Hizmet Hareketi eğitim anlayışında isâr Ruhu…

Orhan Keskin
Yayınlanma Çarşamba, 21 Ocak 2026
Eğitim, yalnızca bilgi aktarma faaliyeti değil; insan yetiştirme sanatıdır. Bu sanatın merkezinde ise ahlâk, adanmışlık ve fedakârlık yer alır. Hizmet Hareketi’nin temel değerlerinden biri olan îsar, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin eğitim anlayışında belirleyici bir eksen olarak karşımıza çıkar. Hocaefendi, îsarı sadece teorik bir ahlâk ilkesi olarak değil; rehberlerin, öğretmenlerin ve belletmenlerin hayatlarının merkezine yerleştirmeleri gereken yaşanmış bir hakikat olarak ele alır. Bu yönüyle îsar, eğitimin ruhunu ve yönünü tayin eden asli bir ölçüdür.
İsar kavramı, fütüvvet anlayışı içinde “kendisi muhtaçken
başkasını tercih etme” olarak özetlenir. Eğitim cephesinde ise bu tercih,
zamanın, emeğin, imkânların ve hatta duyguların talebeler için seferber
edilmesi anlamına gelir. Bir eğitimcinin kendi özel hayatına ayıracağı zamanı
öğrencilerinin istikbaline vakfetmesi; maddi kazancını zaruri ihtiyaçlarının
ötesinde eğitim ve rehberlik hizmetleriyle paylaşması; ailesini ihmal etmeden,
ailesiyle birlikte öğrencilerine abi-abla yakınlığında kol kanat germesi bu
ruhun pratik yansımalarıdır. Hizmet Hareketi mensubu olan bir eğitimcinin
yaşadığı; “Görev yaptığı kurumda bir öğrencinin kaza geçirdiğini duyduğunda
endişeyle araştırıp, kazayı geçirenin kendi evladı olduğunu öğrendiğinde, içi
parçalansa da, Elhamdülillah ki benim çocuğummuş bize teslim edilen bir
öğrencimiz değilmiş, diyebilecek bir ufuk…”
îsarın eğitimde ulaştığı zirveyi gösterir. Bu anlayış, yapılan
hizmetlerde “kim yaptı” denildiğinde geri çekilmeyi, rıza hedefinde öğrencileri
ve arkadaşları öne almayı da beraberinde getirir.
Fethullah Gülen Hocaefendi, îsarı kavramsal derinliğiyle
şöyle tarif eder:
“İnsanın, başkalarını kendisine tercih etmesi mânâsına
gelen îsâr; ahlâkçılara göre, toplumun menfaat ve çıkarlarını şahsî
çıkarlarından önce düşünmek.. tasavvuf erbabınca ise, en hâlisâne bir tefânî
düşüncesiyle topyekün şahsiliklere karşı bütün bütün kapanıp, yaşama zevkleri
yerine yaşatma hazlarıyla var olmanın unvanı kabul edilegelmiştir.”
Bu tanım, eğitimcinin mesleğini bir geçim kapısı olmaktan
çıkarıp bir adanmışlık yolculuğuna dönüştürür. Hocaefendi’ye göre, sadece kendi
nefsini düşünen, maddi-manevi cimri davranan, ailesinden önce kendisini
önceleyen ve sorumluluk alanındaki insanları arka plana atan yaklaşımlar,
farkında olarak ya da olmayarak rıza çizgisinden ve îsar ufkundan uzaklaşmadır.
Buna mukabil, nefislerini ikinci plana itip muhatap oldukları insanların
hayrını önceleyenler, ideal eğitimci ve rehber tipini temsil ederler. Bu iki
zıt yaklaşımı karşılaştırırken şu tespiti yapar:
“Îsârın tam karşıtı “şuhh”tan doğan cimrilik ve şahsî
çıkar duygusudur ki, Hak’tan, halktan ve Cennet’ten uzak kalmanın âmili
sayılmıştır. Evet, “şuhh”tan “buhl” diyeceğimiz cimrilik; “îsâr” ruhundan da
“cûd”, “sehâ” ve “ihsan” sözcükleriyle ifade edeceğimiz cömertlik, semâhat ve
civanmertlik doğmuştur. Cûd: ferd-i mü’minin, gönlünde herhangi bir rahatsızlık
duymadan, sahip olduğu şeylerin, hiç olmazsa bir kısmını infak etmesinin ve
başkaları için o kadar var olabilmesinin adıdır.”
Bu çerçevede Hocaefendi, hizmet eğitimcisinde bulunması
gereken îsar özelliklerini maddeler hâlinde özetler ve bu maddeler, eğitim
ahlâkı için yol haritası niteliği taşır:
“1) Hak yolunda ve O’ndan ötürü iman ve ehl-i iman
uğrunda candan geçilmesidir ki, civanmertliğin zirvesi sayılır.
2) Riyâset ve makam mevzuunda her türlü fedakârlıkta
bulunmadır ki, birincisine nisbeten bir kadem daha geri kabul edilmiştir.
3) Maddî refah ve mutlulukta başkalarını düşünme ki,
öncekilere göre oldukça ucuz bir kahramanlıktır.
4) Bedel ve karşılık beklentisine girmeden ilim ve fikir
bezlinde bulunmak ki diğerleri kadar ağır olmasa gerek.
5) Sa’yin semeresini infak ki, zekât ve sadaka gibi
sorumluluklarımız bu cümleden sayılabilir.
6) Güler yüz, tatlı dil ve değişik hayırlara vesile olma
ki, hemen herkesin muvaffak olabileceği bir hayır türüdür.
Bunlardan birincisi, cûd ve sehânın zirvesi, îsârın da
esaslı bir derinliğidir ki, ona muvaffak olmak her babayiğidin kârı değildir.”
Sonuç olarak, îsar ruhu esaslı eğitim anlayışı; bilgiyi
ahlâkla, başarıyı fedakârlıkla, rehberliği adanmışlıkla bütünleştirir. Hizmet
eğitimcileri, bu ilkeleri hayatlarına taşıyarak ve öncelikli kendi dünyalarının
her karesinde uygulayarak, yalnızca akademik olarak değil, insanî
derinlikleriyle de nesiller yetiştirirler. Bu yolculuk, zirvesi zor ama
bereketi sınırsız bir ihlas ve tahkik yolculuğudur.
YAZARIN SON YAZILARI

Grönland krizi: Trump tırmandırıyor, Avrupa direni...

Eşine sürücülü polis arabası tahsis eden emniyet m...

Tom Barrack'tan tarihî açıklama: SDG'nin ortaya çı...

Suriye'de Haseke konusunda anlaşma işareti! Abdi, ...

AİHM Türkiye'yi Ziyaret ve telefon kısıtlamalarınd...


