Nobel Ödüllü Kadın Aktivist: Leymah Gbowee

Leymah Gbowee, Liberyalı bir barış aktivistidir ve kadınların öncülük ettiği şiddetsiz bir hareketle ülkesinde iç savaşın sona ermesine katkı sağlamıştır. Leymah’ın hikayesi bana bugün Türkiye’deki zulüm rejiminde hayatını yitiren, hapishanede yatan, işkence gören, ülkesini terk etmek zorunda kalan çilekeş kadınların hikayesini hatırlatıyor.
Bu hareket, dönemin devlet başkanı Charles Taylor’ın barış görüşmelerine katılmasını sağladı ve savaşın sona ermesine katkıda bulundu. Süreç sonunda Liberya’da demokratik seçimler yapıldı ve Ellen Johnson Sirleaf Afrika’nın seçilmiş ilk kadın devlet başkanı oldu.
Gbowee, bu çalışmaları sayesinde 2011 yılında Nobel Peace Prize kazandı. Bugün hâlâ kadın hakları, barış ve eğitim alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir.
Özel Hayatı
Gbowee’nin 6 çocuğu vardır (bazı kaynaklarda bakımını üstlendiği çocuklarla birlikte daha fazla çocuğa annelik yaptığı da belirtilir).
Genç yaşta anne oldu ve çocuklarını savaş ortamında büyütmek zorunda kaldı. İlk ilişkisi oldukça zorluydu; şiddet ve yoksullukla mücadele etti. Bir dönem evsiz kaldı ve çocuklarıyla birlikte hayatta kalma mücadelesi verdi. Daha sonra hayatını yeniden kurdu ve eğitimine devam etti.
Onun hikâyesinde dikkat çeken şey şuydu: Sadece bir aktivist değil, aynı zamanda tek başına çocuk büyüten, zor koşullarda ayakta kalmaya çalışan bir anneydi. Bu kişisel ve zorlu deneyimler, kadınların savaşta yaşadığı acıları daha iyi anlamasını sağladı ve onu harekete geçiren en büyük motivasyonlardan biri oldu.
Büyük acılar yaşayan insanlar, dönüp tarihe veya bugün zulüm gören diğer insanlara baktıklarında, onların acılarını çok daha derinden hissedebiliyor, onların duygularını daha iyi anlayabiliyorlar. Günümüzde kalpler, vicdanlar, akıllar çok zedelendi, tahrip çok büyük oldu. İnsanların birbirine karşı güvenleri kalmadı. Yeniden bu güveni kazanma ve aynı zamanda başkalarına da güvenebilme, yani insanların yeniden çok rahatlıkla güven içinde birbirlerine sırtını dönebilecekleri bir atmosfer oluşturma, ciddi gayretler, projeler gerektiriyor. Eğer dünyaya sunacağımız bir mesajımızın olduğuna inanıyorsak, önce en yakın dairede, sonra yavaş yavaş dışarıya doğru açılarak insanlarla ortak noktalarda anlaşmakla işe başlayabiliriz. Hiçbir yerde probleme sebebiyet vermemeli, politik mücadelelerin içine girmemeli, çatışma ve ihtilafa sebebiyet verecek meselelerden uzak durmaya çalışmalıyız. Hukuk dışına çıkmamalı ve yaptığımız faaliyetler izah edilebilir olmalıdır. İnsanlığın kardeşçe yaşamaya, paylaşmaya, huzur ve barışa ihtiyacı var, biz inananlar için de bu iyi bir fırsat olsa gerek.
Bugünkü dünyada maalesef savaşlar bitmiyor. İnsan öldürerek çözüm arayan, nefrete nefretle cevap veren bir sürü tiranlar dünyamızı ve güzel yeryüzünü cehenneme çeviriyorlar. Bize düşen ise Leymah örneğinde olduğu gibi barışın inşası için diyalog, eğitim ve birlikte yaşama projelerine yeni motifler katarak, günümüzün dili ile sanatla, yeni dostlar edinerek yolumuza devam etmek olsa gerek.
https://open.spotify.com/episode/5k3ZRJV0JL2Wkg4i2jZSm4?si=b4PTF4YcSoGlzcXCJ6H5Zw
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ERTUĞRUL İNCEKUL

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU

CUMA KARAMAN

KADİR GÜRCAN

Asgari ücret tereyağı gibi eriyor: 4 ayda tam 4 bi...

Anlattığı fıkra yüzünden baskılara boyun eğmedi ko...

Bir KHK filmi 'Sarı Zarflar'ın Oscar ödülü yolculu...

Merkezin eski başekonomistinden kara haber: Temmuz...

İşte detaylar: İçişleri Bakanlığı Suriyeli sayısı...







