Şeyh Şâmil’in Torunu Said Şâmil Bey

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Çarşamba, Mayıs 3 2017
Samanyoluhaber.com yazarı Safvet Senih, 'Şeyh Şâmil’in Torunu Said Şâmil Bey' başlıklı yeni yazısında Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin talebelerinden hatıraları aktarıyor.
Şeyh Şâmil’in Torunu Said Şâmil Bey

Merhum Said Şamil Beyle ilgili ilk bilgileri Necmeddin Şahiner Ağabeyin “Aydınlar Konuşuyor” ve “Son Şahitler-5” kitabından elde ettim. Merhum Mustafa Birlik Ağabeyden dinlediklerim de var. Ama, Ali Ulvî Kurucu Ağabeyin Hatıralar-3 kitabında genişçe yer verilmiş:

Sultan Abdülaziz zamanında Medine’ye ailesiyle beraber gelen Meşhur Şeyh Şâmil’in oğlu Kamil Paşa’nın oğlu Said Şamil Medine’den,  1908’de ailesiyle beraber İstanbul’a dönmüştü. 1960’tan sonra Medine’ye geldi ve 1972 yılına kadar on iki sene kaldı. Said Şamil bekardı. Evi bir akademi bir dergah bir medrese gibiydi.

Said Şamil Beyin bütün düşüncesi, endişesi Müslüman dünyası idi. Her gün muhtelif dillerde yabancı radyoları dinler, gazeteleri okurdu. Tarihî ve siyasî bilgi ve tecrübesi çok fazlaydı. 

Bu mütevazi zât şöyle derdi: “Allah makamını Cennet eylesin, dedem Şeyh Şamil’in hatıraları, ruhumda heyecanlar uyandırıyor. Onun Ruslarla fâsılasız otuz beş yıl devam eden cihadını, muharebelerini hatırladıkça, kendimden utanırım. Derim ki; ‘Ey talihsiz, derbeder beceriksiz Said! Sen o dedenin torunu musun?’  

Hatta bazı dostlar: ‘Said Bey, niçin hatıratını yazmıyor?’ derler. Böyle diyenlere şu cevabı veririm: ‘Hatırat olarak bizden sonrakilere ne bırakacağız? Benim hayatım hep mağlubiyetle, hezimetle geçti. Tarihte bir iş göremedim, maalesef. Ne yazacağız? Şurada yenildik, burada yenildik mi diyeceğiz? Maalesef bu hususta talihsizim.” 

Said Şamil Bey, İslam dünyasından çok kimseleri, devlet büyüklerini ve mühim başkanları yakinen tanırdı. Ama isim vermeden şöyle dertlenirdi:

“İslam dünyasındaki ÇÖKÜNTÜ, ZAAF, ÇÖZÜLME, PÖRSÜME sadece askeri sahada olmamıştır. RUHÎ sahada, AHLÂKÎ sahada olmuştur. SAMİMİYETSİZLİK, MAKAM-MEVKİ UĞRUNA TAVİZLER VERMEK, daha ileri gidip şahsiyetini, imanını fedâ etmek, alıp yürümüştür. Bu

Bu haberler de ilginizi çekebilir