Tel tel dökülen karizmalar!
Türkiye'nin
coğrafik konumuna ait nezaketi anlama konusunda kronik saplantıları var ve bu
yeni bir şey de değil. Mevcut iktidarda ise bu arızalar daha da belirgin. Asıl
mesele oyunda yer kapmak değil, durumun nezaketini kavrayıp ona göre uzun
süreli stratejiler geliştirmekte gizli. Bölge diken üstünde iken, hala ne kadar
önemli ve vazgeçilmez oldukları takıntısı ile karizmayı dik tutma derdindeler.
Liderliğin
bütün becerisini şahsi karizmaya yükleyince sonucun böyle olması kaçınılmaz.
Sekseni devirmiş devrim liderleri ve kendilerince karizmanın zirvesinde
duranlar bile helalleşip elveda diyemeden “keen-lem yekün” oluverdiler. Yakın
çevremizde karizmaların tel tel döküldüğüne şahit oluyoruz. Aman şöleni
kaçırmayalım.
Yakın
tarih itibariyle yanlış öngörü, tahmin ve siyasi kehanetler açısında mevcut
iktidar ilk sırayı işgal ediyor. Suriye'de, Mısır'da, Filistin'de, Libya'da ve
son olarak da İran'da yanıldı. Bu kadar hatadan sonra bölgede “Seyirci değil,
baş aktörüz!” avunmalarının takdiri okuyucuya ait. İran'dan fırlatılan füze
hasbelkader NATO'nun radarına yakalanmasaydı şu an Ankara'nı göbeğine düşen
“dost füzesi” ni konuşacaktık. Onca yıldır İran-Ankara arasında mekik dokuyan
duygusal siyasilerimiz demek ki boşuna gidip gelmişler.
Geçtiğimiz
hafta dünyanın bir çok ülkesi Ortadoğu'da bir süredir mayalanmaya başlayan
hareketlenmeyi zamanında okuyup, hiç vakit kaybetmeden vatandaşlarını İran ve
bölge ülkelerini acilen terk etmeleri gerektiğine dair uyardılar. Ardından uçak
seferlerini askıya aldılar. Erken teşhis ve tanı bir çok hastalık için hayati
önem taşımıyor mu? Vatandaşına değer vermek ve önce “Yangından ilk kurtarılması
gerekenler!” ile işe başlamak ihmale tahammülü olmayacak bir manevra. Yani
gelişmiş bir devlet aklı.
Mevcut
iktidar “Dediğim dedik!” takıntılarında haklı çıkmak için takviye vitaminler
alıyor. Ağır bedeller ödeme pahasına, muhalif medyadan gelen haklı ve yerinde
uyarılara kulak tıkamayı kuru bir inat değil dik duruş zannetmeleri bu yüzden.
ABD'nin İran Operasyonu'ndan bir gün önce basına yansıyan “Türk Hava Yolları
İran'a uçuşlarını durdurdu!” haberine fazla içerlediler. Akl-ı selim ile
davranıp tedbir alma yerine “Yok öyle bir şey kardeşim! Nereden çıkarıyorsunuz?
Ana Muhalefet Partisi'nin oruç beynine vurmuş!” savunması tipik iktidar
reflekslerinden. Tabii ikindi namazını müteakip kalkan cenaze namazından sonra
Türk Hava Yolları İran'a uçuşlarını durdurduğunu açıkladı. İktidar medyası da
bunu Saray'ın kazanım hanesine kaydetti.
Sayın
Cumhurbaşkanı'nın ülke çıkarları konusunu kendi ile özleştirmesi hata
risklerini artırmakla kalmıyor maliyeti ağır neticeler de doğuruyor. Suriye
krizi döneminde alınan S-400'ler bunlardan sadece bir tanesi. Neredeyse sekiz
yıldır hangarlarda bekletilen zamansız savaş yatırımı, nedense medya esnafının
aklına düştü. Şimdi “S-400'leri almakla ne kadar akıllılık etmişiz!” diye
seviniyorlar ama, çalışıp çalışmadığı konusunda kimsenin malumatı yok.
Arap
ülkeleri ile olan ilişkilerin limoniliğini bir kenara bırakalım ancak, İran'ı
çat-kapı komşusu olarak gören hükümet üyelerinin İranvari sakal imaj denemeleri
son gelişmeler karsısında hiç işe yaramadı. İran'ın agresif tavırları
karşısında biz olsak o sakalları keserdik. Daha kötüsü Sayın Cumhurbaşkanı'nın
hafta başında “Safımız belli” diyerek belirlediği şahsi konum da İran'dan gelen
adresi belli füze ile zedelenmiş oldu. Bereket versin İran Cumhurbaşkanı gibi
bizim Cumhurbaşkanı'nın da sakalı yok.
İktidarın
ihmal ettiği ya da geciktirdiği istihbarat boşluğunu, Saray medyasında köşe
tutan eski asker, emekli istihbarat elemanı ve komplo teorilerini pazarlamaya
bayılan üçüncü sınıf medya yüzleri doldurdu. Öyle ki, ülkenin istihbarat
stratejisini anlamaktan aciz ümmi takım, CIA'nin bölge hakkındaki hedef ve
gayelerini köşelerine taşıyorlar. Onlara göre her şeyin joker-komplo teorisi
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP). Bu projenin demir çekirdeği petrol idi. An
itibariyle ABD ve İsrail ucuz olmasına rağmen İran petrollerine talip değil. Şu
an onların için asıl mesele güvenlik.
Bölgede
yer yerinden oynarken, eğer varsa BOP'nin A'sından Z'sine tekrar değiştiğine
şahit oluyoruz. Yıllardır ağır ekonomik yaptırımları aşmaya çalışan İran,
okyanusta gezen petrol tankerlerine güvenli bir pazar bulamıyor. Yarım asırlık
devrimin sembolü olan karizmatik lider kadrosunun devrileceği kimin aklına
gelirdi. İran'ın kendini toparlaması epey bir zaman alacağa benziyor.
Mevsimin
bahara döndüğü Mart ayı'nda bazılarının sert kış havasına uyanacağı kimin
aklına gelirdi. Ecel gelince baş ağrısı bahane oluyor, vesselam!
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ORHAN KESKİN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

TÜRKMEN TERZİ

ABDULLAH AYMAZ

Adalet Bakanı'nın tapu kayıtlarını sorgulayan müdü...

Muhittin Böcek birşeye mi zorlanıyor? Akın Gürlek,...

Yatırım altın ve konuttan, faiz ve borsaya kayıyor

Dogalgaz ve Elektiriğe Nisan ayında zam yolda mı?

ABD paraşütçü birliklerin Ortadoğu'ya doğru yola ç...






