Bir millet mi doğuyor!

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Salı, Mart 8 2022
Bir topluluğun kaynaşması ve millet haline gelebilmesi için sadece iyi günlerde beraber olması yeterli değildir. Çilede, elemde ve tasada da beraber olmak gerekir. İyi gün dostlarıyla biraz mesafe kat etmemiz mümkün olsa da daha sonra ayak bağı olurlar. Bu nedenle dostluğun ölçüsü kara günlerde de beraber olabilmektir. Çünkü, zor günlerde ortaya koyacağımız beraberlikle, yardımlaşmayla ve dayanışmayla toplumsal kimliğimizin çizgileri ancak belirgin hale gelebilir.
HÜSEYİN ODABAŞI

Bir topluluğun kaynaşması ve millet haline gelebilmesi için sadece iyi günlerde beraber olması yeterli değildir. Çilede, elemde ve tasada da beraber olmak gerekir. İyi gün dostlarıyla biraz mesafe kat etmemiz mümkün olsa da daha sonra ayak bağı olurlar. Bu nedenle dostluğun ölçüsü kara günlerde de beraber olabilmektir. Çünkü, zor günlerde ortaya koyacağımız beraberlikle, yardımlaşmayla ve dayanışmayla toplumsal kimliğimizin çizgileri ancak belirgin hale gelebilir.      

Hani zamanın Sultanı, Hacı Bayram Veli Hazretlerine harpten ve askerlikten muaf tutulan müritlerinin sayısını sormuş ya! O da müritlerini imtihan etmiş tabi. Kurduğu çadırına müritlerini çağırmış. Bir kadın ve bir erkek ancak çadıra girmiş. Çünkü Hazret, çadırda kestirdiği hayvanların kanını akıtmış. Çadıra giren müritlerinin boynunu kesiyor zannıyla bir buçuk müridinden başka kimse çadırın içine girmeye cesaret de edememiş. Bu bakımdan akıllı idareciler iyi gün dostlarına sırt çevirmese de kara gün dostlarını asla unutmaz ve iyi günler gelip çattığında da onlarla iş yapmayı, yol yürümeyi diğerlerine tercih ederler. 

Bugün Türkiye'de hizmet hareketi kara günlerini yaşıyor. Hukukla alakası olmayan  “İrtibat ve iltisak” ateşten bir kor oldu. İnsan fıtratı gereği korunma iç güdüsüne uyarak bu ateşin ve belanın kendisine değip mahvetmemesi için her hizmet insanı, tedbir yapmak zorunda kaldı, saklandı, gizlendi. Bazıları da manevi olan bu irtibat zincirinden ayrıldı; görmedim bilmedim modunu tercih etti. Fakat istihbarat tarafından tertip edilen fişlemeler ise bu iltisak ve irtibatın kopmasına asla müsaade etmedi. Mahkemelerde, evraklarda zalim bir el tarafından Gülenist olduğumuz bir kere daha tespit edildi ve tescillendi, kayıtlara girdi. Gülenist olduğumuz, kanun hükmünde kararnameler çıkartan devletin eliyle zabıtlara geçti. Evlatlarımız, evlatlarımızın evlatları

Bu haberler de ilginizi çekebilir