Tiflis Metropolitan Başpiskoposu

Okuma Süresi 7 dkYayınlanma Salı, Mart 17 2026
Paylaş
X Post
Tiflis Metropolitan Başpiskoposu

         4 Mart 2026 Çarşamba akşamı iftar yemeğinde Berlin’deki Okulumuzun yemekhanesinde, Tiflis Metropolitan  Başpiskoposu Prof. Doktor  Malkhaz Songulashvili,  konuşmasını yaparken Kur’an’dan bir âyeti  aslî şekliyle Arapça  olarak telaffuz etti. Dikkatleri çekti.




       

         ftardan sonra kendisiyle bir görüşmemiz oldu. Kendisi dinî bir lider olduğu gibi, aynı zamanda üniversitede ders veren bir bilim adamı olan Malkhaz Songulashvili, Berlin’deki HOUSE  OF  ONE’ın  Gürcistan Temsilcisi… Hizmet’in ayrı ayrı anlayış, inanış ve çeşitli ırklar arası diyaloga vesile oluşunu takdirle ifade etti.

         Üstad Bediüzzaman Hazretlerini ve Fethullah  Gülen Hocaefendiyi bilen bu zâta, Üstad’ın  “Dini, din için sevenler’in bir araya gelmesi gerektiğini” söyledim. Bilhassa Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarının Avrupa’da meydana gelişi ve Birincisinde 18 milyon insanın ölmesi, İkincisinde daha fazla insanın ölmesi insanları, dini sorgulamaya sevk etti. Onun için Bediüzzaman, “Karşımda bir inkâr yangını var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde imanım ve evladım tutuşmuş yanıyor. Ben bu yangını söndürmeye koşuyorum…” diyor.  Aynı şekilde “insanlık kalesinin de bin seneden beri sağından solundan yaralanmış olduğunu ve kalenin tamir edilmesi gerektiğini, Hizmet’in de bu tamir işinde gayret göstermesi gerektiğini söylüyor. Ayrıca dünya çapındaki bu inkârın, bütün semâvî din mensuplarının beraberce çalışmasıyla önlenebileceğini ifade ediyor.” dedim.  Zaten bir piskopos olarak Dr. Malkhaz, aynen Berlin’deki “House of One” gibi Tiflis’teki cami, sinagog ve kiliseyi aynı çatı altında buluşturan  “Barış Katedrali”nden selam getirmişti. Onun için aynı şekilde düşündüğünü dile getirdi.

         Sonra kendisine ben, on seneler önce Yunanistan’daki Aynoroz Adasındaki Ortodoks Manastırlarını ziyaret ettiğimi, üç gün kaldığımı, sadece sabah akşam çorba zeytin-peynir-ekmek yendiğini; haftada sadece Pazar günleri balıktan başka hiç et yenmediğini; bizim gece teheccüd namazına kalktığımızı bu sırada onların da dua ve ilahilerle ibadet ettiklerine şâhit olduğumuzu söyledim. “Beş, beş buçuk saat sürüyordu. Akşam ibadetleri de öyle…” dedim.

         Son gün Yunanlılara ait manastırın en üst görevlisiyle görüştük. Bana dedi ki: “Biz Türkiye’nin Avrupa Birliğine girmesini istiyoruz. Geçenlerde Gürcistan’ın Patriki ile görüşmüştük. O, Mısır’a gittiğinde, Kâhire’de beş vakit ezan okunduğunu, Müslümanların beş vakit camileri doldurduklarını  öğrenince, aslında bizde de yedi vakit ibadet var. Ama biz bütün toplu ibadetleri sadece Pazar gününe hasrettik. Onun için Gürcistan’a dönünce, ben her gün yedi vakitte okunacak duaları hazırlayıp tamim ettim. İnsanlar  kiliseye yedi vakit gitmeseler bile hiç olmazsa, yedi zaman diliminde Tanrıyı hatırlayıp dua etmelerini sağlamak istedim.’ Gürcistan Patriğinin bu sözlerini şöyle değerlendiriyorum. Eğer Türkiye olarak siz Avrupa’ya girer, camiler, mescidler açarsanız, Hıristiyanlar da kendi dinlerini hatırlar ve kiliselere gitmeye başlarlar, diye düşünüyorum.”

         Bunu aktarınca Prof. Dr. Malkhaz gülümsedi….

         Berlin’deki 4 Mart 2026  İftar yemeğine katılan Kültür Senatörü bu toplantı  ile ilgili görüşlerini hem de ayrı ayrı resimlerle büyük takdirle ifade etti:

Kültür ve Toplumsal Uyum Senatörlüğü Paylaşımı

House of One – Dinlerarası İftar

Din, siyaset ve sivil toplum temsilcileriyle birlikte Kültür Senatörü Sarah Wedl-Wilson, dün akşam Spandau’daki Wilhelmstadt Okulları kampüs yemekhanesinde düzenlenen House of One dinlerarası iftarına katıldı ve böylece diyalog ve toplumsal uyum için önemli bir mesaj verdi.

“Bugün burada kültürlerarası bir iftar vesilesiyle bir araya gelmemiz – farklı dinlerden, dünya görüşlerinden ve hayat hikâyelerinden insanların buluşması – güçlü bir işarettir. Bu, Berlin’de birlikte yaşadığımızın bir göstergesidir. Tüm zorluklara rağmen çeşitliliği bir zenginlik olarak gördüğümüzün işaretidir.”
— Sarah Wedl-Wilson