Ramazan'a veda ederken son vazifeler

Okuma Süresi 14 dkYayınlanma Salı, Mart 17 2026
Paylaş
X Post
Ramazan'a veda ederken son vazifeler

Üç aydan beri izini sürdüğümüz Ramazan ayı geldi ve artık sona doğru yaklaşıyor. Fakat henüz tamamen geçmiş değil. İçinde bulunduğumuz günlerde Kadir Gecesi’nin bulunma ihtimalini de hesaba katacak olursak, Ramazan’ın finalini henüz yapmış sayılmayız. Kur’an’ın nassıyla bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen (Kadir Suresi, 1-3) ve şayet değerlendirebilirse bir insana seksen yıllık uhrevî bir kazanç potansiyeli sunan o müstesna gecenin, yani Kadir Gecesi’nin içinde bulunduğu bu son on günün, dileriz herkesin bu büyük kazancı elde ettiği bir zaman dilimi olması nasip olur.

Ramazan ayında oruçların tutulduğu, teravihlerin kılındığı, elden geldiği kadar günahlardan uzak durulmaya çalışıldığı, gecelerde sahurla birlikte gece namazlarının kılındığı, tevbe ve istiğfarla birlikte muhasebe yapıldığı, Kur’an okunup anlaşılmaya gayret edildiği ve hâlen de bu güzel atmosferin devam ettiği düşünülecek olursa oldukça verimli bir zaman dilimi geçirdiğimiz söylenebilir.

Ramazan’da bilhassa gençlerin büyük bir heyecanla teravih namazlarına katıldıklarını görmek zannediyorum her mümini sevindiriyordur. Eş dost ve tanıdıklardan duyduklarımızdan, ayrıca MC iftar programlarından gördüğümüz kadarıyla özellikle gençlerin Ramazan ayındaki faaliyetleri oldukça ümit verici bir tablo ortaya koymaktadır.

Ben bunu New Jersey’deki gençlerden de biliyorum. Alternatif olarak hem hatimli hem de kısa surelerle yirmi rekât teravihin kılındığı New Jersey’de gençlerin özellikle hatimle kılınan teravihlerin olduğu mescitleri tercih etmeleri gerçekten şayan-ı takdirdir. İftar davetlerine katılan bazı gençlerin, “Benim teravihe yetişmem lazım.” diyerek ev sahibinden izin istemeleri ve ardından koşa koşa hatimle teravihe gitmeleri insanın gözünü ve gönlünü dolduran manzaralardır.

Yine gençlerin bulundukları coğrafyada, o coğrafyanın diliyle emsal arkadaşlarına Ramazan sevincini yaşatmak için gerek sosyal medyada gerekse kültürel aktivitelerde yaptıkları programlar da hem Ramazan’a renk katmakta hem de son derece faydalı olmaktadır.

Bu güzel zeminlerin hazırlanmasında emeği geçen Hizmet insanlarına, iş adamlarına; kadın-erkek, genç-yaşlı kim varsa hepsine teşekkür etmek bir vazife, hatta bir borçtur. Gerçi onlar yaptıkları hizmetleri herhangi bir teşekkür beklentisiyle yapmıyorlar. Onlara yakışan zaten budur; fakat teşekkür etmek de bize düşen bir vazifedir.

Aslında onlar oldukça kârlı bir ticaret yolunu keşfetmiş kimselerdir. Fânî olan zaman ve imkânlarını o yolla bekaya, kalıcılığa çevirmeye çalışmaktadırlar. Gerçekte dünya ve ahireti birlikte kuşatan hakiki akıl ve mantık da budur. Yani fânî bir dünyadan bâkî bir hayatı nasıl kazanabileceğinin formülünü bilmek ve bunu hayata geçirmektir.

Nitekim Kur’an’da:

“Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır…” (Tevbe, 111)

buyurularak gerçekten inanan her mümine böyle kârlı bir ticaret fırsatı sunulmaktadır.

Son yıllarda Ramazanlarda, özellikle Ramazan’ın son on gününde itikâfa giren insanların sayısında da belirgin bir artış müşahede edilmektedir. Dünyevîleşmenin başını alıp gittiği, maişet derdinin günden güne insanların bütün zamanını ve zihnini meşgul ettiği böyle bir dönemde insanların on gün; vakti olmayanların ise daha kısa sürelerle de olsa zikir, fikir, dua ve istiğfar maksadıyla böyle önemli bir sünneti hayata geçirmeleri gerçekten takdire şayan bir ameldir. Aynı zamanda bu durum Ramazan ayı için oldukça faziletli bir final anlamına da gelir.

Ramazan ayının sonuna doğru yaklaşırken, Ebû Hureyre (ra) ile Efendimiz (sav) arasında geçen Ramazan’la ilgili latif bir hadise vesilesiyle önemli bir vazifeyi daha hatırlatmanın faydalı olacağı kanaatindeyim. Bu da sadaka-i fıtırdır.

Ebû Hureyre (ra) hadisenin nasıl cereyan ettiğini şöyle anlatır:

“Resûlullah (sav) beni Ramazan zekâtını (fıtır sadakasını) korumakla görevlendirmişti. Bir gece birisi gelip yiyeceklerden avuçlamaya başladı. Onu yakaladım ve ‘Seni Resûlullah’a götüreceğim.’ dedim. Adam: ‘Ben fakirim, ailem var, çok muhtacım.’ dedi. Ben de onu serbest bıraktım.

Sabah olunca gayba aşina kılınan Resûlullah (sav) bana:

‘Dün geceki esirin ne yaptı?’ buyurdu.

Ben de: ‘Ya Resûlallah! Çok muhtaç olduğunu söyledi, ben de bıraktım.’ dedim.

Efendimiz:

‘O sana yalan söyledi; fakat tekrar gelecek.’ buyurdu.

Onu bekledim ve yine yakaladım. Bu sefer bana dedi ki:

‘Sana Allah’ın fayda vereceği bir şey öğreteyim.’

‘Nedir o?’ dedim.

‘Yatağına girdiğinde Âyetü’l-Kürsî’yi oku. O zaman sabaha kadar Allah tarafından seni koruyan bir muhafız olur ve sana şeytan yaklaşamaz.’ dedi.

Ben onu yine bıraktım.

Sabah Efendimiz bana yine sordu:

‘Dün geceki esirin ne yaptı?’

Ben de söylediklerini naklettim. Peygamber Efendimiz bu sefer:

‘O sana doğru söyledi; fakat o çok yalancıdır.’ buyurdu.

Sonra da:

‘Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun?’ diye sordu.

Ben: ‘Hayır.’ deyince:

‘O bir şeytandı.’ buyurdular.”

(Buhârî, Vekâle, 10)

Bu hadisten çıkarılabilecek sonuçlardan biri, öncelikle Âyetü’l-Kürsî’nin fazileti ve yatarken okunmasının önemidir. İkinci olarak ulaşılması gereken netice şeytanın bile kendisinden korunma adına Âyetü’l-Kürsî’nin okunmasını tavsiye etmesidir ki, Ramazan ayında nazil olmaya başlayan Kur’an’ın şeytanın maddî ve manevî tesirlerinden korunmak için müminler açısından ne kadar önemli bir kalkan ve sığınak olduğunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

Konumuzla ilgili olarak varmamız gereken önemli sonuçlardan biri de Ramazan ayında sadaka-i fıtırın verilmesinin ne kadar mühim bir vazife olduğudur. Düşünün ki Efendimiz (sav) bununla bizzat ilgilenmekte ve toplanan sadakaları bir yerde muhafaza altına almaktadır. Bayramdan önce onları fakir, fukara ve muhtaçlara dağıtarak onlara ikinci bir bayram yaşatmayı hedeflemektedir. Onu koruması için de en faziletli sahabelerden biri olan Ebû Hureyre’yi görevlendirmektedir.

Bu vecibenin, herhangi bir mazeret olmadıkça Ramazan ayı içinde yerine getirilmesinin şart kılınmış olması da üzerinde düşünülmesi gereken oldukça manidar bir husustur. Müminlere emredilen bu vazifede, emir bir esas olmakla birlikte pek çok hikmetin gözetildiği de açıktır.

Rahmet ayı olan bu ayda müminlerin günahlarından arınmak için tövbe kurnalarına koşmaları, oruçlarına zarar gelmemesi için kavga, gürültü, gıybet ve dedikodudan uzak durmaları, güzel ahlâkı kazanmaya çalışmaları, içlerindeki kin, nefret ve cimrilik gibi kötü huylardan kurtulmaları, Allah’ın kendilerine verdiği sağlık, sıhhat ve hayat nimetlerine şükretmeleri ve bunun bir ifadesi olarak da fıtır sadakası vermeleri, Ramazan’ı bu finalle taçlandırmaları, gayet isabetli bir davranış olacaktır.

Fıtır sadakasının emredilmesinden murat edilen hususlardan biri de –Allah daha iyi bilir– müminlerin affa mazhar olma liyakatini kazanarak hem kendilerine hem de fakir fukaraya bayram sevinci yaşatmalarına vesile olmalarıdır.

Buradan fıtır sadakasının işlevine dair çıkarılması gereken bir başka ders daha vardır: Sadaka-i fıtır, şeytanın en önemli faaliyetlerinden biri olan insanlar arasına kin, nefret ve düşmanlık tohumları ekme girişimlerine (Mâide Suresi, 5/91) mani olacak amellerden biridir. Ramazan’da verilen fıtır sadakası bu misyonu ile onun oyununu bozmakta, adeta çanına bir çomak sokmak anlamına gelmektedir. Bu da şeytanın tabiri caizse çileden çıkmasına vesile olmaktadır. Çünkü sadaka-i fıtır, sosyal hayatta insanlar arasındaki sevgi-saygıyı, şefkat ve merhameti, birlik ve beraberliği güçlendirmektedir.

Evet, Ramazan-ı Şerif’i kâmil manada değerlendirmek bir bütün olarak kabul edilirse bu bütünün önemli bir parçası da fakir fukarayı gözetmek ve onları sevindirmektir. Buna vesile olacak en güzel amellerden biri de sadaka-i fıtırdır.

Sadaka-i fıtır hakkında daha fazla bilgi edinmek için aşağıdaki bağlantılardan istifade edilebilir.

     https://herkul.app/bamteli/ramazan-ve-infak

     https://www.youtube.com/results?search_query=Ahmet+kurucan+sadaka-%C4%B1+f%C4%B1t%C4%B1r

     https://www.wiseinst.org/icerik/13751/bayrama-hayatta-ulasmanin-sadakasi-fitre-osman-karyagdi/

     https://hikmet.net/sadaka-yi-fitir-fitre/

Bu haberler de ilginizi çekebilir