Üç ayrı dava, tek günde üç duruşma: İmamoğlu'ndan dikkat çeken açıklamalar

Okuma Süresi 7 dkYayınlanma Pazartesi, Temmuz 6 2026
Paylaş
X Post
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Silivri'de aynı gün 'casusluk', 'diploma' ve 'İBB' davalarından hâkim karşısına çıktı. "Değişmeyen tek şey Ekrem İmamoğlu'nu mahkûm etme iradesi" diyen İmamoğlu ekledi: Bir insanı aynı gün üç ayrı mahkemede savunma yapmaya zorlamanın hukukta da vicdanda da açıklanacak bir tarafı yok. Bu saatten sonra savunmamı milletime yapıyorum.
Üç ayrı dava, tek günde üç duruşma: İmamoğlu'ndan dikkat çeken açıklamalar

Görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, tutuklu bulunduğu Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde aynı gün üç ayrı davada hâkim karşısına çıktı.

İmamoğlu, önce gazeteci Merdan Yanardağ, siyaset danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün ile yargılandığı “casusluk” davasının ikinci duruşmasına katıldı, ardından diploma davasının görüldüğü salona geçti.

Alican Uludağ’ın DW Türkçe‘de yayınlanan haberine göre; Ankara 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nin Silivri’de yaptığı duruşmayı CHP lideri Özgür Özel, Murat Karayalçın, Dilek İmamoğlu, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor ve yabancı gözlemciler izledi.

Hakkında son 1,5 yılda 20’nin üzerinde dava açıldığını belirten İmamoğlu, “Bir insanı üç ayrı mahkemede savunma yapmaya zorlamanın hukukta da vicdanda da açıklanacak bir tarafı yok. Bağımsız ve tarafsız bir mahkeme göremiyorum. Bu saatten sonra savunmamı milletime yapıyorum” dedi.

‘DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY BENİ MAHKUM ETME İRADESİ’

Adalet Bakanlığındaki görev değişikliklerinin ardından yargı kadrolarının büyük ölçüde yenilendiğini öne süren İmamoğlu, kendi davalarında 18 hâkimin değiştirildiğini söyledi.

Hakkında iddianame hazırlayan savcıların terfi ettirildiğini savunan İmamoğlu, “Değişmeyen tek şey Ekrem İmamoğlu’nu mahkûm etme iradesi” ifadelerini kullandı.

NATO Zirvesi haftasında tutuklu olarak yargılanmasının Türkiye’nin uluslararası itibarını zedelediğini de öne süren İmamoğlu, “Dünyaya ‘Rakibimi hapse attım, hakkında 20 dava açtım’ mı diyecekler?” diye konuştu.

DİPLOMANIN İPTALİ: ‘REKTÖRÜ ARADIM’

Diploma iptal sürecine ilişkin de konuşan İmamoğlu, kararın siyasi talimatla alındığını belirtti.

İstanbul Üniversitesi Rektörü’nü telefonla aradığını anlatan İmamoğlu, savcılığın üniversiteye diploma iptali için “ivedi” yazı gönderdiğini gördüğünü söyleyerek, “Bu devletin namusu dedim. Savcı sana ‘ivedi iptal et’ diye yazmış. Rektör de bana ‘Çok zor durumdayım’ dedi” ifadesini kullandı.

36 yıl önce devlet tarafından verilen diplomanın bugün ceza davasına konu edildiğini söyleyen İmamoğlu, “Burada konuşulan diploma değil. Devletin verdiği bir belgenin 36 yıl sonra yok sayılabilmesidir. Bugün bana uygulanıyorsa yarın herkese uygulanabilir” dedi.

Kendisiyle birlikte 28 kişinin diplomasının iptal edildiğini ancak ceza soruşturmasının yalnızca kendisi hakkında yürütüldüğünü belirten İmamoğlu, “28 kişinin diploması iptal edildi ama ceza davası sadece bana açıldı” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, İstanbul Üniversitesi’nin idare mahkemesine sunduğu savunmada kendi işlemlerine ilişkin usulsüzlük tespit edilmediğini söylediğini öne sürdü.

2020 yılında CİMER’e verilen yanıtta da üniversitenin kayıt işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığının belirtildiğini savunan İmamoğlu, YÖK Denetleme Kurulu’nun da yatay geçiş şartlarının yerine getirildiği yönünde tespitleri bulunduğunu ileri sürdü.

“Bütün bu belgeler ortadayken biz burada neyi yargılıyoruz?” diye soran İmamoğlu, mahkemeye hitaben “Eğer bu davayı hür iradeniz ve vicdanınızla yürütemiyorsanız, asıl iptal edilen benim diplomam değil, yargıya duyulan güven olur” dedi.

Hakkında açılan davaların siyasi olduğunu savunan İmamoğlu, “Kimisi buna İBB davası diyor, ben artık buna ‘Erdoğan’ı neden dört kez yendin ve bir kez daha yenebilirsin davası’ diyorum” dedi.

İktidarın hedefinin yalnızca kendisi olmadığını ileri süren İmamoğlu, diploma iptalinin hukuk güvenliğini zedelediğini savundu. “Bugün benim diplomamı yok sayan akıl yarın sizin tapunuza, şirketinize, mülkünüze de göz koyabilir” ifadelerini kullandı.

Yargıdaki üst düzey atamalara da değinen İmamoğlu, bazı savcıların davalarının ardından terfi ettiğini belirterek yargıda “siyasi sadakatin” belirleyici hâle geldiğini söyledi.

Konuşmasının sonunda salondaki CHP lideri Özgür Özel’e de dönerek “Özgür Özel’le yürümek zamanıdır. Kimse merak etmesin, bu millet kazanacak” dedi.

Mahkeme, diploma iptaline ilişkin idari yargı sürecinin kesinleşmesinin beklenmesine karar vererek duruşmayı 25 Aralık 2026 tarihine erteledi.

CASUSLUK DAVASINDA YANARDAĞ: BU DAVA HERKESİ İLGİLENDİRİYOR

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen “casusluk” davasında savunma yapan gazeteci Merdan Yanardağ ise davanın siyasi olduğunu savundu. Yanardağ, iddianameyi hazırlayan savcılardan Can Tuncay’ın bugün Adalet Bakan Yardımcısı olduğunu belirterek, “Bu davadan ceza çıkarsa Türkiye’de herkes casusluktan yargılanabilir” dedi.

Dosyaya esas alınan ifadelerde çelişkiler bulunduğunu öne süren Yanardağ’ın ardından söz alan Hüseyin Gün de iddianamede kendisine atfedilen bazı beyanların ifadesinde yer almadığını söyledi.

Mahkeme heyeti, BTK, Emniyet ve MİT’ten istenen dijital inceleme raporlarının henüz dosyaya ulaşmadığını belirledi. Savcılık ise tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin devamını talep etti.

İBB’ye yönelik yolsuzluk davasında ise İmamoğlu İnşaat’ın Genel Müdürü Tuncay Yılmaz savunma yaptı. Yaklaşık 16 aydır tutuklu bulunduğunu belirten Yılmaz, Beylikdüzü Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile herhangi bir görev veya ilişkisinin bulunmadığını savundu. Ekrem İmamoğlu ile ilişkisinin yalnızca işçi-işveren ilişkisi olduğunu söyleyen Yılmaz, “Sırf İmamoğlu’na ait şirketlerin genel müdürü olmam nedeniyle dayanaksız ve soyut iddialarla tutuklu bulunuyorum” dedi.