En'lerin neresindeyiz?

Saray günlükleri tutan iktidar medyası, dünya liderler liginde Saray'a yer aramaktan usanmıyor. Hemen her hafta, dünya “En'ler...” listesinin birine dahil oluyoruz. Bazen en yakışıklı liderler, bazen en uzun iktidarda kalanlar bazen de en çok sevilen liderler, bazen en güvenilir liderler… Hepsi tamam da, neden başka ülke insanları sizin liderinize tutkun olsun ya da gönülden bağlansın?

 

Muhtemelen Saray bu tür iltifat ve kadirşinaslıklardan(!) çok lezzet alıyor olmalı. Aksi halde “Kadrini seng-i musallada bileler...” endişelerine düşmesi işten bile değildi. Koskoca bir media ordusunun birinci önceliği takdis ve övgü. Şimdiden veliaht gözüyle bakılan aile mensubu, “Dünya liderimizin kadr-ü kıymetini bilmiyoruz, vesselam!” diye boşuna veryansın etmiyor.

 

Geçtiğimiz hafta içinde Gazze Barış Board'u için yapılan daveti, ilgili bakan yeni bir “En..” kalemi keşfetmiş olma heyecanı ile bakanlığın resmi sitesinden paylaşmayı millet adına bir onur vesilesi haline dönüştürdü. Neden sonra biraz acele ettiğinin farkına vardı ama iş işten geçmiş oldu. Meğer aynı çağrı, heyete dahil olmanın maddi ederini denkleştirebilecek liderler kadrosunun tamamına gönderilmiş. “Denkleştirebilenler...” kaydı önemli. Zira ülke çıkarları ile şahsi popüleritelerini birbirine karıştırmayan gelişmiş ülke liderleri, pahalı prestij ithaline pirim vermiyorlar. Bütünüyle sembolik, fonksiyonel bir güçten mahrum birlikteliğin ülke menfaatlerine bir katkısı yok. Herkese bir sandalye ve Trump imzalı bir davetiye. Bu yüzden bir çok ülke kendilerine gönderilen davetiyeye cevap verme ihtiyacı bile duymadı.

 

Yeni yılın ilk ayında eğer Venezüella ve İran'ı saymazsak, Ortadoğu'da normalleşme sürecinin başladığına dair sinyalleri ümit verici gelişmeler olarak görebiliriz. Bölge ülkeleri iki yılı aşkın devam eden İsrail-Filistin Krizi'nin belirsiz bir takvime kadar soğumaya bırakılmasından memnunlar. Ortadoğu'da bütün planların takvim ömrü altı aylıktır. Lübnan, çeyrek asırdır ülkenin kaderini kumara yatıran, İran destekli Hizbullah'ı bütünüyle silahsızlandırmaya kararlı. Hizbullah öncesi ülke normallerine dönmesi zaman alacak ancak, bir yerden başlamış olmalarını kazanç sayıyorlar. Suriye'nin komşu ülkeler ile hır-gür yapacak hali yok. Suudi Arabistan, İsrail ile kriz öncesi makine ayarlarına geri dönme talebinde ısrarlı.

 

Bölgeye coğrafik yakınlığın avantaj ve kazanımlarını kendi şahsi karizmalarından kaynaklandığını zanneden Türk yetkililer bölge hakkında kronik hatalardan kurtulma rüşdüne sahip değiller. Ta başından itibaren kendilerini hapsettikleri marjinallikten kurtulamıyorlar. Filistin'de ateşkes sağlanmasından pek memnun değiller ya da hazırlıksız yakalanmanın şaşkınlığına atmaya çalışıyorlar.

 

Sayın Cumhurbaşkanı'nın alışıldık sert üslubu yumuşamaya kapalı. Dışişleri Bakanı'nın kıyametvari kehanetleri tutmayınca, bu kez şansını niyet okumalarında denemeye başladı. Şimdi hedef küçültüp, İsrail'in İran'a saldırı hazırlığı içinde olduğunu basın ile paylaşarak formunu korumaya çalışıyor. Saray'a bağlılığı ile bilinen CBMIT Başkanı'nın olmadık zamanda Hamas Liderleri ile görüşmesi de mevcut iktidarın bölgede başlayan barış havasını anlamakta zorlandığının önemli göstergeleri arasında. Hamas iki yıl boyunca yaşadığı lider krizini, tarihi ve adayları belirsiz bir seçim ile aşmaya çalışacak.

 

Türkiye'deki mevcut iktidarın ülkenin dışişleri için vitrine koyduğu yüzlerin kapasiteleri bu. Buna rağmen nasıl oluyor da “En...” ler listesinden düşmüyorlar gerçekten ilginç. Belki de anayasada olduğu gibi değiştirilemeyen ya da değiştirilmesi bile teklif edilmeyen “En” listelerinin gizli kodlarını keşfetmişlerdi. Her şeye de aklımız erecek değil ya!

YAZARIN SON YAZILARI