İkinci vatan: Almanyalı mıyız, dışlanıyor muyuz?

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Salı, Ekim 5 2021
Bu yıl Türkiye'den Almanya’ya iş gücü göçünün 60'ncı yılı. Türkiye kökenlilerin çoğu artık kendini "Almanyalı" hissetse de gündelik hayatta hâlâ bazı sorunları var. Onlardan biri de ayrımcılık.
DW'den Peter Hille'nin haberine göre, Bu yıl 30 Ekim'de Almanya'ya Türkiye kökenli işçilerin gelmesinin önünü açan Türkiye-Almanya İş Gücü Anlaşması'nın 60'ıncı yılı dolacak.

Almanya'ya göçün üzerinden geçen 60 yıl zarfında pek çok şey değişti. Artık 1960 ve 1970'lerde gelen o ilk kuşak "misafir işçilerin" çocuklarının çocukları, Almanya'da iş hayatından sanata, bilimden siyasete ülkenin bir parçası. Geçen 60 yıl zarfında pek çoğu kendini artık "Almanyalı" saymaya başladı. Buna rağmen yaşadıkları bazı sorunlar hâlâ sürüyor. Onlardan biri de sık sık dile getirilen ayrımcılık.

Almanya'da bugün yaklaşık 3 milyon Türkiye kökenli yaşadığı tahmin ediliyor. Duisburglu Pedagog Burak Yılmaz da onlardan biri. 1987 doğumlu Yılmaz'ın dedesi 1963 yılında trenle İstanbul'dan Münih'e gelmiş. Oradan da en çok işçi ihtiyacı duyulan Ruhr Bölgesi'ne giderek önce madende, sonra da demir yollarında çalışmış.

Ankara ile Berlin arasında yapılan anlaşmaya göre aslında taraflar gelen işçilerin birkaç sene kalıp memleketine döneceğinden yola çıkıyordu, ancak öyle olmadı. 1970'lerden itibaren dönülmeyeceğinden emin olununca memleketten aileler getirilmeye başladı ve şimdiki yerleşik hayatın asıl temelleri atıldı.

"Büyükannem fabrikada çalıştı"

Burak Yılmaz, büyükannesinin bir fabrikada çalıştığını, çocukları sabahları okula bıraktıktan sonra işe gittiğini, fabrikadan çıkınca da kendilerine ait minik bir manav dükkanında çalışmaya devam ettiğini anlatıyor. Yılmaz'a göre iş, onların hayatında ön plandaydı, çünkü biraz birikim sağlayıp çocuklarının kendilerinden daha iyi bir geleceğe sahip olması en önemli hedeflerinden biriydi.

Aradan geçen onca zamana rağmen Burak Yılmaz, büyükannesi ve büyükbabası ile hâlâ eski günler hakkında konuştuklarını ve bundan dolayı da çok mutlu olduğunu anlatıyor.

Peki 30 Ekim 1961 Yılmaz ve ailesi için ne anlama geliyor, sadece kağıt üzerinde atılmış bir tarih mi?

"Hayır" diyor Yılmaz. "Bu tarih benim için çok büyük bir öneme sahip.

Bu haberler de ilginizi çekebilir