Nerede duruyor?
Her zaman
olduğu gibi Türkiye bölgede yaşanan hareketliliğe rağmen oturacak bir sandalye
bulamıyor ve ayakta kalmaya mahkum. Durumdan vazife çıkaranlara göre, çeyrek
asırdır sözümona savaş yatırımları bu günler için imiş? Gerçekten mi? Nereden
belli? S-400'lerin raf ömrü çoktan doldu. Çok değil bir kaç yıl sonra
bitpazarında hurda fiyatına satıldığını duyarız.
Strateji
yoksunluğu iktidar cephesini kendi dar kalıpları içine hapsetti. Yan yana durup
selfie çektirdikleri İran ile karşı karşıya geleceklerini hesap etmemişlerdi.
ABD ve İsrail cephesinden gelecek bir füze ile er meydanına dalıp son dakika
sürprizi ile skorları değiştirmeyi bekliyorlar. Yedek kulübesinde “Hocam beni
oyuna bir sok maçın kaderini değiştireyim!” diyen zavallı oyuncunun kendi
durumunu takdirden acziyeti işte bu. İkinci el oyucular için rakibin, oyunun ya
da kadroda kimlerin yer aldığının bir ehemmiyeti yok. Yeter ki bir kez oyunda
görünsünler.
Türk hava
sahasına iki hafta içinde üç füze girdi ve NATO'nun zamanındaki müdahalesi ile
şimdilik hadise İran'ın iktidara taktığı üç gol ile devam ediyor. İran-Saray
romantizmi arasına giren adrese teslim “İran'dan sevgilerle!” füzeleri
ağızlarının tadını bozdu. Neyse ki -iktidar ve Saray'ın değil- Türkiye'nin
coğrafik kredisine itibar eden NATO,
müttefik ülkelerin güvenliğini sağlama konusunda geçici iktidarların
haris ve kalifiyesiz lider kadrosuna göre strateji belirlemiyor. Saray
medyasının işin başında İran ve Putin'e sırtını dayayıp “NATO'dan çıkma
zamanı!” efelenmeleri şimdilik derin dondurucuya konuldu. Kafası dumanlı
İran'ın körfez ülkelerine başlattığı rastgele saldırılarda Türkiye'yi de hedef
alacağı kimin aklına gelirdi ki? Başta hazret ve Saray mahallesini Perşembe
Pazarı gibi dağıtan da bu oldu.
Yıllardır
komşu ülkeleri terör örgütleri ile vuran İran, işler sarpa sarınca bu kez
aracıya ihtiyaç duymadan işe kendisi vaziyet etmeye başladı. ABD'li
siyasetçiler ise bu saldırganlığı “İran'ın yakın komşularına yaptığı
saldırılar, bölgede başlattığımız operasyonun haklılığını gösteriyor!”
tesbitleri ile ele alıyorlar. Kısacası “Acemi çoban, sürüye kurt çağırır!” Şu
an İran özelinde Ortadoğu'da yaşanan krizin sorumlusu belli.
İktidar
tetikçilerinin “Füzeleri vurduk!” haberini yaparken NATO detayını ellerinden
geldiğince görünmez kılmaya çalışmalarını; “Utanıyorlar amcası, bırakın öyle
yapsınlar. Alışırlar!” irfanı ile geçiştirelim. Seçmen tabanına şirin görünmek
için İran'ın “Füzeler bize ait değil!” iddiaları tutunabildikleri tek seçenek.
Zira İran füzelerinin reklamını yapanlar yine havuz medyası. Füzeler üzerine
yazılan sade suya tirit aforizmalara olduğundan fazla mana yükleyip akıllarınca
işin manevi boyutunu köpürtecekler. Oğul Hamaney'in hastane odasından “Füzeleri
biz atmadık!” sayıklamaları yüksek ateşten kaynaklanıyor olsa gerek. Bunu bize
değil önce Başbakanı Pezeşkiyan'a anlatsın. Eğer ikna olursa, beraber basın
toplantısı yapıp, noter huzurunda yemin etsinler.
İran
merkezli üç füze Saray medyasının beklentilerini karşılamadığı için maksat da
hasıl olmadı. Bu bir niyet okuması değil. İktidarın maaşlı ekibi “Keşke İsrail
bizi de bombalasa!” beklenti ve temennilerini gizleme ihtiyacı duymuyorlar.
Ramazan mübarek gün dinin bütün referanslarını seferber eden iktidar
bezirganlarının İran örneği ile bir kez daha çöktüğüne şahit oldukları demode
ideolojiyi kendilerinin ayakta tutacağına inanmışlar.
Dini
naslar, tarihi materyal ve mitolojik kahramanlıkların bolluğu, dini bile olsa
çöken sistemleri ayakta tutmaya yetmiyor. Dini metinleri füzenin üzerine de
yazsanız hedefini tayin edemediğiniz zaman burun üzerine çakılmaya mahkum
olduğunu kaç defa test edeceksiniz? Yanlışta ısrar etmek tutarlılık ya da
kararlılık değil düpedüz bağnazlık ve budalalık kabul ediliyor.
Üçüncü
haftasına giren ABD, İsrail-İran krizi konusunda Türk iç piyasasında kafalar
hala karışık. Herkes krizde Türkiye'nin nerede durduğunu merak ediyor. Saray ve
Dışişleri'nin tutarlılıktan yoksun tavırları da bu merakı derin korkulara
dönüştürüyor. Bölgedeki olağanüstü hareketliliğe rağmen Saray ve Dışişlerinin
bir araya geldiğini gören varsa, haberdar etsin. Yoğun gündemden dolayı
kaçırmış olabiliriz. Onlar hala Saray sonrası veliaht krizi ile meşgullerse hiç
şaşırmayız.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

KADİR GÜRCAN

ABDULLAH AYMAZ

HARUN TOKAK
ESRA BÜYÜKCOMBAK










