Hizmet Hareketi eğitim anlayışında isâr Ruhu…

Eğitim, yalnızca bilgi aktarma faaliyeti değil; insan yetiştirme sanatıdır. Bu sanatın merkezinde ise ahlâk, adanmışlık ve fedakârlık yer alır. Hizmet Hareketi’nin temel değerlerinden biri olan îsar, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin eğitim anlayışında belirleyici bir eksen olarak karşımıza çıkar. Hocaefendi, îsarı sadece teorik bir ahlâk ilkesi olarak değil; rehberlerin, öğretmenlerin ve belletmenlerin hayatlarının merkezine yerleştirmeleri gereken yaşanmış bir hakikat olarak ele alır. Bu yönüyle îsar, eğitimin ruhunu ve yönünü tayin eden asli bir ölçüdür.

İsar kavramı, fütüvvet anlayışı içinde “kendisi muhtaçken başkasını tercih etme” olarak özetlenir. Eğitim cephesinde ise bu tercih, zamanın, emeğin, imkânların ve hatta duyguların talebeler için seferber edilmesi anlamına gelir. Bir eğitimcinin kendi özel hayatına ayıracağı zamanı öğrencilerinin istikbaline vakfetmesi; maddi kazancını zaruri ihtiyaçlarının ötesinde eğitim ve rehberlik hizmetleriyle paylaşması; ailesini ihmal etmeden, ailesiyle birlikte öğrencilerine abi-abla yakınlığında kol kanat germesi bu ruhun pratik yansımalarıdır. Hizmet Hareketi mensubu olan bir eğitimcinin yaşadığı; “Görev yaptığı kurumda bir öğrencinin kaza geçirdiğini duyduğunda endişeyle araştırıp, kazayı geçirenin kendi evladı olduğunu öğrendiğinde, içi parçalansa da, Elhamdülillah ki benim çocuğummuş bize teslim edilen bir öğrencimiz değilmiş, diyebilecek bir ufuk…”  îsarın eğitimde ulaştığı zirveyi gösterir. Bu anlayış, yapılan hizmetlerde “kim yaptı” denildiğinde geri çekilmeyi, rıza hedefinde öğrencileri ve arkadaşları öne almayı da beraberinde getirir.

Fethullah Gülen Hocaefendi, îsarı kavramsal derinliğiyle şöyle tarif eder:

“İnsanın, başkalarını kendisine tercih etmesi mânâsına gelen îsâr; ahlâkçılara göre, toplumun menfaat ve çıkarlarını şahsî çıkarlarından önce düşünmek.. tasavvuf erbabınca ise, en hâlisâne bir tefânî düşüncesiyle topyekün şahsiliklere karşı bütün bütün kapanıp, yaşama zevkleri yerine yaşatma hazlarıyla var olmanın unvanı kabul edilegelmiştir.”

Bu tanım, eğitimcinin mesleğini bir geçim kapısı olmaktan çıkarıp bir adanmışlık yolculuğuna dönüştürür. Hocaefendi’ye göre, sadece kendi nefsini düşünen, maddi-manevi cimri davranan, ailesinden önce kendisini önceleyen ve sorumluluk alanındaki insanları arka plana atan yaklaşımlar, farkında olarak ya da olmayarak rıza çizgisinden ve îsar ufkundan uzaklaşmadır. Buna mukabil, nefislerini ikinci plana itip muhatap oldukları insanların hayrını önceleyenler, ideal eğitimci ve rehber tipini temsil ederler. Bu iki zıt yaklaşımı karşılaştırırken şu tespiti yapar:

“Îsârın tam karşıtı “şuhh”tan doğan cimrilik ve şahsî çıkar duygusudur ki, Hak’tan, halktan ve Cennet’ten uzak kalmanın âmili sayılmıştır. Evet, “şuhh”tan “buhl” diyeceğimiz cimrilik; “îsâr” ruhundan da “cûd”, “sehâ” ve “ihsan” sözcükleriyle ifade edeceğimiz cömertlik, semâhat ve civanmertlik doğmuştur. Cûd: ferd-i mü’minin, gönlünde herhangi bir rahatsızlık duymadan, sahip olduğu şeylerin, hiç olmazsa bir kısmını infak etmesinin ve başkaları için o kadar var olabilmesinin adıdır.”

Bu çerçevede Hocaefendi, hizmet eğitimcisinde bulunması gereken îsar özelliklerini maddeler hâlinde özetler ve bu maddeler, eğitim ahlâkı için yol haritası niteliği taşır:

“1) Hak yolunda ve O’ndan ötürü iman ve ehl-i iman uğrunda candan geçilmesidir ki, civanmertliğin zirvesi sayılır.

2) Riyâset ve makam mevzuunda her türlü fedakârlıkta bulunmadır ki, birincisine nisbeten bir kadem daha geri kabul edilmiştir.

3) Maddî refah ve mutlulukta başkalarını düşünme ki, öncekilere göre oldukça ucuz bir kahramanlıktır.

4) Bedel ve karşılık beklentisine girmeden ilim ve fikir bezlinde bulunmak ki diğerleri kadar ağır olmasa gerek.

5) Sa’yin semeresini infak ki, zekât ve sadaka gibi sorumluluklarımız bu cümleden sayılabilir.

6) Güler yüz, tatlı dil ve değişik hayırlara vesile olma ki, hemen herkesin muvaffak olabileceği bir hayır türüdür.

Bunlardan birincisi, cûd ve sehânın zirvesi, îsârın da esaslı bir derinliğidir ki, ona muvaffak olmak her babayiğidin kârı değildir.”

Sonuç olarak, îsar ruhu esaslı eğitim anlayışı; bilgiyi ahlâkla, başarıyı fedakârlıkla, rehberliği adanmışlıkla bütünleştirir. Hizmet eğitimcileri, bu ilkeleri hayatlarına taşıyarak ve öncelikli kendi dünyalarının her karesinde uygulayarak, yalnızca akademik olarak değil, insanî derinlikleriyle de nesiller yetiştirirler. Bu yolculuk, zirvesi zor ama bereketi sınırsız bir ihlas ve tahkik yolculuğudur.

YAZARIN SON YAZILARI