Ramazan'a veda ederken son vazifeler

Üç aydan beri izini sürdüğümüz Ramazan ayı geldi ve artık sona doğru yaklaşıyor. Fakat henüz tamamen geçmiş değil. İçinde bulunduğumuz günlerde Kadir Gecesi’nin bulunma ihtimalini de hesaba katacak olursak, Ramazan’ın finalini henüz yapmış sayılmayız. Kur’an’ın nassıyla bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen (Kadir Suresi, 1-3) ve şayet değerlendirebilirse bir insana seksen yıllık uhrevî bir kazanç potansiyeli sunan o müstesna gecenin, yani Kadir Gecesi’nin içinde bulunduğu bu son on günün, dileriz herkesin bu büyük kazancı elde ettiği bir zaman dilimi olması nasip olur.
Ramazan ayında
oruçların tutulduğu, teravihlerin kılındığı, elden geldiği kadar günahlardan
uzak durulmaya çalışıldığı, gecelerde sahurla birlikte gece namazlarının
kılındığı, tevbe ve istiğfarla birlikte muhasebe yapıldığı, Kur’an okunup
anlaşılmaya gayret edildiği ve hâlen de bu güzel atmosferin devam ettiği
düşünülecek olursa oldukça verimli bir zaman dilimi geçirdiğimiz söylenebilir.
Ramazan’da
bilhassa gençlerin büyük bir heyecanla teravih namazlarına katıldıklarını
görmek zannediyorum her mümini sevindiriyordur. Eş dost ve tanıdıklardan
duyduklarımızdan, ayrıca MC iftar programlarından gördüğümüz kadarıyla
özellikle gençlerin Ramazan ayındaki faaliyetleri oldukça ümit verici bir tablo
ortaya koymaktadır.
Ben bunu New
Jersey’deki gençlerden de biliyorum. Alternatif olarak hem hatimli hem de kısa
surelerle yirmi rekât teravihin kılındığı New Jersey’de gençlerin özellikle
hatimle kılınan teravihlerin olduğu mescitleri tercih etmeleri gerçekten
şayan-ı takdirdir. İftar davetlerine katılan bazı gençlerin, “Benim teravihe
yetişmem lazım.” diyerek ev sahibinden izin istemeleri ve ardından koşa koşa
hatimle teravihe gitmeleri insanın gözünü ve gönlünü dolduran manzaralardır.
Yine gençlerin
bulundukları coğrafyada, o coğrafyanın diliyle emsal arkadaşlarına Ramazan
sevincini yaşatmak için gerek sosyal medyada gerekse kültürel aktivitelerde
yaptıkları programlar da hem Ramazan’a renk katmakta hem de son derece faydalı
olmaktadır.
Bu güzel
zeminlerin hazırlanmasında emeği geçen Hizmet insanlarına, iş adamlarına;
kadın-erkek, genç-yaşlı kim varsa hepsine teşekkür etmek bir vazife, hatta bir
borçtur. Gerçi onlar yaptıkları hizmetleri herhangi bir teşekkür beklentisiyle
yapmıyorlar. Onlara yakışan zaten budur; fakat teşekkür etmek de bize düşen bir
vazifedir.
Aslında onlar
oldukça kârlı bir ticaret yolunu keşfetmiş kimselerdir. Fânî olan zaman ve
imkânlarını o yolla bekaya, kalıcılığa çevirmeye çalışmaktadırlar. Gerçekte
dünya ve ahireti birlikte kuşatan hakiki akıl ve mantık da budur. Yani fânî bir
dünyadan bâkî bir hayatı nasıl kazanabileceğinin formülünü bilmek ve bunu
hayata geçirmektir.
Nitekim
Kur’an’da:
“Şüphesiz
Allah, müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır…”
(Tevbe, 111)
buyurularak
gerçekten inanan her mümine böyle kârlı bir ticaret fırsatı sunulmaktadır.
Son yıllarda
Ramazanlarda, özellikle Ramazan’ın son on gününde itikâfa giren insanların
sayısında da belirgin bir artış müşahede edilmektedir. Dünyevîleşmenin başını
alıp gittiği, maişet derdinin günden güne insanların bütün zamanını ve zihnini
meşgul ettiği böyle bir dönemde insanların on gün; vakti olmayanların ise daha
kısa sürelerle de olsa zikir, fikir, dua ve istiğfar maksadıyla böyle önemli
bir sünneti hayata geçirmeleri gerçekten takdire şayan bir ameldir. Aynı
zamanda bu durum Ramazan ayı için oldukça faziletli bir final anlamına da
gelir.
Ramazan ayının
sonuna doğru yaklaşırken, Ebû Hureyre (ra) ile Efendimiz (sav) arasında geçen
Ramazan’la ilgili latif bir hadise vesilesiyle önemli bir vazifeyi daha
hatırlatmanın faydalı olacağı kanaatindeyim. Bu da sadaka-i fıtırdır.
Ebû Hureyre
(ra) hadisenin nasıl cereyan ettiğini şöyle anlatır:
“Resûlullah
(sav) beni Ramazan zekâtını (fıtır sadakasını) korumakla görevlendirmişti. Bir
gece birisi gelip yiyeceklerden avuçlamaya başladı. Onu yakaladım ve ‘Seni
Resûlullah’a götüreceğim.’ dedim. Adam: ‘Ben fakirim, ailem var, çok muhtacım.’
dedi. Ben de onu serbest bıraktım.
Sabah olunca
gayba aşina kılınan Resûlullah (sav) bana:
‘Dün geceki
esirin ne yaptı?’ buyurdu.
Ben de: ‘Ya
Resûlallah! Çok muhtaç olduğunu söyledi, ben de bıraktım.’ dedim.
Efendimiz:
‘O sana yalan
söyledi; fakat tekrar gelecek.’ buyurdu.
Onu bekledim ve
yine yakaladım. Bu sefer bana dedi ki:
‘Sana Allah’ın
fayda vereceği bir şey öğreteyim.’
‘Nedir o?’
dedim.
‘Yatağına
girdiğinde Âyetü’l-Kürsî’yi oku. O zaman sabaha kadar Allah tarafından seni
koruyan bir muhafız olur ve sana şeytan yaklaşamaz.’ dedi.
Ben onu yine
bıraktım.
Sabah Efendimiz
bana yine sordu:
‘Dün geceki
esirin ne yaptı?’
Ben de
söylediklerini naklettim. Peygamber Efendimiz bu sefer:
‘O sana doğru
söyledi; fakat o çok yalancıdır.’ buyurdu.
Sonra da:
‘Üç gecedir
kiminle konuştuğunu biliyor musun?’ diye sordu.
Ben: ‘Hayır.’
deyince:
‘O bir
şeytandı.’ buyurdular.”
(Buhârî,
Vekâle, 10)
Bu hadisten
çıkarılabilecek sonuçlardan biri, öncelikle Âyetü’l-Kürsî’nin fazileti ve
yatarken okunmasının önemidir. İkinci olarak ulaşılması gereken netice şeytanın
bile kendisinden korunma adına Âyetü’l-Kürsî’nin okunmasını tavsiye etmesidir
ki, Ramazan ayında nazil olmaya başlayan Kur’an’ın şeytanın maddî ve manevî
tesirlerinden korunmak için müminler açısından ne kadar önemli bir kalkan ve
sığınak olduğunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
Konumuzla
ilgili olarak varmamız gereken önemli sonuçlardan biri de Ramazan ayında
sadaka-i fıtırın verilmesinin ne kadar mühim bir vazife olduğudur. Düşünün ki
Efendimiz (sav) bununla bizzat ilgilenmekte ve toplanan sadakaları bir yerde
muhafaza altına almaktadır. Bayramdan önce onları fakir, fukara ve muhtaçlara
dağıtarak onlara ikinci bir bayram yaşatmayı hedeflemektedir. Onu koruması için
de en faziletli sahabelerden biri olan Ebû Hureyre’yi görevlendirmektedir.
Bu vecibenin,
herhangi bir mazeret olmadıkça Ramazan ayı içinde yerine getirilmesinin şart
kılınmış olması da üzerinde düşünülmesi gereken oldukça manidar bir husustur.
Müminlere emredilen bu vazifede, emir bir esas olmakla birlikte pek çok
hikmetin gözetildiği de açıktır.
Rahmet ayı olan
bu ayda müminlerin günahlarından arınmak için tövbe kurnalarına koşmaları,
oruçlarına zarar gelmemesi için kavga, gürültü, gıybet ve dedikodudan uzak
durmaları, güzel ahlâkı kazanmaya çalışmaları, içlerindeki kin, nefret ve
cimrilik gibi kötü huylardan kurtulmaları, Allah’ın kendilerine verdiği sağlık,
sıhhat ve hayat nimetlerine şükretmeleri ve bunun bir ifadesi olarak da fıtır
sadakası vermeleri, Ramazan’ı bu finalle taçlandırmaları, gayet isabetli bir
davranış olacaktır.
Fıtır
sadakasının emredilmesinden murat edilen hususlardan biri de –Allah daha iyi
bilir– müminlerin affa mazhar olma liyakatini kazanarak hem kendilerine hem de
fakir fukaraya bayram sevinci yaşatmalarına vesile olmalarıdır.
Buradan fıtır
sadakasının işlevine dair çıkarılması gereken bir başka ders daha vardır:
Sadaka-i fıtır, şeytanın en önemli faaliyetlerinden biri olan insanlar arasına
kin, nefret ve düşmanlık tohumları ekme girişimlerine (Mâide Suresi, 5/91) mani
olacak amellerden biridir. Ramazan’da verilen fıtır sadakası bu misyonu ile
onun oyununu bozmakta, adeta çanına bir çomak sokmak anlamına gelmektedir. Bu
da şeytanın tabiri caizse çileden çıkmasına vesile olmaktadır. Çünkü sadaka-i
fıtır, sosyal hayatta insanlar arasındaki sevgi-saygıyı, şefkat ve merhameti,
birlik ve beraberliği güçlendirmektedir.
Evet, Ramazan-ı
Şerif’i kâmil manada değerlendirmek bir bütün olarak kabul edilirse bu bütünün
önemli bir parçası da fakir fukarayı gözetmek ve onları sevindirmektir. Buna
vesile olacak en güzel amellerden biri de sadaka-i fıtırdır.
Sadaka-i fıtır
hakkında daha fazla bilgi edinmek için aşağıdaki bağlantılardan istifade
edilebilir.
● https://herkul.app/bamteli/ramazan-ve-infak
● https://www.youtube.com/results?search_query=Ahmet+kurucan+sadaka-%C4%B1+f%C4%B1t%C4%B1r
● https://www.wiseinst.org/icerik/13751/bayrama-hayatta-ulasmanin-sadakasi-fitre-osman-karyagdi/
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ORHAN KESKİN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

TÜRKMEN TERZİ

ABDULLAH AYMAZ

Adalet Bakanı'nın tapu kayıtlarını sorgulayan müdü...

Muhittin Böcek birşeye mi zorlanıyor? Akın Gürlek,...

Yatırım altın ve konuttan, faiz ve borsaya kayıyor

Dogalgaz ve Elektiriğe Nisan ayında zam yolda mı?

ABD paraşütçü birliklerin Ortadoğu'ya doğru yola ç...


