Tel tel dökülen karizmalar!

Okuma Süresi 7 dkYayınlanma Pazartesi, Mart 9 2026
Paylaş
X Post


Türkiye'nin coğrafik konumuna ait nezaketi anlama konusunda kronik saplantıları var ve bu yeni bir şey de değil. Mevcut iktidarda ise bu arızalar daha da belirgin. Asıl mesele oyunda yer kapmak değil, durumun nezaketini kavrayıp ona göre uzun süreli stratejiler geliştirmekte gizli. Bölge diken üstünde iken, hala ne kadar önemli ve vazgeçilmez oldukları takıntısı ile karizmayı dik tutma derdindeler.

 

Liderliğin bütün becerisini şahsi karizmaya yükleyince sonucun böyle olması kaçınılmaz. Sekseni devirmiş devrim liderleri ve kendilerince karizmanın zirvesinde duranlar bile helalleşip elveda diyemeden “keen-lem yekün” oluverdiler. Yakın çevremizde karizmaların tel tel döküldüğüne şahit oluyoruz. Aman şöleni kaçırmayalım.

 

Yakın tarih itibariyle yanlış öngörü, tahmin ve siyasi kehanetler açısında mevcut iktidar ilk sırayı işgal ediyor. Suriye'de, Mısır'da, Filistin'de, Libya'da ve son olarak da İran'da yanıldı. Bu kadar hatadan sonra bölgede “Seyirci değil, baş aktörüz!” avunmalarının takdiri okuyucuya ait. İran'dan fırlatılan füze hasbelkader NATO'nun radarına yakalanmasaydı şu an Ankara'nı göbeğine düşen “dost füzesi” ni konuşacaktık. Onca yıldır İran-Ankara arasında mekik dokuyan duygusal siyasilerimiz demek ki boşuna gidip gelmişler.

 

Geçtiğimiz hafta dünyanın bir çok ülkesi Ortadoğu'da bir süredir mayalanmaya başlayan hareketlenmeyi zamanında okuyup, hiç vakit kaybetmeden vatandaşlarını İran ve bölge ülkelerini acilen terk etmeleri gerektiğine dair uyardılar. Ardından uçak seferlerini askıya aldılar. Erken teşhis ve tanı bir çok hastalık için hayati önem taşımıyor mu? Vatandaşına değer vermek ve önce “Yangından ilk kurtarılması gerekenler!” ile işe başlamak ihmale tahammülü olmayacak bir manevra. Yani gelişmiş bir devlet aklı.

 

Mevcut iktidar “Dediğim dedik!” takıntılarında haklı çıkmak için takviye vitaminler alıyor. Ağır bedeller ödeme pahasına, muhalif medyadan gelen haklı ve yerinde uyarılara kulak tıkamayı kuru bir inat değil dik duruş zannetmeleri bu yüzden. ABD'nin İran Operasyonu'ndan bir gün önce basına yansıyan “Türk Hava Yolları İran'a uçuşlarını durdurdu!” haberine fazla içerlediler. Akl-ı selim ile davranıp tedbir alma yerine “Yok öyle bir şey kardeşim! Nereden çıkarıyorsunuz? Ana Muhalefet Partisi'nin oruç beynine vurmuş!” savunması tipik iktidar reflekslerinden. Tabii ikindi namazını müteakip kalkan cenaze namazından sonra Türk Hava Yolları İran'a uçuşlarını durdurduğunu açıkladı. İktidar medyası da bunu Saray'ın kazanım hanesine kaydetti.

 

Sayın Cumhurbaşkanı'nın ülke çıkarları konusunu kendi ile özleştirmesi hata risklerini artırmakla kalmıyor maliyeti ağır neticeler de doğuruyor. Suriye krizi döneminde alınan S-400'ler bunlardan sadece bir tanesi. Neredeyse sekiz yıldır hangarlarda bekletilen zamansız savaş yatırımı, nedense medya esnafının aklına düştü. Şimdi “S-400'leri almakla ne kadar akıllılık etmişiz!” diye seviniyorlar ama, çalışıp çalışmadığı konusunda kimsenin malumatı yok.

 

Arap ülkeleri ile olan ilişkilerin limoniliğini bir kenara bırakalım ancak, İran'ı çat-kapı komşusu olarak gören hükümet üyelerinin İranvari sakal imaj denemeleri son gelişmeler karsısında hiç işe yaramadı. İran'ın agresif tavırları karşısında biz olsak o sakalları keserdik. Daha kötüsü Sayın Cumhurbaşkanı'nın hafta başında “Safımız belli” diyerek belirlediği şahsi konum da İran'dan gelen adresi belli füze ile zedelenmiş oldu. Bereket versin İran Cumhurbaşkanı gibi bizim Cumhurbaşkanı'nın da sakalı yok.

 

İktidarın ihmal ettiği ya da geciktirdiği istihbarat boşluğunu, Saray medyasında köşe tutan eski asker, emekli istihbarat elemanı ve komplo teorilerini pazarlamaya bayılan üçüncü sınıf medya yüzleri doldurdu. Öyle ki, ülkenin istihbarat stratejisini anlamaktan aciz ümmi takım, CIA'nin bölge hakkındaki hedef ve gayelerini köşelerine taşıyorlar. Onlara göre her şeyin joker-komplo teorisi Büyük Ortadoğu Projesi (BOP). Bu projenin demir çekirdeği petrol idi. An itibariyle ABD ve İsrail ucuz olmasına rağmen İran petrollerine talip değil. Şu an onların için asıl mesele güvenlik.

 

Bölgede yer yerinden oynarken, eğer varsa BOP'nin A'sından Z'sine tekrar değiştiğine şahit oluyoruz. Yıllardır ağır ekonomik yaptırımları aşmaya çalışan İran, okyanusta gezen petrol tankerlerine güvenli bir pazar bulamıyor. Yarım asırlık devrimin sembolü olan karizmatik lider kadrosunun devrileceği kimin aklına gelirdi. İran'ın kendini toparlaması epey bir zaman alacağa benziyor.

 

Mevsimin bahara döndüğü Mart ayı'nda bazılarının sert kış havasına uyanacağı kimin aklına gelirdi. Ecel gelince baş ağrısı bahane oluyor, vesselam!