Tünelde gezinti

⏱ Okuma Süresi 13 dk•Yayınlanma Cumartesi, Ekim 17 2026
Paylaş
X Post
Tünelde gezinti



Seneler önce dizimde bir şişlik oluştu. MR (Magnetik rezonans) yapılması gerekiyordu. Ben de ilk defa MR’a girecektim. İlk zamanlarda MR’lar çok dar bir tünel gibi idi. İçine girince ruhum sıkıldı, kollarımı kıpırdatamıyordum, başımı sağa sola döndüremiyordum, hiçbir şey görünmüyor, ellerimi kenarlara vurdum, beni dışarı çıkardılar.


‘’Bu durum normal, çoğu insanda olabiliyor, merak etmeyin’’ dediler. İkinci sefer girdiğimde, Allah aklıma getirdi. Tünele girerken gözlerimi kapattım. İç alemimde, köyümüzün özellikle ilkbahardaki o çok güzel afyon çiçekli manzaralarını hayalen gezmeye başladım. O esnada yanımda beraber olduğum insanlarla yine hayalen birlikte konuştum. Ben böyle meşgulken ilgililer ‘’işlem bitti, çıkarıyoruz’’ dediler ve çıktım. 


Ne zaman bu ve benzeri  sıkıntılı bir durumda kalsam, veya gece uyuyamasam, aşağı yukarı aynı şeyleri yapıyorum. Gözlerimi kapatıyorum çok sevdiğim yerlerde dolaşıyorum, daha sonra ya dalıp gidiyorum, ya da rahatlıyorum. 

İşte aynen bunun gibi, insanın iç âlemini keşfetmesi, kendi kendisiyle bu şekilde konuşabilmesi, farklı sıkıntılara çözüm bulabilmesi için böyle bir düşünce ve yaklaşım da bir yoldur. İnsanın hayal dünyasında gezebilmesi, çok değişik şeyleri görebilmesi, hayal edebilmesinin sınırları yoktur. Bundan dolayı da bu sınırsız iç alemi iyi keşfetmek gerekir.


Bir canlı, bir insan olarak yaşadığımız maddi dünyada sınırlamalar vardır. Her şeyi yapamayız, her şeyi göremeyiz, her şeyi bilemeyiz, her konunun arka planını anlayamayız, ila ahir. Ama hayal dünyasına geçince, artık orada sınırlar ortadan kalkar. Hayalen her yere gidebiliriz, herkesle konuşabiliriz, her şeyi yapabiliriz, yani bir bakıma bu ikinci dünya olan hayal aleminde hiçbir sınır yoktur. Tabii ki gerçek alem ve hayal aleminin de kesiştiği yerler vardır. Allah rızasını kazanma endeksli, hayal aleminde düşündüğümüz, arzu ettiğimiz, öncelikle kendi nefsimizle ilgili güzel şeyler hayal edebiliriz. Daha sonra hayal edilen bu güzel şeyleri de gerçek  alemde pratiğe geçirmek için her türlü maddi manevi imkanlarımızı da zorlayıp hepsini olamasa bile bazılarını yaşayabiliriz, maddi alemde pratiklerini gerçekleştirebiliriz.

Bundan dolayı da, güzel, beklentisiz, Allah rızası için yapılmaya çalışılan gayretler yanında, iyi niyetli olmayan ve o zamana kadar da hiç hayırlı işler yapmamış insanlar için; “bizim yaptığımız ve yapmaya çalıştığımız bu işlere onun/onların hayali bile erişemez“ denir. Yani burada kastedilen, iyi niyetli olmayan, hep kendi menfaatini düşünen, hayırlı ve güzel işlere karşı çıkan, onların olmasını engelleyen kötü niyetli insanlar söz konusudur. Bu tip insanlar her devirde olmuştur, şimdi de oluyor, bundan sonra da olmaya devam edecektir. Ama aynı şekilde iyi niyetli, hadiseleri geniş bir perspektifle görebilen değerlendirebilen, insanlığın hayrına ve Allah rızasını kazanmaya matuf güzel hayaller kurabilen, onları gerçekleştirmeye çalışan insanlar da hep olagelmiştir, bundan sonra da olacaktır.


MR çekilirken dar bir tünele girildiğinde nasıl ki insan gözlerini kapatarak hayal aleminde gezdiğinde, o dar alemden bir an önce kurtulma fikri de birazcık ortadan kalkıyorsa, aynı şekilde insanların şahsi veya toplumla, insanlıkla ilgili sıkıntılarında da bu şekilde insanın biraz oksijen almasını, biraz rahatlamasını, biraz gerginliğini atmasını sağlayacak bu şekilde kapalı tünellere girme gibi durumlar gerçekleştirilebilir. Hayal aleminde geniş yerlerde gezebilme, güzel ve doğru insanlarla beraber olabilme, insanların iyiliği için onlara yardımda bulunma gibi düşünceler de yine insanı içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtarır. Bir diğer yandan da bu güzel işleri yapmaya vesile olabildiği gibi, aynı zamanda bir de insan, kendi kendine bu konuda çağrı yapmış olur.


İnsan, belli zaman dilimlerinde bu şekilde kendi kendisini sakin bir yere çekip gözlerini kapatıp, ben şu anda neredeyim, aileme, insanlara karşı, Hizmet’le ilgili ne gibi eksikliklerim var, kimlerle sıkıntılarım var gibi birçok konuyla ilgili kendi kendisine sorular sorup cevaplar verebilir. Böylece iç aleminde daha sonra yığılıp birikecek sorular oluşturulmadan, onlar tek tek çözülebilir, çözülmelidir de. Böylece insan rahatlar, yapacağı işleri daha şuurlu, daha bilinçli, daha faydalı olacak şekilde planlar ve yeni bir enerjiyle bir aksiyona geçer.


İnsanın sosyal statüsü, maddi durumu, adetleri, gelenekleri, görenekleri gibi birçok özellikleri vardır. Bunların hepsini de yine şuurlu bir şekilde iyiye, hayra, Allah rızasını kazanmaya yönlendirebilmesi ile, insan, hem bu dünyada, hem de öbür alemde kazanma kuşağında kaybetmemiş olur. Aslında insanın başına gelebilen yaşadığı her bir iyi ve faydalı şeyler , insana hem maddi, hem de manevi dünyasında kazançlar sağlar.

Bunlar yapılırken, bu güzel, faydalı, verimli, pratiğe geçirilebilecek yaklaşımlar, mutlaka insanın en yakınlarından başlayarak hemen herkese, uygun usul ve üsluplarda, zamanın ve mekânın dilini kullanarak, uygun doz ve dozajlarda anlatılarak paylaşılabilir. Böylece diğer insanlar da bu şekilde kazanma kuşağında kaybetmemiş olurlar. Bunun getirileri de, öbür alemde bize tekrar farklı kazançlar olarak Allah tarafından döndürülecektir.


İnsanın bu dünyada helal dairede değişik fırsatları değerlendirerek kazanma kuşağında elde edebileceği çok fırsatları ve imkanları vardır. Bu kuşakta kaybetmemek lazım. Çünkü bu hayat bir kere yaşanıyor, bütünlemesi yok, tekrarı yok. Her fırsatı değerlendirme, hayatı süzerek ve dikkatli yaşama, yaşayabilme, aklı başında her insanın yapması gereken çok önemli bir davranıştır.


İnsana kırmızı kart gösterilmeden, yani bu dünya hayatı bitmeden, mümkün mertebe bu kazanma kuşaklarının hepsinin çok iyi değerlendirmesi, aklı başında yine her insanı ilgilendiren bir konudur.


Bu hayat, hep menfi bakışlarla, yaklaşımlarla ve düşüncelerle yaşanırsa, o zaman da insan için tabiri caizse, daha öbür aleme gitmeden ve orayı görmeden, bu dünyada cehennem hayatını yaşamaya başlar. Böyle bir yaklaşıma asla girilmemelidir. Çünkü insan hayata bir kere gelir, 12’den vurma şansı bir kere verilir, çok yüksek puanlar kazanma fırsatları bir kere verilir ve bunların neticesinde de öbür alemde ona göre muamele edilir ve bu da yine bir kere olur.


Bu alemi bir oyun gibi görmemek gerekir. Çünkü bu dünya bir oyun yeri değildir, imtihan yeridir. Allah’a inanan insan, kendisine Kur’an’da ve Allah’ın cc Peygamberi sav tarafından bildirilen hadislerde neleri yapması ya da yapmaması, böylece neleri kazanacağı veya neleri kaybedeceği açık seçik bildirilmiştir. Yani sorular bellidir, cevapları bellidir. O zaman bu işin ciddi bir şekilde ele alınması, bu durumun diğer insanlarla, başta en yakınlarımız olmak üzere, herkesle paylaşılması da bu çerçevelerde çok büyük bir önem taşır. Çünkü böylece güzel puanlar kazanabilecek insanların bu puanları da onları teşvik eden, anlatan insanlara da aynen yazılacaktır.


Gelin durumumuzu bir daha gözden geçirelim. Hangi noktadayız, ne gibi eksikliklerimiz var? Acilen hayatımıza nasıl bir yön vermeliyiz? gibi soruları kendimize sorarak, buna göre Kur’an’ın kılavuzluğunda, güzel arkadaşların öncülüğünde önümüzü görerek gidersek inşallah her iki alemi de kazananlardan oluruz.


Ne dersiniz?