Neden böylesine büyük bir korkuya kapıldınız?

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Pazartesi, Eylül 5 2016
Gazeteci-yazar Ahmet Altan 100 yıl önce ve bugünü karşılaştırdı, ''tarihe “son İttihatçılar” olarak geçmenin ne size, ne bu topluma bir yararı var.'' dedi



Böyle olmaz

Bir toplum, dönüp yüz yıl öncesini yeniden yaşamaya başlamışsa, ortada çok ciddi bir sorun var demektir.
“Her şey harika” diye bağırmak sorunu çözmeye yetmez.
Bağırmakla çözülecek bir sorun değil çünkü bu.
Dönüp 1912’lere, 1913’lere, İttihatçıların Birinci Dünya Savaşı’na girmeden önceki günlerine bir bakın.
Tarihçiler elbette benden daha iyi bilir ama o dönemleri ben de biraz bilirim, binlerce sayfa kitap okudum, binlerce sayfalık romanlar yazdım o dönemle ilgili.
Bugünlerin 1990’lara benzediğini söylüyorlar ama bence bugünler geçen yüzyılın başlarına benziyor asıl.
Aynı “mutlak iktidar” aranışları, aynı yönetim yetersizlikleri, aynı bütün muhalefeti şiddetle ve baskıyla susturma isteği, yazarlara aynı baskılar, aynı “her şeyi en iyi biz biliyoruz” iddiaları, aynı koyu milliyetçilik, aynı “herkes bize düşman” inanışları, aynı çaresizce uluslararası müttefik bulma çabaları, savaşa aynı sürükleniş, ekonominin dümeninin bütün uğraşlara rağmen aynı şekilde bir türlü düzgün tutulamaması, askeriyenin aynı şekilde siyasetle parçalanması, aynı kutuplaşma, toplumu ikiye ayıran aynı nefret, aynı sansür, aynı umutsuzluk…
Benzerlik korkunç.
Bir toplumun böyle bir kapana yakalanması daha da korkunç.
Hiç girmememiz mümkün olan bir çıkmaza girdik, buradan bu yöntemlerle çıkmamızın imkanı yok.
AKP iktidarı kendisine yönelik bu eleştirileri “düşmanlık” olarak görüyor ama bunlar düşmanlık değil, bunlar, hepimizin parçası olduğu bir toplumun böyle acılar içinde yeniden dehşet verici bir travmaya doğru gitmesinin durdurulması için dostça uyarılar.
Bu yol daha önce denendi.
Buradan bir yere varılamadı.
Neden aynısını bir daha tekrarlamaya çalışı

Bu haberler de ilginizi çekebilir