Ortadoğu'da korkulan senaryo gerçek mi oluyor: Bir ülke daha fililen savaşa dahil oldu!

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Pazar, Mart 8 2026
Paylaş
X Post
BAE, "denge ve arabuluculuk" stratejisini terk ederek resmen savaşa girdi. İran'a ait bir tesisi vuran BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed, "Savaş dönemindeyiz" diyerek savunma hattını sınır ötesine taşıdı.
Ortadoğu'da korkulan senaryo gerçek mi oluyor: Bir ülke daha fililen savaşa dahil oldu!

Orta Doğu coğrafyası, İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in ölümüyle sonuçlanan askeri harekatlar sonrası, tarihinde görülmemiş düzeyde geniş çaplı ve çok cepheli bir bölgesel savaşın pençesine düştü. ABD ve İsrail’in başlattığı hava saldırıları, Tahran’ın enerji tesislerini yerle bir ederek bölgede ciddi bir çevre ve sağlık krizine yol açarken; İran’ın Lübnan, Irak ve Körfez ülkelerini de kapsayan misilleme doktrini çatışmayı yerel bir krizden küresel bir güvenlik tehdidine dönüştürdü.


KORKULAN SENARYO GERÇEK Mİ OLUYOR?

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’ın günlerdir süren füze ve İHA saldırılarına karşılık vererek bölgedeki uzun süreli "denge ve arabuluculuk" stratejisini terk etti. İran topraklarındaki bir deniz suyu arıtma tesisini hedef alan BAE, bu hamlesiyle çatışmalarda taraf olmaktan öte, fiilen savaşın aktif bir aktörü haline geldiğini ilan etti. BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed'in "Savaş dönemindeyiz" vurgusu ve ülkenin artık savunma hattını sınır ötesine taşıması, Körfez bölgesindeki güvenlik mimarisinin yıkıldığını ve çatışmanın yerel bir krizden bölgesel bir savaşa evrildiğini kanıtlıyor.


İran'ın 941 İHA ve 200'e yakın füze ile BAE'nin ticari ve diplomatik merkezlerini hedef alması, Körfez'in "güvenli yatırım limanı" imajını sarsarak ülkeyi doğrudan ateş hattına çekti. Bir tarafta İran'ın "yabancı üsleri hedef alma" gerekçesiyle yürüttüğü saldırılar, diğer tarafta BAE'nin bu saldırılara karşı geliştirdiği "aktif misilleme" doktrini, bölgedeki diplomatik kanalların kapandığını gösteriyor. Sürekli artan bu hava saldırıları ve BAE topraklarında sivillerin sığınaklara çekilmek zorunda kalması, çatışmanın sadece askeri hedeflerle sınırlı kalmayacağını, ekonomik ve sosyolojik olarak tüm Körfez'i bir savaş sahasına dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor.