Ramazan'a doğru...

Okuma Süresi 12 dkYayınlanma Cuma, Şubat 6 2026
Paylaş
X Post
Ramazan'a doğru...

Yoğun dünya gündemlerinin, sisli puslu havasının arasından yavaş yavaş Ramazan-ı Şerif görünmeye başladı. Sisli bir havada inişe geçen uçağın bulutların arasından sıyrılıp ileride iniş pistini görmesi gibi. Sosyal medya ve haber portallarında insanın aklını fikrini meşgul eden, zihnini bulandıran o kadar çok gündem var ki... Epstein dosyaları, İran-ABD gerilimi, Ukrayna-Rusya savaşı, Suriye’de olup bitenler, Gazze meseleleri ve daha niceleri. Türkiye'deki siyasi gündemler de işin cabası. Ayrıca güzel ülkemize hiç de yakışmayan hukuksuz uygulamaların mağdur ve mahkumu mazlum insanların iç yakan hikayeleri. İnsan duygu düşünce dünyası itibarıyla her gün bu haber bombardımanları ile tarumar, darmadağınık bir vaziyette. Gündemler bitmiyor, bitmediği gibi hâlâ durmadan ucu ucuna ekleniyor ve artıyor. Bundan kaçış yok. Bu dünya döndükçe hep böyle olmuş, böyle olmaya da devam edecektir. İşte belli zamanlarda bütün bunlardan sıyrılarak önümüze daha ötelere, istikbalimize bakmak gerekiyor.

Çünkü insana verilen en kıymetli sermaye; hayat, hızla tükenmektedir. Hâlbuki hayat, sadece dünya hayatı değil, onunla sınırlı değildir. Ölümün ötesinde bizleri bekleyen ebedi bir hayat var. Oraya da hazırlık yapmak gerekmektedir. Hadiseler ne kadar önemli, ne kadar büyük, ne kadar merak çekici olursa olsun, insanın zaman zaman olayların etkisinden kurtularak önündeki fırsatları değerlendirerek öbür taraf için de bir şeyler yapması gerekmektedir.

Karşımızda yeni bir fırsat var, yine bir defa daha yavaş yavaş Ramazan-ı Şerif’e yaklaşıyoruz. Onun için bizi birinci, hatta ikinci derecede alakadar etmeyen dünyevi gündemlere karşı tam da "Dur" deme vakti. Ahiret için kazançlı, kârlı bir ay ileride bizlere kavuşmayı bekliyor. Her yıl, bir sonraki sene, tekrar kavuşmak için dua dua yalvardığımız mübarek zaman dilimi, Ramazan ayı, işte önümüzde. Oldukça yaklaştık sayılır. Nereden anlıyoruz? Daha şimdiden mübarek Ramazan’ı değerlendirmekle alakalı düşünceler sağda solda seslendirilmeye başlandı bile, oradan.

İsterseniz öncelikle geçen Ramazan ayında kendi kendimize verdiğimiz sözleri hatırlayalım. Hani Ramazan-ı Şerif’in ortasında veya sonunda aklımıza gelip de "Keşke baştan başlayabilseydim" diye üzüldüğümüz şeyler vardı ya, o hususları kastediyorum. Zannediyorum hepimizin bu cinsten hayıflanmaları olmuştur. İşte, iç geçirdiğimiz bu konular her ne ise onları tekrar hatırlayıp bu önümüzdeki Ramazan ayında onları yapmaya niyetlenmek en birinci işimiz olmalıdır. Bunun için de önümüzdeki birkaç haftayı bir hazırlık dönemi olarak kabul edebiliriz.

Buna yardımcı olabilecek en önemli adımlardan biri, öncelikle Ramazan-ı Şerif’in on iki ayda bir gelen bir ibadet, bir ahirete hazırlık ayı olduğunun şuuruna varmak; sonra da onu ruh ve manasına uygun bir şekilde değerlendirmeye, ihya etmeye niyetli, iradeli ve kararlı olmaktır.

Ondan dolayı Ramazan ayına her yönüyle hazırlıklı girmeye çalışmalıyız. Hem fikrî ve aklî, hem kalbî ve ruhî, hem bilgili ve ilgili, hem de içinde bulunduğumuz şartları ona uygun hâle getirerek hazırlıklı olmaya çalışmalıyız. Hazırlıksız, plansız, hedefsiz girilen bir Ramazan’ın kendisinden beklenen feyz ve bereketi tam manasıyla veremeyeceği açıktır.

Bununla ilgili olarak Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale Olan İkinci Kısım "Ramazan Risalesi"ni mutlaka okumalıdır. Hatta imkan varsa bu konuda uzman bir kişi araştırmalı, onunla beraber birkaç saat müzakereli bir okuma yapmalıdır. Buna imkan bulamayanlar Abdullah Aymaz Hocamızın YouTube'da yayınlanan "Ramazan Risalesi 1, 2" (
) derslerini dinleyebilir. Yine Wise (https://www.youtube.com/@WiseInst) YouTube kanalından yayınlanacak olan Mustafa Yılmaz hocanın Osmanlıca risale derslerinde "Ramazan Risalesi" derslerini izlemek yararlı olacaktır. Cemal Türk hocamızın Ramazan Risalesi’nin yedinci nüktesini anlattığı ve oruç-takva münasebetini, orucun iç rükünlerini anlattığı Raindrops’taki (
) oruçla ilgili programı da sizleri Ramazan ayına hazırlıklı hâle getirmede faydalı olacağından şüphe yoktur.

Bunlara ilaveten Hocaefendi’nin "Oruç" kitabı da Ramazan ayına ait bu önemli ibadeti, şümullü bir şekilde ele alması cihetiyle, ilmî, fikrî, zihnî, kalbî hazırlık açısından oldukça doyurucu bir kaynak olarak elimizde bulunmaktadır. Bu kitap okumaya şimdiden başlanabilirse herhalde Ramazan ayına kadar kolaylıkla bitebilecek bir hacme sahip. Yolda izde olan, yoğun çalışma temposunda olup da okumaya vakit bulamayanlar "Oruç" kitabının sesli vaazlarını Hocaefendi’den (https://herkul.app/vaazlar/oruc-serisi) Herkül sitesinden dinleyebilir, böylelikle camideki o müthiş vaaz atmosferini teneffüs edebilirler.

Fıkhî açıdan oruçla ilgili bir şeyler izlemek/dinlemek isteyenler için Raindrops TV'de yayınlanan (https://www.youtube.com/results?search_query=ra%C4%B1ndrops+tv+oru%C3%A7) Rasim Haner Hoca’nın fıkhî sohbetlerinden istifade etmek pekala mümkündür. Oruçla ilgili merak ettiğiniz sorular varsa şayet, Hikmet.net’ten (https://hikmet.net/?s=Oru%C3%A7) araştırıp cevaplarını bulabilirsiniz. Ahmet Kurucan hocamızın kanalında da (https://www.youtube.com/results?search_query=ahmet+kurucan+oru%C3%A7) ilginç oruçla ilgili sorulara cevaplar yer almaktadır. Görüldüğü gibi elimizde Ramazan ayına hazırlık adına sesli, yazılı, görsel oldukça zengin bir kaynak rezervi mevcuttur. Kaldı ki bunlar sadece bir kısmı.

Bir sohbetinde Efendimiz (as)’ın namazla ilgili bir mülahazasını ele alan Hocaefendi: "Namazla insan, muhtaç olduğu ve elinin yetişemediği ihtiyaçların temini için, fiilî ve kavlî duaya geçmiş, Allah’ın yüceliği karşısında 'kemerbeste-i ubudiyet' içinde durmuş demektir. Evet o, mü’minin en mühim meselesidir. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bu meseleyi izah ederken; 'Namazı, veda namazı kılıyor gibi kılın!' [İbn Mâce, zühd 15] buyururlar. Veda namazı; 'Şu kıldığım namaz, son namaz olabilir, bir kere daha belki namaz kılmaya muvaffak olamam…' düşüncesiyle kılınan namazdır." demektedir.

Buna kıyas ederek aynı düşünceyi Ramazan ayı için de söylemek mümkündür. Herkes için her Ramazan, onun en son Ramazan ayı olabilir. Nitekim geçen sene Ramazan ayında aramızda olduğu hâlde bu Ramazan’ı idrak edemeyen bazıları olduğu gibi. Durum böyle olduğu hâlde nefis ve şeytan, her Ramazan ayına girdiğimizde bizlere "Ooo acele etme! Daha önünde ne Ramazanlar var!" diyerek tûl-i emel (uzun yıllar, ebedi yaşayacağımız düşüncesini) pazarlamaktadır. Maalesef her ne kadar bu gerçek bilinse de yine de şeytanın pazarladığı bu metaın alıcısı her zaman çok olmaktadır. Efendimiz (as) bir hadislerinde önemli üç konuya dikkat çekmektedir. Bunlardan biri de konumuzla ilgili Ramazan ayını değerlendiren/değerlendiremeyenler içindir: "Yanında ismim anıldığı hâlde bana salavat getirmeyen kimseye yazıklar olsun. Ramazan ayına girdiği hâlde mağfirete mazhar olmadan Ramazan’dan çıkan kimseye de yazıklar olsun. Anne ve babası yanında ihtiyarlamasına rağmen onları razı etmediğinden dolayı cennete giremeyen kimseye de yazıklar olsun, burnu sürtülsün." (Tirmizî, daavât 114)

Evet, Recep, Şaban ayları zaten Ramazan ayına hazırlık aylarıdır. Bu aylardan itibaren "Ramazan ayı" maratonuna başlayanlar açısından bu türden hatırlatmalar zait olabilir. Fakat henüz Ramazan ayı gündemine girmemiş olanlar için küçük de olsa bir hatırlatma yapmada mahzur olmasa gerek. Önümüzde, Ramazan ayı hakkında dinlediğimiz, öğrendiğimiz ne kadar önemli husus varsa hayatımıza taşıma adına en önemlilerini gündeme alıp planlama yapabileceğimiz, buna dair kararlar alabileceğimiz bir süre henüz var.

Gerek ailemiz gerekse de arkadaş çevremizde gruplar oluşturmak suretiyle birbirlerimizle "Manevi bir Dayanışma" çalışması yapabilir. Ramazan’ı daha verimli geçirmekle ilgili birbirimizi teşvik ederek "Manevi bir Yarış" başlatılabilir. İşte ayetin "...İşte yarışacaklarsa insanlar, bu cennet devletine konmak için yarışsınlar!" (Mutaffifîn, 26) buyurarak bizlere tavsiye ettiği hususlardan biri de bu ve emsali salih ameller ve onlarda yarış olsa gerek!

Ramazan'a doğru...