Ağır hasta mahpusa ikinci kez ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verildi

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Perşembe, Temmuz 2 2026
Paylaş
X Post
Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi, 17 aydır Tekirdağ 2 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan 73 yaşındaki ağır hasta mahpus Abdullah Tırpan hakkında ikinci kez sağlık kurulu raporu hazırladı. 30 Haziran 2026 tarihli raporda, çok sayıda ciddi sağlık sorunu bulunmasına rağmen Tırpan’ın cezasının ertelenmesini gerektirecek bir değerlendirme yapılmadı.
Ağır hasta mahpusa ikinci kez ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verildi

Sağlık Kurulu’nun hazırladığı rapora göre Abdullah Tırpan, ileri derecede diyabete bağlı sinir hasarı nedeniyle el ve ayaklarında ciddi fonksiyon kaybı yaşıyor. Ellerindeki kaslarda erime bulunduğu, desteksiz yürümekte zorlandığı ve yalnızca kısa mesafelerde güvenli şekilde hareket edebildiği belirtildi. Raporda ayrıca diyabet ve yüksek tansiyon hastası olduğu da yer aldı.

TR724'ten Sevinç Özarslan'ın haberine göre kurul, Tırpan’ın sağlık sorunlarını tek tek sıralamasına rağmen, cezaevi koşullarında kalamayacağı yönünde bir değerlendirme yapmadı. Raporda, hükümlünün ceza infaz kurumunda yaşamını sürdürebileceği belirtilirken, konutta infaz ya da infazın ertelenmesine ilişkin olumlu bir görüş bildirilmedi.


Kararın, cezaevinde yaşamını tek başına sürdürmekte güçlük çeken 73 yaşındaki bir mahpusun sağlık durumuna ilişkin ortaya konulan bulgularla çeliştiği dikkat çekti.

Sağlık Kurulu raporunda imzası bulunan hekimler arasında Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Ahmet Can Ertam, Nöroloji Uzmanı Dr. İlke Şahin, Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Yunus Emre Dinç, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Aslı Karademir, Psikiyatri Uzmanı Dr. Melis Özdemir, Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Cahit Kabul Umar, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Mehtap Durak ile Sağlık Kurulu Başkanı Dr. Mehmet Ali Serdar Sönmez yer aldı.

Raporda yer alan bulgular ile kurulun vardığı sonuç arasındaki çelişki, hekimliğin temel etik ilkeleri açısından da tartışma yarattı. Hipokrat Yemini’nin temelinde yer alan “önce zarar verme” ilkesi, hastanın yaşamını ve sağlığını korumayı esas alırken; ağır sağlık sorunları belgelenen ileri yaştaki bir mahpusun cezaevi koşullarında kalabileceği yönündeki değerlendirme, bu ilkeyle bağdaşmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.