Ramazan'a doğru...

Yoğun dünya gündemlerinin, sisli puslu havasının arasından yavaş yavaş Ramazan-ı Şerif görünmeye başladı. Sisli bir havada inişe geçen uçağın bulutların arasından sıyrılıp ileride iniş pistini görmesi gibi. Sosyal medya ve haber portallarında insanın aklını fikrini meşgul eden, zihnini bulandıran o kadar çok gündem var ki... Epstein dosyaları, İran-ABD gerilimi, Ukrayna-Rusya savaşı, Suriye’de olup bitenler, Gazze meseleleri ve daha niceleri. Türkiye'deki siyasi gündemler de işin cabası. Ayrıca güzel ülkemize hiç de yakışmayan hukuksuz uygulamaların mağdur ve mahkumu mazlum insanların iç yakan hikayeleri. İnsan duygu düşünce dünyası itibarıyla her gün bu haber bombardımanları ile tarumar, darmadağınık bir vaziyette. Gündemler bitmiyor, bitmediği gibi hâlâ durmadan ucu ucuna ekleniyor ve artıyor. Bundan kaçış yok. Bu dünya döndükçe hep böyle olmuş, böyle olmaya da devam edecektir. İşte belli zamanlarda bütün bunlardan sıyrılarak önümüze daha ötelere, istikbalimize bakmak gerekiyor.
Çünkü insana
verilen en kıymetli sermaye; hayat, hızla tükenmektedir. Hâlbuki hayat, sadece
dünya hayatı değil, onunla sınırlı değildir. Ölümün ötesinde bizleri bekleyen
ebedi bir hayat var. Oraya da hazırlık yapmak gerekmektedir. Hadiseler ne kadar
önemli, ne kadar büyük, ne kadar merak çekici olursa olsun, insanın zaman zaman
olayların etkisinden kurtularak önündeki fırsatları değerlendirerek öbür taraf
için de bir şeyler yapması gerekmektedir.
Karşımızda yeni
bir fırsat var, yine bir defa daha yavaş yavaş Ramazan-ı Şerif’e yaklaşıyoruz.
Onun için bizi birinci, hatta ikinci derecede alakadar etmeyen dünyevi
gündemlere karşı tam da "Dur" deme vakti. Ahiret için kazançlı, kârlı
bir ay ileride bizlere kavuşmayı bekliyor. Her yıl, bir sonraki sene, tekrar
kavuşmak için dua dua yalvardığımız mübarek zaman dilimi, Ramazan ayı, işte
önümüzde. Oldukça yaklaştık sayılır. Nereden anlıyoruz? Daha şimdiden mübarek
Ramazan’ı değerlendirmekle alakalı düşünceler sağda solda seslendirilmeye
başlandı bile, oradan.
İsterseniz
öncelikle geçen Ramazan ayında kendi kendimize verdiğimiz sözleri hatırlayalım.
Hani Ramazan-ı Şerif’in ortasında veya sonunda aklımıza gelip de "Keşke
baştan başlayabilseydim" diye üzüldüğümüz şeyler vardı ya, o hususları
kastediyorum. Zannediyorum hepimizin bu cinsten hayıflanmaları olmuştur. İşte,
iç geçirdiğimiz bu konular her ne ise onları tekrar hatırlayıp bu önümüzdeki
Ramazan ayında onları yapmaya niyetlenmek en birinci işimiz olmalıdır. Bunun
için de önümüzdeki birkaç haftayı bir hazırlık dönemi olarak kabul edebiliriz.
Buna yardımcı
olabilecek en önemli adımlardan biri, öncelikle Ramazan-ı Şerif’in on iki ayda
bir gelen bir ibadet, bir ahirete hazırlık ayı olduğunun şuuruna varmak; sonra
da onu ruh ve manasına uygun bir şekilde değerlendirmeye, ihya etmeye niyetli,
iradeli ve kararlı olmaktır.
Ondan dolayı
Ramazan ayına her yönüyle hazırlıklı girmeye çalışmalıyız. Hem fikrî ve aklî,
hem kalbî ve ruhî, hem bilgili ve ilgili, hem de içinde bulunduğumuz şartları
ona uygun hâle getirerek hazırlıklı olmaya çalışmalıyız. Hazırlıksız, plansız,
hedefsiz girilen bir Ramazan’ın kendisinden beklenen feyz ve bereketi tam
manasıyla veremeyeceği açıktır.
Bunlara
ilaveten Hocaefendi’nin "Oruç" kitabı da Ramazan ayına ait bu
önemli ibadeti, şümullü bir şekilde ele alması cihetiyle, ilmî, fikrî, zihnî,
kalbî hazırlık açısından oldukça doyurucu bir kaynak olarak elimizde
bulunmaktadır. Bu kitap okumaya şimdiden başlanabilirse herhalde Ramazan ayına
kadar kolaylıkla bitebilecek bir hacme sahip. Yolda izde olan, yoğun çalışma
temposunda olup da okumaya vakit bulamayanlar "Oruç" kitabının sesli
vaazlarını Hocaefendi’den (https://herkul.app/vaazlar/oruc-serisi) Herkül
sitesinden dinleyebilir, böylelikle camideki o müthiş vaaz atmosferini teneffüs
edebilirler.
Fıkhî açıdan
oruçla ilgili bir şeyler izlemek/dinlemek isteyenler için Raindrops TV'de
yayınlanan (https://www.youtube.com/results?search_query=ra%C4%B1ndrops+tv+oru%C3%A7) Rasim Haner
Hoca’nın fıkhî sohbetlerinden istifade etmek pekala mümkündür. Oruçla ilgili
merak ettiğiniz sorular varsa şayet, Hikmet.net’ten (https://hikmet.net/?s=Oru%C3%A7) araştırıp
cevaplarını bulabilirsiniz. Ahmet Kurucan hocamızın kanalında da (https://www.youtube.com/results?search_query=ahmet+kurucan+oru%C3%A7)
ilginç oruçla ilgili sorulara cevaplar yer almaktadır. Görüldüğü gibi elimizde
Ramazan ayına hazırlık adına sesli, yazılı, görsel oldukça zengin bir kaynak
rezervi mevcuttur. Kaldı ki bunlar sadece bir kısmı.
Bir sohbetinde
Efendimiz (as)’ın namazla ilgili bir mülahazasını ele alan Hocaefendi: "Namazla
insan, muhtaç olduğu ve elinin yetişemediği ihtiyaçların temini için, fiilî ve
kavlî duaya geçmiş, Allah’ın yüceliği karşısında 'kemerbeste-i ubudiyet' içinde
durmuş demektir. Evet o, mü’minin en mühim meselesidir. Efendimiz (sallallâhu
aleyhi ve sellem), bu meseleyi izah ederken; 'Namazı, veda namazı kılıyor gibi
kılın!' [İbn Mâce, zühd 15] buyururlar. Veda namazı; 'Şu kıldığım namaz, son
namaz olabilir, bir kere daha belki namaz kılmaya muvaffak olamam…'
düşüncesiyle kılınan namazdır." demektedir.
Buna kıyas
ederek aynı düşünceyi Ramazan ayı için de söylemek mümkündür. Herkes için her
Ramazan, onun en son Ramazan ayı olabilir. Nitekim geçen sene Ramazan ayında
aramızda olduğu hâlde bu Ramazan’ı idrak edemeyen bazıları olduğu gibi. Durum
böyle olduğu hâlde nefis ve şeytan, her Ramazan ayına girdiğimizde bizlere
"Ooo acele etme! Daha önünde ne Ramazanlar var!" diyerek tûl-i emel
(uzun yıllar, ebedi yaşayacağımız düşüncesini) pazarlamaktadır. Maalesef her ne
kadar bu gerçek bilinse de yine de şeytanın pazarladığı bu metaın alıcısı her
zaman çok olmaktadır. Efendimiz (as) bir hadislerinde önemli üç konuya dikkat
çekmektedir. Bunlardan biri de konumuzla ilgili Ramazan ayını
değerlendiren/değerlendiremeyenler içindir: "Yanında ismim anıldığı
hâlde bana salavat getirmeyen kimseye yazıklar olsun. Ramazan ayına girdiği
hâlde mağfirete mazhar olmadan Ramazan’dan çıkan kimseye de yazıklar olsun.
Anne ve babası yanında ihtiyarlamasına rağmen onları razı etmediğinden dolayı cennete
giremeyen kimseye de yazıklar olsun, burnu sürtülsün." (Tirmizî,
daavât 114)
Evet, Recep,
Şaban ayları zaten Ramazan ayına hazırlık aylarıdır. Bu aylardan itibaren
"Ramazan ayı" maratonuna başlayanlar açısından bu türden
hatırlatmalar zait olabilir. Fakat henüz Ramazan ayı gündemine girmemiş olanlar
için küçük de olsa bir hatırlatma yapmada mahzur olmasa gerek. Önümüzde,
Ramazan ayı hakkında dinlediğimiz, öğrendiğimiz ne kadar önemli husus varsa
hayatımıza taşıma adına en önemlilerini gündeme alıp planlama yapabileceğimiz,
buna dair kararlar alabileceğimiz bir süre henüz var.
Gerek ailemiz
gerekse de arkadaş çevremizde gruplar oluşturmak suretiyle birbirlerimizle
"Manevi bir Dayanışma" çalışması yapabilir. Ramazan’ı daha verimli
geçirmekle ilgili birbirimizi teşvik ederek "Manevi bir Yarış"
başlatılabilir. İşte ayetin "...İşte yarışacaklarsa insanlar, bu cennet
devletine konmak için yarışsınlar!" (Mutaffifîn, 26) buyurarak bizlere
tavsiye ettiği hususlardan biri de bu ve emsali salih ameller ve onlarda yarış
olsa gerek!
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

NUMAN YILMAZ YİĞİT

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

SAFVET SENİH

HÜSEYİN ODABAŞI

ERTUĞRUL İNCEKUL

İmamoğlu'nun diplomasını iptal ederken atıf yaptığ...

Cezaevlerinde akılalmaz hak ihlalleri artıyor: 'Ko...

MHP'li Feti Yıldız'dan 'umut hakkı' tartışmasına n...

AKP'li isimden erken seçim için tarih geldi: Kasım...

MSB, mahkemenin ihracı durduran kararını istinaf e...






