Alacaklı gidenler

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Cumartesi, Eylül 9 2017
tr724 yazarlı Emine Eroğlu 'Alacaklı Gidenler'i yazdı.
ALACAKLI GİDENLER

“Gariplere müjdeler olsun” hitabının muhatapları onlar.

Dünya onlara en çirkin yüzünü gösterip kendine küstürdü.

Tek suçları “farklı” oluşlarıydı.

“Uğursuzsunuz siz, şayet (sizi siz yapan ahlaki değerlerden) vazgeçmezseniz, sizi taşlarız, acı mı acı bir azap size dokundururuz.” diyen belde halkına, “Uğursuzluk dediğiniz şey, size ancak sizden gelir. Gerçek size hatırlatıldı ve uyarıldınız diye mi böyle tepki gösteriyorsunuz? Siz, sınır tanımaz ve Allah’ın verdiği duygu, meleke ve kabiliyetleri boşa sarf eden bir topluluksunuz.” diye cevap veren elçiler gibi taşlandılar.

“Acı mı acı bir dünya azabı” üzerlerine boca edildi.

Firavun’a boyun eğmedikleri için, “Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım! Kimin azabının daha şiddetli, daha devamlı olduğunu işte o zaman anlayacaksınız!” diye tehdit edilen büyücüler gibi “Mümkün değil” dediler, “bize gelen bunca delillere ve bizi Yaratana karşı seni tercih edemeyiz. İstediğin hükmü ver. Senin hükmün nihayet, bu dünyada geçer.”

Zulüm karşısında boyun eğmedi, eman dilemediler.

Zeliha’nın iftirasına uğrayan Yusuf gibi, masumiyetleri bilinmesine rağmen müfteriyi aklamak, muktedire zaman kazandırmak için zindanlara atıldılar.

Kucağında apaçık bir mucizeyi taşıyor olmasına rağmen iffeti sorgulanan Hazreti Meryem gibi, kendini bilmez saldırganlar karşısında “suskunluk orucu” tuttular.

Kerbelâ’da kuşatılan Hazreti Hüseyin gibi, her türlü insanî haklarından mahrum bırakıldılar da evlatlarına bile acıyan olmadı. Kırk yıllık dostlarının nefret oklarıyla yaralandılar.

Bu haberler de ilginizi çekebilir