Türkçemiz

Uzun yıllar Risale-i Nur külliyatının anlaşılarak okunması içinde, içinde geçen kelimelerin kolayca anlaşılıp kavranılmasını sağlayacak bir yol, bir çare düşündüm. 1960’lı yıllarda teker teker her sayfada mânasını bilmediğimiz kelimeleri lügatlardan karşılıklarını bulup anlamaya çalışıyorduk. Bu sıkıcı ve yorucu bir yoldu.
Merhum büyük dayım Talip Yaman’ın köyümüzdeki kitapları arasında Nüvit
Özdoğru’nun 1960’larda yazdığı Türkçemiz isimli bir kitapla karşılaştım. Çok hoşuma gitti. Kelimeleri öğretmede, metot olarak ufuk açıcı idi. Hem kelime
öğretiyor hem aralara çok güzel okuma parçaları yerleştirerek bıkkınlık ve
sıkıcılığı kaldırıyor, hem de kelimeler
hakkında dünya çapında edebiyatçı ve lisan uzmanlarından faydalı bilgi ve
görüşler aktarıyordu. Ayrıca kelimelerin sadece mânalarını vermekle kalmıyor
onları yine meşhurların cümle içinde kullandıkları örnekleri de gösteriyordu.
Sonra, ayrı cümleler kurarak bazı
kelimelerin yerlerini nokta nokta boş bırakıyor ve okuyucunun siyak ve
sibakına bakarak doldurmasını istiyordu.
Bu husus, güzel ve eğlenceli bir öğretim
şeklidi.
Bazen de Osmanlıca kelimeleri celadetli,
haşmetli veya ince ve derin duyguları ifade eden ve hassasiyetleri dile
getiren kelimeler diye tasnife tâbi tutuyordu. Bu yolla uzun bir çalışma ile
çok hayırlı bir iş yapılabilirdi.
Bu arada Harun Tuncer’in “Titiz Bir Dilci Ve TÜRKÇEMİZ“ başlıklı yazısı karşıma çıktı. Harun bey diyor ki:
“Nüvit Özdoğru bir sanat ve edebiyat
adamı; aynı zamanda bir oyuncu (Ben onu Deli Yürek dizisinde gördüm. A.
Aymaz) Hatta nev’i şahsına münhasır azimli bir adam. Onun hayat
kronolojisine bakalım. Niyazi ve Zâhide çiftinin tek erkek çocuğu olarak
1925’te İstanbul’da dünyaya geldi. 1946’da Robert Koleji Edebiyat bölümünden mezun olan yazar
bir süre sonra eğitim için Amerika’ya gitti. Orada yedi yıl kaldı. Önce
Washington Devlet Üniversitesi ve ardından Wisconsin Üniversitesi’nin Dil, Hitabet ve Tiyatro Fakültelerinden yüksek
öğrenim ve ihtisasasını tamamladı. Askerliğini Kore Savaşı sırasında (1950-1953)
Güney Kore’de yaptı. Dil bildiğinden komutanlarının diğer müttefik ülke
komutanlarıyla olan münasebetlerinde tercümanlık görevi üstlendi. Vatani
görevinin ardından geçirdiği bir boğaz rahatsızlığı sebebiyle iki yıl
konuşamayacak derecede sıkıntı yaşadı. İşte bu TÜRKÇEMİZ kitabını da istirahatta geçirdiği bu iki yıl zarfında hazırladı.
Kendi ifadesiyle: “Hem kendi bilgimi
artırmak, hem de faydalı olmak
maksadıyla, günde ortalama 14 saat olmak
üzere iki yıl çalışarak binlerce gazete dergi ve kitaptan renkli misaller
tarayarak” yapmıştı bu çalışmayı.
Yazar iki yıl boyunca 6000 nüsha gazete, 10 bin sayfa dergi, 20 bin sayfa kitap okumuş ve rastladığı güç,
fakat önemli kültür kelimelerini,
cümleleri ile birlikte fişlere
not etmiş. Kitap, ‘Birinci Hafta, İkinci
Hafta vs. diye yedi bölüme ayrılmış her
bir bölümde yediye taksim edilmiş.
Yazarın maksadı haftanın her günü bir bölüm okunmak ve bellenmek suretiyle yedi haftada kitabın tamamlanması
ve sonunda okurun, bir çok kelime
öğrenmesi ayrıca o kelimelerin de kendisine yeni ufuklar açması…
** * *
Seneler sonra benim tekrar bu
mesele üzerine bunları yazmamın elbette bir sebebi… İnşallah onu da bir başka yazımda anlatmaya
gayret edeceğim.
Bu haberler de ilginizi çekebilir

ARİF ASALIOĞLU

KADİR GÜRCAN

ABDULLAH AYMAZ









