En'lerin neresindeyiz?

Kadir Gürcan
Yayınlanma Pazartesi, 26 Ocak 2026
Saray günlükleri tutan iktidar medyası, dünya liderler liginde Saray'a yer aramaktan usanmıyor. Hemen her hafta, dünya “En'ler...” listesinin birine dahil oluyoruz. Bazen en yakışıklı liderler, bazen en uzun iktidarda kalanlar bazen de en çok sevilen liderler, bazen en güvenilir liderler… Hepsi tamam da, neden başka ülke insanları sizin liderinize tutkun olsun ya da gönülden bağlansın?
Muhtemelen
Saray bu tür iltifat ve kadirşinaslıklardan(!) çok lezzet alıyor olmalı. Aksi
halde “Kadrini seng-i musallada bileler...” endişelerine düşmesi işten bile
değildi. Koskoca bir media ordusunun birinci önceliği takdis ve övgü. Şimdiden
veliaht gözüyle bakılan aile mensubu, “Dünya liderimizin kadr-ü kıymetini
bilmiyoruz, vesselam!” diye boşuna veryansın etmiyor.
Geçtiğimiz
hafta içinde Gazze Barış Board'u için yapılan daveti, ilgili bakan yeni bir
“En..” kalemi keşfetmiş olma heyecanı ile bakanlığın resmi sitesinden
paylaşmayı millet adına bir onur vesilesi haline dönüştürdü. Neden sonra biraz
acele ettiğinin farkına vardı ama iş işten geçmiş oldu. Meğer aynı çağrı,
heyete dahil olmanın maddi ederini denkleştirebilecek liderler kadrosunun
tamamına gönderilmiş. “Denkleştirebilenler...” kaydı önemli. Zira ülke
çıkarları ile şahsi popüleritelerini birbirine karıştırmayan gelişmiş ülke
liderleri, pahalı prestij ithaline pirim vermiyorlar. Bütünüyle sembolik,
fonksiyonel bir güçten mahrum birlikteliğin ülke menfaatlerine bir katkısı yok.
Herkese bir sandalye ve Trump imzalı bir davetiye. Bu yüzden bir çok ülke
kendilerine gönderilen davetiyeye cevap verme ihtiyacı bile duymadı.
Yeni yılın
ilk ayında eğer Venezüella ve İran'ı saymazsak, Ortadoğu'da normalleşme
sürecinin başladığına dair sinyalleri ümit verici gelişmeler olarak
görebiliriz. Bölge ülkeleri iki yılı aşkın devam eden İsrail-Filistin Krizi'nin
belirsiz bir takvime kadar soğumaya bırakılmasından memnunlar. Ortadoğu'da
bütün planların takvim ömrü altı aylıktır. Lübnan, çeyrek asırdır ülkenin
kaderini kumara yatıran, İran destekli Hizbullah'ı bütünüyle silahsızlandırmaya
kararlı. Hizbullah öncesi ülke normallerine dönmesi zaman alacak ancak, bir
yerden başlamış olmalarını kazanç sayıyorlar. Suriye'nin komşu ülkeler ile
hır-gür yapacak hali yok. Suudi Arabistan, İsrail ile kriz öncesi makine
ayarlarına geri dönme talebinde ısrarlı.
Bölgeye
coğrafik yakınlığın avantaj ve kazanımlarını kendi şahsi karizmalarından
kaynaklandığını zanneden Türk yetkililer bölge hakkında kronik hatalardan
kurtulma rüşdüne sahip değiller. Ta başından itibaren kendilerini hapsettikleri
marjinallikten kurtulamıyorlar. Filistin'de ateşkes sağlanmasından pek memnun
değiller ya da hazırlıksız yakalanmanın şaşkınlığına atmaya çalışıyorlar.
Sayın
Cumhurbaşkanı'nın alışıldık sert üslubu yumuşamaya kapalı. Dışişleri Bakanı'nın
kıyametvari kehanetleri tutmayınca, bu kez şansını niyet okumalarında denemeye
başladı. Şimdi hedef küçültüp, İsrail'in İran'a saldırı hazırlığı içinde
olduğunu basın ile paylaşarak formunu korumaya çalışıyor. Saray'a bağlılığı ile
bilinen CBMIT Başkanı'nın olmadık zamanda Hamas Liderleri ile görüşmesi de
mevcut iktidarın bölgede başlayan barış havasını anlamakta zorlandığının önemli
göstergeleri arasında. Hamas iki yıl boyunca yaşadığı lider krizini, tarihi ve
adayları belirsiz bir seçim ile aşmaya çalışacak.
Türkiye'deki
mevcut iktidarın ülkenin dışişleri için vitrine koyduğu yüzlerin kapasiteleri
bu. Buna rağmen nasıl oluyor da “En...” ler listesinden düşmüyorlar gerçekten
ilginç. Belki de anayasada olduğu gibi değiştirilemeyen ya da değiştirilmesi
bile teklif edilmeyen “En” listelerinin gizli kodlarını keşfetmişlerdi. Her
şeye de aklımız erecek değil ya!







