Üç vicdan tek ideal

Okuma Süresi 12 dkYayınlanma Pazar, Şubat 1 2026
Paylaş
X Post
Üç vicdan tek ideal

Şiddetsizlik, eğitim ve evrensel barış anlayışları...

20. yüzyıl ve sonrasında insanlık, büyük çatışmaların, sömürgecilik karşıtı mücadelelerin, ırkçılık ve ayrımcılıkla yüzleşmenin sancılarını yaşamıştır. Bu çalkantılı süreçte, farklı dinî ve kültürel zeminlerden yükselen bazı sesler, güç ve şiddet diline karşı vicdanı ve ahlâkı merkeze alan bir yol tavsiye etmişlerdir. Mahatma Gandi, Martin Luther King Jr. ve Fethullah Gülen Hocaefendi, bu yolun en dikkat çekici üç temsilcisidir. Aralarındaki tarihî, coğrafî ve inanç farklılıklarına rağmen, insan onurunu esas alan ortak bir ahlâk çizgisinde buluşmuşlardır.

Bu üç değerli şahsiyet, insan olma ortak paydasından hareketle, özelde kendi ülkelerine, genelde de bütün insanlığa yaptıkları katkılar açısından, kendi ülkelerinde tanınmak ve takdir edilmek yanında, söylem ve aksiyonlarıyla tarihe ve bütün insanlığa mal olmuş şahsiyetler olarak kaydedilmişlerdir. Bu özellikleri dolayısıyla da herhalde kıyamete kadar insanlar nezdinde hayırla yâd edilmeye devam edileceklerdir.

Hayat Tarzı ve Ahlâkî Örnek Oluş

Mahatma Gandi, sadeliği, bir protesto ve eğitim yöntemi olarak benimsemiştir. Kendi hayatını bilinçli olarak sadeleştirerek, sömürgeciliğin ürettiği tüketim kültürüne karşı sessiz ama etkili bir direniş ortaya koymuştur.

Martin Luther King Jr., akademik unvanlara ve güçlü bir hitabet yeteneğine sahip olmasına rağmen, liderliğini kişisel çıkar için değil, toplumun marjinalleştirilmiş kesimleri için kullanmıştır. Otoritesini resmî makamdan değil, ahlâkî tutarlılığından almıştır.

Fethullah Gülen Hocaefendi ise gösterişten uzak, kanaatkâr bir hayatı tercih etmiş; düşüncelerinin inandırıcılığını yaşantısıyla desteklemiştir. Gerek Türkiye’de gerekse son olarak bulunduğu Amerika’da, bu sade yaşantısını aynen devam ettirmiştir. Dünyanın her yerinden, her kültürden gelen insanları da nezaketle kabul etmiş, kendisine soru sorulmadığı sürece misafirlerini dinlemeyi tercih etmiştir. İstisnasız her bir misafirine de maddi değeri yüksek olmayan, hatırlatıcı özellikte hediyeler takdim etmiştir. Üç şahsiyette de ahlâk, teorik bir söylem değil, bizzat yaşanan bir pratiktir.

Şiddetsizlik: Pasiflik Değil, Ahlâkî Direniş

Gandi’nin ahimsa ve satyagraha kavramları, zulme karşı şiddetsiz ama kararlı bir direnişi ifade eder. Ona göre şiddet, adaletsizliği ortadan kaldırmaz; sadece biçim değiştirir. Martin Luther King Jr., Gandi’nin bu yaklaşımını Amerika bağlamına taşıyarak, sivil itaatsizliği siyahilerin eşitlik mücadelesinin merkezine yerleştirmiştir. “Şiddet, karanlığı kovamaz; karanlığı ancak barışçıl ışık kovar” sözü, onun düşüncesinin özeti gibidir.

Fethullah Gülen Hocaefendi de şiddeti, hangi gerekçeyle olursa olsun, insan onuruna aykırı görür. Ona göre şiddet, haklı bir talebi bile ahlâkî meşruiyetinden uzaklaştırır. Önce Türkiye’de, sonra da dünyanın genelinde Fethullah Gülen Hocaefendi’nin öncülüğünü yaptığı ve Hizmet Hareketi olarak adlandırılan eğitim, diyalog ve yardım faaliyetleri ile bilinen çalışmalarda, 1970’li yıllardan itibaren günümüze kadar şiddete yönelik hiçbir tutum ve davranış olmamıştır.

Bu üç aydın için de şiddetsizlik zayıflık değil, yüksek bir ahlâk ve bilinç seviyesidir.

Eğitim: Kalıcı Dönüşümün Anahtarı

Gandi, özgür bir toplumun ancak ahlâklı bireylerle inşa edilebileceğine inanmış; eğitimi karakter terbiyesiyle birlikte düşünmüştür.

Martin Luther King Jr., eğitimi sadece zihinsel gelişim değil, vicdan eğitimi olarak görmüştür. Ona göre “Eğitimin amacı, zekâyı yoğunlaştırmak ve ahlâkı güçlendirmektir.”

Fethullah Gülen Hocaefendi de cehaleti, şiddetin ve ayrımcılığın en önemli kaynağı olarak tanımlar. İlham verdiği eğitim faaliyetlerinde, akademik başarı ile evrensel ahlâkî değerler birlikte hedeflenmiştir.

Hizmet Hareketi olarak, 1970’li yıllarda ilk önce İzmir’de NGO şeklinde, kâr amacı gütmeyen, siyasi olmayan ilk özel okul açılmış, kısa süre içinde bu okul gerek bilim olimpiyatlarında gerekse üniversiteye giriş imtihanlarında Türkiye’de ilk sıraları almıştır. Bu tecrübeler daha sonra Türkiye’nin her yerine yayılmış, arkasından da öncelikli Orta Asya olmak üzere, dünyanın birçok ülkesinde insanlarla paylaşılmıştır. Şu anda da bu çark aynen dönmeye devam etmektedir.

Üç düşünürde de eğitim, uzun vadeli barışın temel taşıdır.

Din, Vicdan ve Evrensel Değerler

Gandi, Hindu kimliğine bağlı olmakla birlikte, tüm dinleri hakikate açılan yollar olarak görmüştür. Dini, ayrıştırıcı değil, birleştirici bir unsur olarak ele almıştır.

Martin Luther King Jr.’ın Hristiyan teolojisi, sevgi (agape) ve affedicilik merkezlidir. İnancı, sosyal adalet mücadelesinin ahlâkî dayanağı olmuştur.

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin İslâm anlayışı ise merhamet, diyalog ve hizmet eksenlidir. Ona göre din, insanı insan yapan değerleri yücelten en önemli unsurların başında gelir.

Türkiye’de ilk defa, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin teşvik ve tavsiyeleri ışığında farklı din mensuplarıyla irtibatlar kurulmuş, değişik programlara onlar da çağrılmış, onların programlarına da katılınmış ve çok anlamlı ve güzel diyaloglar geliştirilmiştir. Bu üç düşünür de dini, evrensel ahlâkın kaynağı olarak yorumlamış; dar ve dışlayıcı okumalar yapmamışlardır.

Diyalog ve Birlikte Yaşama Kültürü

Gandi, özellikle Hindu-Müslüman çatışmalarını önlemek için yoğun çaba göstermiş; diyaloğu toplumsal barışın vazgeçilmez aracı saymıştır.

Martin Luther King Jr., siyahlar ile beyazlar arasında köprü kurmayı hedeflemiş; eşitliği intikamla değil, uzlaşmayla sağlamaya çalışmıştır.

Fethullah Gülen Hocaefendi, dinler ve kültürlerarası diyaloğu çağımızın bir zorunluluğu olarak görür. Diyalog, onun düşüncesinde bir strateji değil, ahlâkî bir sorumluluktur.

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin onursal başkanlığını yaptığı ve değişik kesimler arasındaki diyaloğu başlatan ve geliştiren Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, bu çerçevelerde programlar düzenlemiştir. Tertip edilen bu toplantı ve programlara değişik din mensupları, farklı etnik kökenli insanlar, toplumun her kesiminden tanınan ve bilinen kişiler davet edilmiş ve onlara da programların sonunda söz hakkı verilmiştir. Bu ve benzeri yaklaşımlar Türkiye’de ilk defa olmuştur. İnsanlar önce bu yaklaşımları garipsemişler, sonra da alışmışlardır. Başka kuruluşlar da bu yaklaşımları örnek almışlardır.

Hizmet ve Yardım Anlayışı

Bu üç değerli insanın ortak noktalarından biri de teorik söylemleri somut hizmetlerle desteklemeleridir. Gandi yoksulların, King ezilenlerin, Gülen ise dünyanın farklı coğrafyalarındaki ihtiyaç sahiplerinin yanında durmuştur. Yardım, onlar için bir propaganda aracı değil, insan olmanın doğal bir sonucudur.

Mahatma Gandi, Martin Luther King Jr. ve Fethullah Gülen Hocaefendi; farklı dinlerden, kültürlerden ve dönemlerden gelmelerine rağmen, insanlığın ortak vicdanında buluşmuş üç ahlâkî önderdir. Sade yaşamları, şiddetsiz duruşları, eğitime verdikleri önem, diyalog ve hizmet anlayışları; günümüz dünyasında hâlâ güçlü ve yol gösterici bir çağrı niteliğindedir. Bu üç ismin ortak mirası, barışın güçle değil, vicdanla inşa edilebileceğini göstermiştir.

Şimdi artık bizlere düşen, dünyanın her yerindeki her kültür ve her seviyeden insanlar olarak, birlikte nerede bir problem varsa bu problemi çözmeye gayret etmektir. Böylece de eğitim, diyalog ve yardım faaliyetlerinin birlikte yapılması, geleceğin dünyasının Fethullah Gülen Hocaefendi’nin daima belirttiği gibi, insanların kavgasız, savaşsız, barış içinde yaşadıkları, dünyanın barış adacıklarına dönmesi için yapılmış ve yapılmaya devam eden gayretler olarak tarihe geçecektir.

Bir insan olarak hepimizin ortak sorumluluğu da bu üç değerli ve güzel insanın, üç değerli kılavuzun bizlere gösterdiği yollardan ve metotlardan, zamanın ve mekanın dillerini de kullanarak bizden sonraki nesillere yaşanılabilir ve sürdürülebilir bir dünya bırakmak olacaktır ve olmalıdır da inşallah.