Uluslararası Af Örgütü: Türkiye’de Medya ve İfade Özgürlüğü Ciddi Baskı Altında

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Çarşamba, Nisan 22 2026
Paylaş
X Post
Uluslararası Af Örgütü’nün 144 ülkeyi kapsayan “Dünyada İnsan Haklarının Durumu 2025/2026” raporu, Türkiye’de medya, ifade özgürlüğü ve sivil toplum alanlarında baskıların derinleştiğini ortaya koydu. Raporda, yargının siyasallaşması ve cezasızlık kültürünün, gazetecilerden avukatlara kadar geniş bir kesim üzerinde baskıyı artırdığı belirtildi.
Uluslararası Af Örgütü: Türkiye’de Medya ve İfade Özgürlüğü Ciddi Baskı Altında

Gazeteciler, avukatlar ve aktivistler hedefte

Af Örgütü’nün verilerine göre: 

    Şubat ayında en az 50 kişi gözaltına alındı,   30 kişi tutuklandı.Bu kişiler arasında gazeteciler, siyasi aktivistler, avukatlar ve insan hakları savunucuları bulunuyor. Raporda, bu tablo ifade özgürlüğüne yönelik baskıların somut göstergesi olarak değerlendirildi.Sivil toplum üzerindeki baskılara da dikkat çekildi. İstanbul Barosu yönetiminin görevden alınması ve Göç İzleme Derneği’nin kapatılmasına ilişkin kararın sürmesi, raporda örnek olarak yer aldı.


AİHM ve AYM kararlarına rağmen tutukluluklar devam ediyor

Raporda, Türkiye’nin insan hakları savunucularına yönelik soruşturmaları ve mahkûmiyetleri artırdığı, ayrıca: 
Anayasa Mahkemesi (AYM)   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına rağmen bazı kişilerin serbest bırakılmadığı vurgulandı. Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve Tayfun Kahraman gibi isimlerin tutukluluklarının devam etmesi, hukukun üstünlüğü açısından eleştirildi.


Barışçıl gösterilere müdahaleler raporda

Af Örgütü, yıl boyunca barışçıl protestolara yönelik polis müdahalelerinde:   orantısız güç kullanımı,  darp, göz yaşartıcı gaz,  plastik mermi gibi uygulamaların yaygınlaştığını belirtti. Bu müdahalelere ilişkin etkili soruşturmaların yürütülmediği ifade edildi. 8 Mart Kadınlar Günü, 1 Mayıs ve Onur Yürüyüşü’ne yönelik yasaklar da raporda yer aldı.

Medya kuruluşları da baskı altında

Raporda, medya özgürlüğüne ilişkin örnekler arasında: TELE1’e el konulması,   Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın tutuklanması,  LeMan çalışanlarının gözaltına alınması,
sanatçı Mabel Matiz hakkında açılan dava gibi olaylar sıralandı. Bu gelişmeler, ifade özgürlüğünün yalnızca bireysel gazetecilerle sınırlı kalmadığını, medya kuruluşlarının da hedef alındığını gösteriyor.


“Yapısal bir gerileme” vurgusu

Af Örgütü, Türkiye’deki hak ihlallerinin münferit olaylar değil, yapısal bir gerilemenin sonucu olduğunu belirtti. Raporda, yürütmenin yargı üzerindeki etkisinin arttığı, ifade ve örgütlenme özgürlüklerinin sistematik biçimde sınırlandığı ifade edildi.Türkiye’nin, küresel ölçekte ifade özgürlüğünün gerilediği bir dönemde, en sert baskıların yaşandığı ülkeler arasında olduğu kaydedildi.