecek.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

CUMA KARAMAN

NUMAN YILMAZ YİĞİT

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

ABDULLAH AYMAZ


TİP’ten İktidara "Beraber Yürüdük" Videolu Salvo: ...

Cemil Tugay'ın Transferi Sonrası Sanat Cephesinden...

Zaman Ayarlı Dava! Parayı Yatırdıktan Sonra Açıldı...

Ömer Çelik’ten '20 Milyar TL Kaçıran Bürokrat' Sor...

'Kent Uzlaşısı' Yargılamasında 6. Duruşma: Mahkeme...






