Rusya, AKP’nin 15 Temmuz söylemine inanmadı

15 Temmuz 2016’nın üzerinden on yıl geçmesine rağmen o gecenin sırları ve onlarca soru halen çözülmüş değil. AKP hükümeti ve Erdoğan rejimi tarafından kontrol edilen devlet organları, çok yönü ile kurgu olduğu ortaya çıkartılmış bir resmi söylem üzerinde ısrar ediyor. 15 Temmuz’dan çok uzun zaman önce planlanmaya başlandığı yine AKP’liler tarafından itiraf edilen bu kaosta yaşananlar ve sonrasındaki gelişmeler hakkındaki resmi açıklamalara elbetteki dünya inanmadı. Rusya’da da Kremlin ya da Dışişleri Bakanlığı gibi önem arzeden kurumlar, Ankara’nın iddia ettiği gibi, Hizmet Hareketi ya da Fethullah Gülen Hocaefendi’yi suçlayıcı tutuma girmedi. Yani özetle Rusya, AKP’nin 15 Temmuz söylemine inanmadı.
Türkiye’deki gelişmelere ilgisi olan ve Türkçeyi iyi bilen ve 15 Temmuz 2016'da halen hayatta olan Liberal Parti Başkanı Vladimir Jirinovskiy, devlet televizyon kanalı Rusya 1’de (РОССИЯ 1), canlı yayında, spikerin “iddia edildiği gibi bu darbenin arkasında Gülen’mi var?” sorusuna, “birincisi bu bir darbe değil, bu olsa olsa bir tiyatro gösterisi… Şunu bilin Türkiye’nin darbe tecrübesi vardır..; ikincisi ise İstanbul’da kar yağsa Gülen’den bilecekler” demişti.
Haziran 2017’de ‘The Putin Interviews' (Putin Röportajları) belgesel filmi için ABD'li yönetmen Oliver Stone'a demeç veren Putin, 15 Temmuz'a ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’nin darbe girişiminde yer aldığını hiçbir zaman bana söylemedi (hatırlanacağı üzere, Türk kamuoyuna Erdoğan darbenin arkasında ABD var demişti). Ben burada şu mantıksal çıkarımı yapıyorum: Eğer Gülen, gerçekten de darbe girişiminde yer alsaydı, (alabilir mi alamaz mı) ki bu konuda benim bir fikrim yok, o zaman ABD istihbarat güçlerinin olup bitenlerden haberdar olmamasını tasavvur etmek çok zor."… ABD'li yönetmen Oliver Stone'un 'The Putin Interviews' isimli belgesel filmi Showtime kanalında 4 bölüm halinde yayınlandı.
Erdoğan, konumunu güçlendirmek için planladı
15 Temmuz sonrası süreç ve Akıncı davasında kararların açıklanması (Kasım 2020) detaylıca Rus basınında ele alındı. Rusya’da önde gelen yazılı basın kuruluşu VZGLYAD gazetesi, mahkemenin Temmuz 2016'da sanıkların müebbet hapis cezasına çarptırılmasına ilişkin kararı yorumlandı. Güncel Orta Doğu Araştırma Merkezi Başkanı Türkolog Gumer İsaev’in VZGLYAD gazetesine verdiği demeçte, 15 Temmuz 2016’da yaşananların, Erdoğan’ın kendisi tarafından, konumunu güçlendirmek için uydurulduğu ve bizzat kendi bilgisinde planlanarak sahnelendiği iddia ediliyor.
İsaev, ”2016 olaylarından sonra, muhalifler güç kullanılarak baskı altına alındı ve silindir gibi ezildi. Dolayısıyla bugün Erdoğan ülkenin siyasi yaşamında tekel olmaya devam ediyor. O günlerde kendi konumunu güçlendirmek ve ülkedeki tüm muhalefeti temizlemek için bir bahane bulma adına bu darbe "sahnelendi" dedi. İsayev, 2016 olaylarından sonra, "sadece ordu değil, aynı zamanda tüm muhalif güçler kontrol altına alındı. Darbeleri önleme bahanesiyle toplumda geniş çaplı bir tasfiye yaşandı. Hala bu olaylara karışmaları şüpheli olan çok sayıda insana nasıl zulmedildiğini gözlemliyoruz. Tüm bunlar toplumun zımni rızasıyla oluyor ve insan hakları savunucularının tepkisine neden olmuyor” dedi.
Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan çok önce haberdardı
Rus gazetecilerden Sergey Denisenko Pravda gazetesinde, 15 Temmuz'un birinci yıldönümünde (Temmuz 2017’de) yaşananların değerlendirmesini ve Türkiye’de son dönemde yaşanan gelişmeleri ele aldı. Pravda gazetesindeki köşesinde yazar şu yorumları yapıyor: “15 Temmuz darbe girişiminin birinci yıldönümü kalabalık mitinglerle kutlandı. Erdoğan, Ankara ve İstanbul’da halkın karşısına çıkarak, komplocu oldukları iddia edilen akademisyenler, gazeteciler ve kamu çalışanlarına yönelik operasyonların devam edeceğini söyledi. Darbe girişiminin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen Türk hükûmeti, bu girişimi kimin ve neden kurguladığına dair sorulara cevap veremedi. Erdoğan ısrarla Fetullah Gülen ve onun takipçilerini suçlamaya devam ediyor. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın, darbeden çok önce haberdar oldukları ancak bir şey yapmadıklarına ilişkin tartışmalar ise sürüyor”.
Dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, ‘Kontrollü darbe’ olarak tanımlamaya devam ettiğini yazan Denisenko, “Türkiye’de 15 Temmuz gerçeği, görünenden çok daha koyu renkte. Aslında bu durum, 1980’deki askeri darbeden hemen önce Türkiye’deki durumu hatırlatıyor. Halk ikiye ayrılmış durumda ve giderek otoriterleşen Erdoğan’la diyalog kuracak bir imkan bulunmuyor. Bu durum 16 Nisan referandumundan sonra oluştu ve Erdoğan Türk siyasi yapısını değiştirerek bütün gücü elinde topladı. Erdoğan ve AKP kitlesel bir ajitasyon gerçekleştirirken, muhalefetin ana akım medyaya erişim imkanını yok etti” ifadelerini kullanıyor.
CHP’nin o zamanki çırpınışlarını yakından takip eden Denisenko, ülkedeki istikrarsızlığın artmasını şu şekilde anlatıyor: “Anamuhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Gandi rolüne bürünerek Ankara’dan İstanbul’a başlattığı yürüyüşe onbinlerce insan katıldı. İnsanlar hak ve hürriyetlerini savunmak ve diktatörlük politikalarına karşı durmak için onunla beraber yürüdü. Yürüyüş bir milyondan fazla insanın katıldığı mitingle sona erdi. Ancak Erdoğan, halkın kendisi hakkında ya da onun iç ve dış politikaları hakkında düşündüklerini umursamıyor. O, Suriye sorununun içine daldığından beri durumu şiddetlendirdi. Seksen sandalyeden oluşan ılımlı bir Kürt partisinin ortaya çıkması nedeniyle partisinin çoğunluğu kaybettiği 2015 parlamento seçimlerinden sonra Kürtlere karşı olan bakışını da tamamen değiştirdi. Cumhurbaşkanı, Kürtlere sırt çevirdi, onlarla tüm görüşmeleri durdurdu. Bir şekilde terörizmde hızlı bir artışa neden oldu. Ülke içindeki durumu daha da istikrarsız hale getirdi”.
15 Temmuz neden sadece Erdoğan'ı güçlendirdi?
15 Temmuz'dan 5 yıl sonra, 18 Temmuz 2021 tarihinde, Rusya’nın devlet haber ajansı RİA Novisti, ‘Bir dönüm noktası; Askeri Darbe girişimi neden sadece Erdoğan'ı güçlendirdi?’ başlıklı analiz yayınladı. Ria Novosti makalesinde, 250 den fazla kişinin öldüğü gecenin ardından hükümetin özel sektörde, orduda, mahkemelerde, üniversitelerde büyük bir tasfiye operasyonuna başladığı belirtiliyor. “Darbe, Erdoğan'ın etkisini güçlendirdi ve ihtiyaç duyduğu reformları gerçekleştirdi” deniliyor.
RIA Novosti, beş yılda Türkiye’de ne değişti sorusuna cevap ararken, 15 Temmuz'un Rusya’da 1991 yılında yaşanan darbe girişimine çok benzediğini iddia ediyor. “Erdoğan, darbeyi "Tanrı'nın bir lütfu" olarak nitelendirdi. Darbeden sonra, hayalini kurduğu başka bir ülke kurmaya başladı. Erdoğan döneminde ordunun siyasi yaşam üzerindeki etkisi gözle görülür şekilde azaldı. AB ve ABD, isyan girişimini kınasalar da, darbenin hemen ardından başlayan büyük çaplı tasfiyeler karşısında çileden çıktılar. Binlerce kişi ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Sivil insanlar kitlesel olarak güvenilmez olarak kabul edildi, yüzlerce eğitim kurumu kapatıldı. Birçoğu yargılanmadan veya soruşturma yapılmadan gözaltına alındı. Gülencilerle bağlantıları olduğundan şüphelenilen binlerce memur, hakim, öğretmen ve gazeteci tutuklandı. Ülke, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana en büyük değişiklikleri yaşadı. Nisan 2017'de yapılan referandumda anayasayı değiştirmeye karar verdiler. Devlet, parlamenter hükümetten cumhurbaşkanlığı hükümet biçimine geçti. Bu, Erdoğan'ın neredeyse sınırsız yetkiye sahip olduğu anlamına geliyordu: bağımsız olarak bir hükümet kurma ve parlamentoyu feshetme hakkına sahip oldu, orduyu daha kolay kontrol altına aldı.”.
Elbetteki, Rus medyasında çıkmış bütün 15 Temmuz yorumlarını ya da Rus uzmanların bütün analizlerini buraya almak mümkün değil. Genel yaklaşımı görme açısından bazılarını aktarmış oldum. Fakat bitirirken, Aleksander Dugin’in Ankara’yı bilgilendirmesi konusuna değinmek istiyorum.
Rusya, TSK içindeki 15 Temmuz 'hareketliliğini' nasıl saptadı?
15 Temmuz hakkında açıklamalarda bulunan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in Ahval'e verdiği röportajın ikinci kısmında, Rusya'da Neo-Avrasyacılığın önemli destekçilerinden Aleksander Dugin’in 15 Temmuz'dan 2 gün önce Türkiye’ye geldiğini, TSK’daki hareketlilik bilgisini Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'e ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın danışmanlarına ilettiğini söyledi. Daha sonra, teyit ederek Aleksander Dugin ve ona yakın kişiler bu bilgiyi farklı platformlarda paylaştılar.
Röportajda Perinçek, “Rus devleti TSK içindeki hareketliliği nasıl saptıyor? Yabancı bir devlet ordunun içinden istihbarat alabiliyorsa, bu çok ciddi bir zaaf anlamına gelmiyor mu aynı zamanda?” sorusuna cevap veremiyor: “Onu ben bilemem. Bana şunu söyledi; Rus devleti Türk ordusu içinde bir hareketlilik saptıyor, o kadar. Ordunun içinden istihbarat mı alıyordur, başka araçları mı vardır, bilemiyorum ben” demekle yetindi.
Burada şu detaya odaklanmak gerekiyor: Birincisi Dugin, Kremlin değil, Kremlin’e yakın da değil. Türkiye’de Ergenekoncuların gereğinden fazla abarttığı bir akademisyen, profesör, sosyolog/filozof ve fikirleri ve temasları ile bazı görevleri yerine getirmiş figür. İkincisi, Dugin ve ekibi istihbarat ile irtibatlı olan, Rusya içinde farklı amaçlar için kullanılan, bazen parlatılan bazen ise pasif tutulan bir Rusya gerçeği. Bir dönem Ergenekoncu marjinal grup ile yakaladığı yakın temas, alternatif bir kanal olarak kullanıldı. Üçüncüsü Dugin, 15 Temmuz'dan iki gün önce Türkiye’de kendi muhataplarına bu bilgiyi paylaştıysa demekki Rus istihbaratı çok daha önce biliyordu. O günlerde Kremlin, Erdoğan gibi bir partnerini kaybet istemiyordu ve bundan dolayı uçak krizi gibi bir gerilimi bile Rusya sinesine çekti. (Türkiye’ye de ağır fatura çıkartıldı… ayrı bir konu). Yani, Türk ordusu içinde bazı hazırlıkları Rusya önceden tespit ettiyse, Dugin’den çok daha önce bu bilgiyi istihbarat kanalları üzerinden paylaşmışlardır. Çünkü o dönemde daha istikrarlı bir Ankara, Moskova için önem arzediyordu. Bu da gösteriyor ki Ankara’da Akar-Fidan gibi karar alıcılar 15 Temmuz gerçeğini biliyorlardı. Önlenmedi çünkü (ortaya çıkmış olan deliller ve mahkeme ifadeleri gösteriyorki) o hazırlıklar kendi kontrollerinde devam ediyordu.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ABDULLAH AYMAZ

ŞERİF ALİ TEKALAN

KADİR GÜRCAN











