Milli Orduya kumpası kim kurdu?

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Pazartesi, Haziran 12 2017
2014 yılına kadar “Ergenekon ve Balyoz davalarının savcısıyım” diyen Erdoğan ne oldu da birden ‘Ergenekon’un avukatı’ haline geldi, onları iktidarına ortak yaptı?
Erdoğan 17-25 Aralık operasyonları sonrası düştüğü durumdan kurtulma yolları arıyordu. Bu zor halden kurtulabilmek için içte ve dışta ittifakları/düşmanlıkları yeniden tanımladı. Bireysel konumunu-çıkarlarını merkeze alacak şekilde sadece hükümetin değil, devletin politikalarında keskin değişiklik arayışına girdi. Açığa çıkmış ve soruşturulan yolsuzluk, rüşvet, suiistimal gibi ağır ithamların Batı tarafından aklanmasının ve desteklenmesinin mümkün olmayacağını biliyordu. Bu nedenle Erdoğan ve çevresi ülkenin eksenini değiştirmeyi ve içte ulusalcı/Avrasyacı/Ergenekoncu ekibe, dışta Rusya/Çin/İran gibi ülkelere yanaşmayı tercih etti. Bu tercihten sonra Erdoğan, Ergenekon ve Balyoz darbe davalarını kapattı. Bu keskin dönüş topluma “Orduya kumpas” denerek pazarlandı.

Ergenekoncu subaylar salınmakla yetinilmedi, yüklü tazminatları da ödenerek TSK’daki görevlerine acelece iade edildiler. Zira Erdoğan Avrasyacı-Ergenekoncu askerlere şiddetle muhtaçtı. Ergenekoncu/Avrasyacı ekip de zordaki Erdoğan’ın durumundan yararlanma fırsatını kaçırmadı ve Cemaat’i hedefe koymak üzere anlaştılar. Erdoğan kininin takipçisi olurken, Ergenekoncular sürecin stratejik ve taktik planlayıcısı oldu. İslamcılara, tarikatlara ve cemaatlere ise bu işbirliğinin figüran kitlesi, oy deposu olmak düştü.

Gövdesini dindarların, beynini Ergenekoncuların, siyasi gücünü AKP’nin oluşturduğu yeni, kozmopolit bir BİRLİK kuruldu. Pragmatizmin üstadı Erdoğan 17-25 Aralık suçlarının bagajıyla hukuk, şeffaflık, hesap verebilirlik gibi demokratik değerlere asla dönemezdi. Bu ilkeleri paydaşlarına şart koşan NATO ve AB ile yürüyemezdi. Onun yerine kirli bohçalarını problem yapmayacak Avrasyacılar ve onların hamisi Rusya ile iş tutmayı tercih etti. İşbirliği süreci Yalçın Akdoğan’ın “milli orduya kumpas kuruldu” cümlesiyle başladı. Uçak düşürme vakası Rusya ile ilişkileri germiş gibi görünse de sonuçta Erdoğan’ın ve Türkiye’nin Rusya’ya bağımlılığını, mecburiyetini ve mahkûmiyetini perçinledi. Nitekim Er

Bu haberler de ilginizi çekebilir