Gönüllülerin emeğini görünür kılmak

Abdullah Aymaz
Yayınlanma Salı, 3 Şubat 2026

Berlin’den arkadaşımız Süleyman Bağ bildiriyor:
Gönüllülük
köprüler kuruyor – Berlin’de toplumsal katılıma
yeni yollar açan bir proje:
Wedding’deki Olaf-Palme-Zentrum’da, “Şehir Toplumunda Daha Fazla Katılım”
projesinin kapanış programı gerçekleştirildi. Katılımcılar, proje ortakları,
gönüllüler ile siyaset ve sivil toplumdan temsilcilerin de aralarında bulunduğu
yaklaşık 70 kişi bir araya geldi.
Berlin Kültür ve Toplumsal Dayanışma Bakanlığı tarafından
desteklenen “Şehir Toplumunda Daha Fazla Katılım – Yerel Düzeyde Göçmen Öz
Örgütlerinde Gönüllülere Eylem Yetkinlikleri Kazandırılması” adlı projenin
amacı, göç geçmişi olan insanların toplumsal, siyasal ve medyatik katılımını
güçlendirmekti. Bir yıl süren proje kapsamında Almanya’daki siyasal, kültürel,
eğitsel, hukuki ve medya yapıları hakkında temel bilgiler aktarıldı; gönüllü
çalışmanın etkili, bilinçli ve sürdürülebilir biçimde desteklenmesi hedeflendi.
Yüksek katılım, net sonuçlar
Toplamda 161 kişi proje kapsamındaki faaliyetlere katıldı;
bunların 101’i kayıtlıydı. 100 geri bildirim formunun değerlendirilmesi yüksek
bir memnuniyete işaret ediyor: Katılımcıların yüzde 96’sı içeriklerin
kurgusunu, yapısını ve anlaşılırlığını olumlu değerlendirdi; yüzde 98’i ise
açık atmosferi ve aktif katılım imkânını övdü. Algılanan yetkinlik artışı yüzde
77 olarak ölçülürken, genel memnuniyet oranı yüzde 88,5 oldu.
Kubik Derneği bu projeyi zor koşullarda hayata geçirdi.
Mayıs 2025’ten itibaren proje yürütücüsü Kubik e.V.’nin artık kendi mekânı
yoktu. Yaz tatilinden sonra Kubik, eş zamanlı olarak yeni bir dernek merkezi
satın alabilmek için bir bağış kampanyası başlattı. Bu koşullar altında
projenin başarıyla tamamlanmış olması, tüm aktörlerin güçlü özverisini
gösteriyor.
Projeden sesler
Ancak rakamlar hikâyenin yalnızca bir kısmını anlatıyor.
Açık uçlu geri bildirimlerde katılımcılar; yeni bakış açıları kazandıklarını,
kendilerine olan güvenlerinin arttığını ve ilk kez gerçekten dinlendiklerini
hissettiklerini dile getirdi. Kursiyerlerden biri şunları söyledi: “Uzun süre
gönüllülüğün sadece Türk kültürüne özgü
olduğunu düşünüyordum. Bu bir yıl içinde Almanya hakkında, önceki yedi yılda
öğrendiğimden daha fazlasını öğrendim.”
Gönüllülüğü görünür kılmak – kamusal alanda da
Projenin temel hedeflerinden biri, Müslüman ve göçmen
topluluklardaki gönüllü emeği görünür kılmaktı. Bu yalnızca seminer
salonlarında değil, kamusal alanda da gerçekleşti. Katılımcılar mahallede World
Clean Day etkinliklerine katıldı ve semti temizledi; okuma günleri ve kültürel
etkinlikler düzenledi; Müslüman Kültür Haftası’na katkı sundu ve dinler arası
diyalog etkinliklerinde aktif rol aldı.
Bu görünürlüğe projenin medya ortağı Brunnenmagazin de
önemli katkı sağladı. Dergi, proje hakkında düzenli olarak haber yaptı ve
gönüllülük temasını işleyen özel bir sayı yayımladı. Genel Yayın Yönetmeni
Dominique Hensel, ortak gazetecilik çalışmasının kültürlerarası önemini şu
sözlerle vurguladı: “Bu sayıda hem proje katılımcılarının hem de yurttaş
muhabirlerimizin yazılarına yer verdik. Bu yazılar, gönüllülüğün farklı
kültürel bağlamlarda nasıl algılandığını ve nasıl hayata geçirildiğini
gösteriyor.”
Çıkış noktası: Gönüllülük var – erişim ise çoğu zaman zor
Projenin çıkış noktası sade ama çarpıcı bir gözlemdi: Göç
geçmişi olan birçok insan yıllardır derneklerde, inisiyatiflerde ve
mahallelerde gönüllü olarak çalışıyor. Okul ders desteği sağlıyor, mültecilere
rehberlik ediyor, kültürler arasında arabuluculuk yapıyor ve sosyal ağları
ayakta tutuyorlar. Ancak Müslüman gönüllüler çoğu zaman yerel yapılar içinde
bir yol bulmak, kamu destek mekanizmaları hakkında bilgi sahibi olmak ya da
siyaset ve medyaya erişim konularında zorluklar yaşıyor.
Gönüllülük anlayışları arasında kültürel farklılıklar olsa
da gönüllülük ne Berlinli Müslümanlar ne de göç deneyimi olan insanlar için
tali bir konu; aksine tüm toplum için merkezi bir öneme sahip. Demokrasimizin
taşıyıcı sütunlarından biridir. Pek çok insan zaten sorumluluk alıyor. Eksik
olan çoğu zaman diyalogun olmaması ve Alman toplumundaki gönüllülük anlayışının
ve yapısının yeterince bilinmemesidir. Bu proje tam da bu noktada devreye
girdi.
Takdir ve toplumsal önem
Kapanış etkinliği, Berlin Eyalet Meclisi’nden iki
milletvekilinin katılımıyla ayrıca anlam kazandı: Maja Lasić (SPD) ve Tuba
Bozkurt (Bündnis 90/Die Grünen) projeyi, çeşitliliğe sahip bir şehirde
toplumsal uyuma önemli katkı sunan bir çalışma olarak değerlendirdi.
Maja Lasić şunları söyledi: “Gönüllülük, devlet ve siyasetin
tek başına yeterli olmadığı yerlerde bir araya gelme alanları açar. Özellikle
bu tür projeler, göçmen topluluklarla çoğunluk toplumu arasında köprü kuran
gönüllülüğün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.” Lasić ayrıca gönüllülüğün
siyasal eğitim ve katılım açısından taşıdığı önemi vurguladı.
Tuba Bozkurt da gönüllü emeğin demokratik değerine dikkat
çekti: “Gönüllülük, toplumsal hayata katılımın ve sorumluluk üstlenmenin en
ideal hâlidir. Vatandaşlar bu yolla karar süreçlerine dâhil olur, sorumluluk
üstlenir ve çevrelerini aktif olarak şekillendirir. Göçmen kuruluşlar, açık ve
dayanışmacı bir şehir toplumu için vazgeçilmez ortaklardır.”
Projenin ‘Kültürlerarası Gönüllülük Akademisi’ olarak devamı
hedefleniyor
Projenin geleceği henüz netleşmiş değil. 2026 yılı için bir
devam başvurusu yapıldı. Yetkili senato birimi, proje fikrinin destek
öncelikleriyle örtüştüğünü teyit etti; ancak yılın ilk yarısında bütçe
imkânlarının sınırlı olduğunu belirtti. 2026’nın ikinci yarısı için ek
kaynakların sağlanabileceği ifade edildi. Kararın ikinci çeyrek sonunda
verilmesi bekleniyor; başvuru bu süre boyunca geçerliliğini koruyor. Kubik
Derneği, yeni dönemde projeyi “Kültürlerarası Gönüllülük Akademisi” adı
altında yürütmeyi hedefliyor.







