Ramazan ayına hazır mısnız?
Esra Büyükcombak
Yayınlanma Pazar, 15 Şubat 2026
Zaman,
fark ettirmeden akıp giderken, mübarek Ramazan ayı da usulca kapımıza yaklaştı.
Her yıl büyük bir özlemle beklediğimiz bu bereket mevsimi, yalnızca aç kalmak
ya da sofralarla sınırlı bir ibadet süreci değildir. Ramazan; ruhun arınması,
kalbin yumuşaması, bedenin disipline edilmesi ve hayatın yeniden düzene girmesi
için ilahi bir fırsattır. Bu kutlu aya daha verimli, daha huzurlu ve daha
bilinçli girebilmek için önceden hazırlık yapmak büyük bir nimettir.
Belki
de Ramazan’a “nasıl olsa alışırım” düşüncesiyle hareket ediyoruz. Oysa ani
değişimler, hem bedeni hem de ruhu zorlayabiliyor. Uzun saatler aç ve susuz
kalmaya alışık olmayan vücut, ilk günlerde halsizlik, baş ağrısı ve yorgunlukla
tepki verebilir. Bu nedenle Ramazan’dan önce küçük ama düzenli adımlarla
kendimizi hazırlamak, bu mübarek ayı daha huzurlu geçirmemize yardımcı olur.
Beslenme Düzenimiz
Vücudumuz,
enerji kullanımında “metabolik esneklik” denen bir yeteneğe sahiptir; yani
besinlerden alınan yakıtı şekerden yağa geçirebilme kapasitesi vardır. Günlük
beslenme düzensizse, ilk günlerde halsizlik ve düşük enerji yaşanabilir. Bu
nedenle Ramazan’dan 1–2 hafta önce bazı alışkanlıklar yavaş yavaş
değiştirildiğinde, vücut oruca daha kolay uyum sağlayabilir. Bu yüzden öncelikle
beslenme düzenimizi gözden geçirmekle işe başlayabiliriz. Gün içinde düzensiz
atıştırmalar, geç saatlerde ağır yemekler ve aşırı kafein tüketimi, Ramazan’da
bizi zorlayacak alışkanlıklardır. Ramazan’dan birkaç hafta önce öğün saatlerini
düzenlemek, porsiyonları dengelemek ve daha sade beslenmeye yönelmek faydalı
olacaktır. Özellikle akşam geç saatlerde yemek yememeye dikkat etmek, sahur ve
iftar düzenine alışmayı kolaylaştırır. Journal of Nutrition’da yayımlanan
çalışmalar, düşük magnezyum seviyelerinin özellikle çikolata isteğini
tetikleyebileceğini gösteriyor. Magnezyum, glikoz taşınması ve insülin
duyarlılığında önemli rol oynar. Ramazan’dan 1 hafta önce beslenmeye kabak
çekirdeği, magnezyum açısından zengin maden suyu veya bitter çikolata eklemek,
iftar sonrası tatlı ataklarını azaltmaya yardımcı olabilir.
Çay, Kahve
Alışkanlığımız
Ramazan’ın ilk
günlerindeki o meşhur baş ağrılarının en büyük sorumlusu, aslında açlık değil,
aniden kesilen kafein tüketimidir. Gün boyu içtiğiniz kahve ve çay miktarını
şimdiden kademeli olarak azaltmaya başlamak, vücudunuzun yoksunluk yaşamasını
önler. Çünkü aniden kafeini kesmek, beyindeki adenozin reseptörlerinin tepkisini
artırır. Araştırmalar, kafein miktarını azaltırken içeceğin sıcaklığını ve
tadını korumanın psikolojik yoksunluğu hafiflettiğini gösteriyor. Bu nedenle
kahveyi her gün %25 oranında kafeinsiz kahve ile karıştırmak, 4. gün sonunda
tamamen kafeinsiz bir kahveyle bile beynin ‘kahve tadı’yla uyum sağlamasını
kolaylaştırır.
Dopamini
Resetleme
Şeker ve kafein,
beynimizde dopamin salgılatan maddelerdir. Araştırmalar, bu maddelerden
uzaklaşılan ilk 3 günün en zorlu süreç olduğunu, ancak 4. günden itibaren
beynin kendi dopamin dengesini kurmaya başladığını gösteriyor. Yani vücudunuza
sadece 72 saat şans vermeniz, Ramazan'ın ilk haftasını bayram tadında
geçirmenizi sağlayabilir.
Uyku
Düzeni
Ramazan’da sahur
vakti nedeniyle uyku düzenimiz kökten değişir. Vücut saatini (sirkadiyen ritim)
buna alıştırmak için şimdiden biraz daha erken yatıp, sabahları biraz daha
erken kalkmayı deneyebilirsiniz. Sahura kalktığınızda uykunuzun çok fazla
bölünmemesi için kaliteli bir uyku hijyeni oluşturmak, gündüz yaşanacak
odaklanma sorunlarının önüne geçecektir.
Niyet
ve Motivasyon
Bedenimiz kadar
zihnimizin de bu sürece hazır olması gerekir. Ramazan’ı sadece bir
"yememe-içmeme" eylemi olarak değil, bir içsel disiplin ve
arınma süreci olarak görmek psikolojik dayanıklılığımızı artırır. Bu
ayda edinmek istediğiniz iyi alışkanlıkları veya bırakmak istediğiniz kötü
huyları şimdiden bir kağıda yazmak, zihinsel bir yol haritası oluşturmanıza
yardımcı olur. “Bu Ramazan’da neyi
değiştirmek istiyorum?”, “Hangi alışkanlıklarımı güzelleştirebilirim?”, “Hangi
eksiklerimi tamamlayabilirim?” gibi soruları kendimize sormak, bu ayı bilinçli
yaşamamıza katkı sağlar. Çünkü niyet, amelin ruhudur.
Ramazan,
kalbin dirildiği, sabrın güçlendiği ve kulluk bilincinin derinleştiği bir
aydır. Bu manevi iklime hazırlıksız girmek, bu büyük nimetten yeterince
istifade edemememize sebep olabilir. Bu nedenle Ramazan’dan önce ibadetlerimizi
gözden geçirmek, namazlarımızda daha dikkatli olmaya çalışmak, Kur’an okumaya
küçük de olsa düzenli vakit ayırmak çok kıymetlidir.
Ayrıca Ramazan,
sadece bireysel ibadetlerin değil, çevresel duyarlılığın da arttığı bir aydır.
Paylaşma, yardımlaşma ve gönül alma bilinci bu ayda daha da önem kazanır. Bu
nedenle kırgınlıkları onarmak, gönülleri tamir etmek ve helalleşmek için
Ramazan’dan önce adım atmak, bu aya temiz bir kalple girmemize vesile olur.
Unutmamak
gerekir ki bedenimiz ve ruhumuz, Allah’ın bize emanetidir. Bu emanete iyi
bakmak, onu ibadete hazır hâle getirmek de kulluğumuzun bir parçasıdır.
Ramazan’a hazırlanmak; sofraları değil, kalpleri düzenlemekle başlar. Bu
mübarek aya daha sağlıklı, daha bilinçli ve daha samimi bir şekilde girmek,
onun bereketinden tam anlamıyla faydalanmamıza vesile olur.
Rabbimizin rahmet
kapılarını sonuna kadar açtığı bu kutlu mevsime hazırlıklı girebilmek duasıyla…
Yazıyı
dinlemek isterseniz:
https://open.spotify.com/episode/2DZqmyUgrQw7ONHIXje9Ds?si=oo7vRuB7QMui8OLNWR4VIw
[email protected] X:@esrabc
YAZARIN SON YAZILARI

Batı dışında düzenlenen ilk Uluslararasi Hizmet Ko...

Akın Gürlek'in cezaevi uygulamalarına ilk tepki An...

Beklenen İstanbul depremine farklı bir bakış açısı...

Cumartesi Anneleri gözaltında kaybedilen Rıdvan Ka...

İşte merak edilenler: Yeni Ramazan Programı ekranl...


