Yüksek donanımlı insanlar yetiştirme zarureti

Okuma Süresi 10 dkYayınlanma Çarşamba, Ocak 28 2026
Paylaş
X Post
Yüksek donanımlı insanlar yetiştirme zarureti

         M. Fethullah Gülen Hocaefendi:  “OKUMA  SEFERBERLİĞİ, YAŞATMA  İDEALİ” konusunda sorulan dünyanın dört bir yanında “Gönüllüler Hareketi”ne olan teveccühün gün be gün katlanarak arttığı görülüyor. Bu noktada mevcut fırsatların heba edilmemesi ve muhatapların dünyevî-uhrevî mutluluğunu temin adına hangi hususlara öncelik verilmelidir?” sorusuna şöyle cevap veriyor:

         “Yeni Bir Seferberlik Ruhuna”

         Sonra bu özeti şöyle açıyor:

         “Şimdi bu hendesî yani geometrik genişlemeye mukabil, rehberlik yapacak insanların kemmiyet ve keyfiyeti hâlâ riyazî durumdaysa, o zaman mevcut durumun yeniden gözden geçirilip doksanlı yılların başında arkadaşların hicret sevabı deyip yurt dışına göçler tertip ettikleri gibi gönüllerde yeni bir seferberlik aşk u iştiyakı tutuşturulması gerekir. (…)

         Müzakereli Okumanın  Vaad  Ettikleri

         “Bu derinlik, bu enginlik ve bu donanım için beslenme kaynaklarımız okunurken onları adet kabilinden değil de, mukayeseli ve analitik bir bakış açısıyla, yeni terkip ve tahlillere ulaşma azmi ve gayreti içinde okumalıyız. (…)

         “Çağımızda, Kur’an ve Sünnet-i Sahiha’nın hakikatlerini bize aksettiren zatın eserlerine karşı da aynı körlüğü yaşadığımızı söyleyebiliriz. Sabahleyin o eserlerden birini elimize alıp günün mutad dersini yapmak, onu anlama adına yeterlidir. Esas olan, o zatın eserlerinde serdettiği fikir ve düşüncelerin incelik ve nüktelerini görme ve onları başka yerlerle karşılaştırmalar yapmak suretiyle anlamaya çalışmaktır. Meselâ “İmam Gazzali Hazretleri şu mevzuda söyle demiş, ama Hazret-i Pir-i Muğan Şem-i Tâbân bu meseleye daha farklı yaklaşmıştır.” diyebilecek ölçüde mukayeseli okumalar yapabilmeli ve yeni bir okuma sistemi geliştirmeliyiz. Bir düşünün, bu âsâr-ı hergüzide, ilk duyduğunuz dönemde içinizde nasıl bir heyecan uyarmış, size nasıl bir  sahabe ruhu telkin etmiş, sizi nasıl tetiklemiş ve harekete geçirmiştir?  Fakat ne oldu da, o eserler, sonradan âdet kabilinden okumalara dönüştü? Halbuki ekmek ve su gibi ihtiyaç duyulan bu eserler farklı bakış açılarıyla daha derinden ele alınmalı, hatta sadece o zatın ifade ettikleriyle yetinmeyip onun gösterdiği ufukları da yakalamaya çalışmalı: çalışıp analitik ve terkipçi  bir okuma gerçekleştirilmeliydi. (Bu sisteme, bir karşılık verme gerekir.)

         Genişlemeyle  Doğru  Orantılı  Derinlik

         “İşte hendesi genişlemeye mukabil bu usûl ve bu enginlikte eserleri okuyup yolumuzu aydınlatacak rehber ve mürşidlere ihtiyaç vardır. (…)

         “Fakat ne yazık ki, şu anki geniş imkanlarımıza rağmen bizim, mahrutî bir bakış açısıyla “Şu konu falan yerde şöyle anlatılıyor. Filân yerde ise aynı konu bir fihrist halinde şöyle dile getiriliyor. Orayla burası arasında da şöyle bir münasebet var.”  enginliğinde okuyabildiğimizi zannetmiyorum.

         “İşte toplum olarak bugün biz, ister Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan, ister Sünnet-i  Sahiha, isterse onların çağımıza  göre hususî  mahiyette tefsir ve izahının yapıldığı eserleri yeniden ele alarak sindire sindire, yedire yedire tabiatının bir yanı haline getirmiş mürşid ve rehberlere muhtacız.

         Hocaefendi, “Hizmet’in ilk günlerindeki safvetin korunabilmesi, metafizik gerilimin devam ettirilebilmesi ve yeni dava adamlarının yetişmesi için gerekli olan şeyler nelerdir?” sorusuna da şöyle cevap veriyor:

         “Sonuç olarak, kaybettiğimiz kıvamı yeniden yakalamak, insanların  aşk u şevkini tekrar canlandırmak, derlenip toparlanmak istiyorsak yapacağımız şeyler şunlardır: Saff-ı evveli teşkil edenler gibi bir kere daha ilim, araştırma ve hakikat aşkına açılmak, beslenme kaynaklarımızda tekrar sıkı bir irtibata geçmek, herkeste bunlara karşı iştiyak hâsıl etmeye çalışmak. Bunun için yeni formatlar bulmalı, farklı okuma usulleri geliştirmeli ve ne yapıp edip insanların merakını bizim için menhelü’l-azbi’l-mevrud (tatlı su kaynağı) sayılan eserlere çekmeliyiz. Kendini i’lâ-yı kelimetullah davasına adamış yeni gönül erlerinin yetişmesi, yani bu devranın devamı ancak bununla mümkündür.

         Bir başka zaman Hocaefendi şöyle diyor:

         “Duygu ve düşüncede yeni bir inkılaba ihtiyaç var. Yeni bir düşünce tarzı, yeni bir üslup, yeni bir okuma şekli geliştirmeli, bugüne kadar bildiğimizi zannettiğimiz meseleleri yeniden ele almalıyız. (…)

         “Bu meseleleri sadece halk seviyesinde ele almakla iktifa etmemeli, akademik seviyede çalışmalar da ortaya koyabilmeliyiz. Bunun için akademiler ve bunlarda araştırma yapacak çalışma grupları oluşturulmalıdır. Bunların farklı alanlarda derinleşmeleri sağlanmalıdır. (…)

         “Evet, günümüzde bizi ülfet ve ünsiyetten kurtaracak yeni bir okuma usulü ortaya koymak şart ve elzemdir. Maalesef ezberlerimizi tekrar ediyoruz. Eserlerde âdet kabilinden meşgul oluyoruz. Aradan çıkarmaya yönelik okumalar yapıyoruz. Bunlarla  bir yere varılamaz. Düşünce hayatımızda bir yenilenme meydana getirecek yeni bir okuma tarzı geliştirmek zorundayız. (…)

         “Sonuç olarak farklı grup ve heyetler halinde ilmî meseleleri müzakere ederek, karşılaştırmalar yaparak tefekkür, tedebbür ve tezekkür kabiliyetlerimizi geliştirmeli, ilmî ve fikrî alanda derinleşebilmeliyiz.”

         M. Fethullah Gülen Hocaefendi  “SİSTEMLİ   KİTAP  OKUMA”  konusunda ise:

         “Bütün bunların yanında tebliğ ve irşad kahramanları inandıkları hak ve hakikatleri doğru bir şekilde başkalarına nakletmek, dünya görüşlerini ve hayat felsefelerini ikna edici bir üslupla muhataplarına şerh etmek istiyorlarsa inandıkları değerler hakkında çok daha doyurucu bilgiye sahip olmak zorundadırlar. Ayrıca içinde yaşadıkları zamanın rüzgarını arkalarına almasını bilmeli ve çağın ihtiyaçlarına cevap verebilmelidirler. İşte bu da ancak ciddi bir okuma seferberliğiyle mümkün olabilir. Her şey dar bir dairede başlar, merkezde çok küçük bir açı şeklinde kendini hissettirir fakat muhit hattında çok büyük bir mesafeye dönüşür. Siz elli kişiyle bir işe başlarsınız. Bir süre sonra bakarsınız ki o elli kişi bin kişiye ulaşmış” diyerek bizleri sistemli kitap okumaya teşvik ediyor. İnşaallah  bizler de bu tavsiyelere uyarız.