Şevval'de Rövanş!

Okuma Süresi 7 dkYayınlanma Pazartesi, Nisan 6 2026
Paylaş
X Post


Yeni içişleri bakanının resmen göreve getirilmesi üzerinden aylar geçti. Ramazan rehaveti, bayram tatili ve İran krizi derken sayın bakanın fiilen işe vaziyet etmesi nedense biraz gecikti. İç ve dış meselelerin böylesine cıvıl cıvıl olduğu bir ortamda “Aramıza hoş geldin!” protokolü epey vakit almışa benziyor. Ziyaretçi trafiğindeki renkliliği anlıyoruz da memleket de hizmet bekliyor. Öyle değil mi?


Sayın Bakan geçtiğimiz hafta suskunluğunun acısını, hemen hemen her konuya değinerek çıkarmış ancak dişe tırnağa dokunur bir şey söylemiyor. Yeni trafik cezaları ve bunların tahsili konusundaki ısrarını pek anlayamadık. Nedense yeni bakan o konuda çok hassas. Kendisi için belirlenen minder sınırları herhalde ülkenin trafik sorunları ile çerçevelenmiş. Nerde o ayağına çizmeyi geçirip dağ tepe terörist kovalayan ya da sözümona şehiriçi mafya ve illegal suç örgütü oluşumları ile mücadeleyi elinden bırakmayan bakanlar?


İktidar partisinin Ramazan Programları çerçevesinde gerçekleştirdiği iftar ziyaretleri, sadece milletvekilleri için değil kabine üyeleri için de zorunluydu. O vesile ile olsa gerek içişleri bakanı da birkaç iftar ziyaretinde bulundu. Gittiği yerlerde aşr-ı şerif irad ettiğine şahit olmadık ancak, veliaht olarak ismi geçen First Family mensubu delikanlının sahur sonrasında kıraat denemeleri sosyal medya dolaşımına girdi.


Bir aydır ABD, İsrail-İran krizinin kanlı canlı ve heyecan verici gelişmelerini takip ederken Türkiye'nin yerli dizilerini andıran renksiz iç siyasetini özledik desek yalan olur. İyi ki bazıları gibi iç gündemde boğulup dışarı ile ilişkimizi kesme gafletine düşmemişiz. Bu konudaki Pirimiz Mevlana; “Cân haberdâr olmaktır” diyor!


Dışarıdan habersizliğin en kötü tarafı, yerli basının içinde yuvarlandığı abes işlerde kaybolup, paralel evrenin ütopyalarına gömülmek gibi hala tedavisi bulunamayan akli zaafları beraberinde getiriyor. Başlarındaki lideri kutsayınca, onun içinde bulunmadığı ya da küme düştüğü durumlarda ne yapacaklarını şaşırıyorlar.


Türkiye'de dış siyasetle meşgul gibi görünüp iç siyaset dizaynını oldu-bittiye getirmek alışılmış, bayat ve kalitesiz siyaset tecrübelerindendir. Muhalefeti hizaya getirmek ve hatta bütün aykırı sesleri sindirip seçime tek başına girmek hevesi önü alınmaz bir hırs haline geldi. Yeni Adalet Bakanı'nın mal varlığı ortaya dökülünce kaç zamandır sürdürülen yerel idareleri sindirmenin son halkası işleme konuldu. Güya Adalet Bakanı'nın kulağına “Cevap verme, bekle!” denesiymiş! Yani Ramazan boyunca dişini sıkan iktidar, Şevval ayının ilk gününden itibaren muhalefetin seçim ile aldığı belediyelere yerli yapım polisiye operasyonları ile çökmeye hız verdi.


İyi de, Adalet Bakanı'nın şuyuu vukuundan beter mal varlığı bizzat resmi rakam ve belgelerle kamuoyu ile paylaşıldı. Unutulup es geçilmesi biraz zor olacak. Sükutun, suçu kabullenmenin bir alameti olduğunu eski savcı, yeni Adalet Bakanı'ndan daha iyi kim bilebilir?


Kendilerinden bir şey beklenipte “Cevap verme, bekle!” denilen sadece Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı değil elbette. Kabinenin amiral gemisi gözü ile bakılıp bütün beklentileri boşa çıkaran ekonomi bakanı çareyi herkese küsmekte buldu. Ekonomideki çöküşe her seferinde dış müdahale ve sıradışı bahaneler bulmaktan o da bıktı. Ekonomik krizin luzumsuz savaş ve savunma harcamaları olduğunu söyleyecek bir inisiyatifi hiç olmadı ve bunu da herkes biliyor. İran örneğini bu gözle okuyacak bir feraseti olduğunu düşünmüyoruz. Hazineden bir hafta içinde buharlaşan 22 milyar doların cevabını vermek gibi küçük ayrıntılar üzerinde durmayı hiç sevmiyor. 


İçişleri Bakanı trafik cezaları ile mesai dolduruyor. Adalet Bakanı kötü sicilinin altında ezilmekten “Acele etme!” can simidi ile kurtulmayı bekliyor. Zincirlerinden boşalan ekonominin nerede duracağı ile alakalı kimsenin bir fikri yok. Saray ve kabine bütün bu açmazları seçimde kaybettiği belediyeleri geri alarak çözeceğine inanmış. Ramazan'ı zor çıkardılar. Şevval rövanşı bu yüzden erken başladı.


İnsan Ramazan'ı iyi geçirdiğini nasıl test eder? Eskiler bu kadim soruyu yılların dini tecrübesi ile cevaplarlar. İnsan, Ramazan'da elde edilen kazanımları sene boyunca devam ettirilebildiği ölçüde geçmiş Ramazan'ı iyi geçirdiği konusunda kendisini kazançlı sayabilir. Ramazan kazanımlarını(!) Şevval'in ilk günlerinde tüketen Saray'ın senenin kalan aylarını geçirmesi biraz çileli olacak gibi görünüyor